Hakan Fidan’ın Dönüşü ve İmralı Mesajı

    İmralı canisi, 90 yıllık Cumhuriyeti de yerle bir ederek coştu. Bunca yıldır boşuna “Cumhuriyet Bayramı” kutlamışız.
Hakan Fidan’ın Dönüşü ve İmralı Mesajı
Meğer Cumhuriyet demokrasi değil, sadece baskı ve işkence getirmiş. “Parçalama ve bölme” işleminden vazgeçen cani, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde birlikte yaşama sözü” de veriyor. Daha ileri götürüp, “Bu yeni dönemde Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde özgür ve eşit Anayasal yurttaşlık” getirileceği “müjdesini” de veriyor. İşte koca Türkiye Cumhuriyeti’nin AKP iktidarıyla bel bağladığı “arabulucu!”    Öcalan, Türkiye’yi demokratikleşmek için azmetmiş. Bu sebeple devletin üniter yapısını yıkıp, Avrupa Birliği benzeri bir yapıyla değiştirilmesini istiyor. Bu muhteşem ve paha biçilmez önerisini de “Ulus devletleri kendi aralarında Ortadoğu’nun demokratik ortak evini inşa etmeye çağırıyorum!” diyerek yapıyor. İyi ki varmış, acaba olmasa ne yapardık bu hiçbir işe yaramayan Türkiye devleti ile?     Öcalan, Meclis’e de görev vermiş. Sözde çözüm sürecinin ilk aşamalarından birinde milletvekillerinden kurulu bir “Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu” ile “İzleme Heyeti” istiyor. Bu kurullara ilaveten, kendisini İmralı’da ziyaretinin gerekliliğini de vurguluyor. Tabii ki istekler içerisinde, daha önce dikte ettiği ve 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de kamuoyuna ortak bildiriyle duyurulan 10 maddelik “manifesto” da var. AKP’nin akıl almaz vurdumduymazlığıyla Türk devletine dayatılan bu manifesto, MHP Lideri Bahçeli tarafından 21 Mart 2015 günü yapılan MHP 11’nci Olağan Kongresi’nde ihanet belgesi olarak vurgulandı.Bahçeli bu ihanet zincirleri karşısında hızını alamayarak, “AKP iktidarı Türk tarihine, Türk milletine ve TC devletine alenen ihanet etmiştir. Devletin bölünmesi için İmralı canisiyle müzakereye oturmuştur!” diyerek, devletin düştüğü durumu bir kez daha özetledi.    Öcalan bir süre sessizdi. Hele de MİT Müsteşarı Hakan Fidan milletvekilliği adaylığı için istifa ettikten sonra. O da Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi, bu istifaya çok üzülmüş, muhtemelen Erdoğan gibi “hazmedememiş” olmalıydı. Neyse ki Fidan döndü ve hazım güçlüğü sona eren Öcalan da sağlığına kavuştu. Ne kavuşma ama. Coştu da coştu.    40 bin kişinin ölümünden, 35-40 yıldır süren terör sebebiyle bölgenin geri kalmasından sorumlu azılı bir katil, gün geldi Türkiye Cumhuriyeti’ne akıl vermeye, yön vermeye başladı.    Bu arada Öcalan’ı Nevruz mesajı, AKP iktidarının yandaş medyadaki kurulu tetikçi yorumcuları tarafından yaldızlarla parlatıldı. Aralarına aksi görüşte hiçbir kimseyi almaksızın sözde “tarafsız” yayın yaptılar. Meğer bu terörist başı neymiş de biz bilmiyormuşuz. Adam bir barışsever, barış misyoneri ve neredeyse bir Evliya mübarek! Anlaşıldı, AKP iktidarı bu katili dışarı bırakacak. “Masum” algısı yaratarak bunu hedefliyor.    Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir haller oldu. Asında Bahçeli’nin “Yıkım ve ihanet projesi” dediği sözde çözüm projesinin mimarı olan Erdoğan’dır.  Ama bir türlü HDP Eşbaşkanı Demirtaş’a yaranamadı. PKK ve Öcalan için olabilecek her türlü “fedakârlığı” (biz buna devletin, milletin, şehit ve gazilerin kesesinden taviz diyoruz) yapan Erdoğan’a, Demirtaş’ın yaptığı ahde vefaya sığmadı. “Biz var oldukça sen başkan olamazsın!” diyen Demirtaş, muhtemelen Erdoğan’ı çok üzdü.
Erdoğan da bir yerde Kürt meselesi var diyor, bir başka yerde Kürt meselesi yok diyor. Hükümetle sözde çözüm süreci konusunda da ters düşmeye başladı. Dolmabahçe açıklamasını eleştiren Erdoğan, 10 maddelik Öcalan şartlarını da güya benimsemiyor. Hele de izleme komitesine hiç sıcak değil. Üstelik neye hizmet ettiği anlaşılmayan “Akil Adamlar” projesinin fikir babası olmasına rağmen.Son Söz: Erdoğan-Davutoğlu hükümeti arasındaki uçurum büyüyor anlaşılan. Ama bir diğer büyüyen uçurum da PKK elebaşısının isteklerinde hiçbir değişiklik yok iken, Türkiye’nin düştüğü durum. Hatta uçurum yerine düştüğü çukur demek daha doğru. Bu çukurda tamamen gömülmemek için 7 Haziran Genel Seçimleri çok önemli! Yanlışlara “Dur!” deme zamanıdır.