BAŞBAKAN ERDOĞAN KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİĞİNDE

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Her zaman ve her zeminde, merhamet elimizi ateşin düştüğü tüm coğrafyalara uzatmaya devam edeceğiz. Merhamet çadırımızı, zulmün düştüğü her yere kurmaya devam edeceğiz. Bölgemizde yaşanan savaşlar, Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de, Libya'da ve dünyanın daha birçok coğrafyasında süren çatışmalar, vahşetler, merhametten nasibini alamamış bir zihniyetin sebep olduğu feci sonuçlardır. Biz, merhametin çağrısına kulak tıkayanlardan olamayız'' dedi.
BAŞBAKAN ERDOĞAN KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİĞİNDE
Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığınca, Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen ''Hazreti Peygamber ve Merhamet Eğitimi'' konulu etkinlikte yaptığı konuşmada, merhametin, esirgemenin ve bağışlamanın her şeyin başı ve medeniyetin tartışmasız şekilde özü olduğunu söyledi.
     Fahr-i Kainat olan Hazreti Muhammed'in hayatını mesaj, mesajını da hayatı haline getiren duruşunun, merhametle yoğrulmuş olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
     ''Dünyamızın ve insanlığın bugün muhtaç olduğu iklim, merhamet iklimidir. Bütün insanlığın buz çölüne doğru yol aldığı bir dünyanın istikametini tersine çevirebilecek; katılıkları yumuşatacak, kalplerin buzlarını da ısıtacak yegane değer ve erdem merhamettir. Bunun en güzelini de Hazreti Peygamber'in hayatında ve mesajında görüyoruz. Bir gün yolda gidiyor, bir köpek ölüsü, kokuyor tabii, birileri orada tiksinti ortaya koyuyor ama sevgililer sevgilisi Peygamberimiz köpeğin dişlerine bakıyor, 'Ah dişleri ne kadar da güzel' diyor. Biz böyle bir peygamberin ümmetiyiz. Hayvana merhameti, sevgiyi bundan daha güzel ortaya koyabilecek bir örnek olabilir mi? Bugün, bir merhamet medeniyeti inşasının imkanları mevcuttur diye düşünüyorum. Hiçbir güzel şey için asla geç kalmış değiliz. Yeter ki ruhumuzun bizi götürmek istediği yere gidelim. Yeter ki merhamet damarlarımız tıkanmış olmasın. Bu yolda yılmadan, usanmadan, bıkmadan yürüyeceğiz. Her zaman ve her zeminde, merhamet elimizi ateşin düştüğü tüm coğrafyalara uzatmaya devam edeceğiz. Merhamet çadırımızı, zulmün düştüğü her yere kurmaya devam edeceğiz. Bölgemizde yaşanan savaşlar, Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de, Libya'da, Yemen'de ve dünyanın daha birçok coğrafyasında süren çatışmalar, vahşetler, merhametten nasibini alamamış bir zihniyetin sebep olduğu feci sonuçlardır. Biz, merhametin çağrısına kulak tıkayanlardan olamayız. Türkiye olarak, hem küresel ölçekte hem de yakın coğrafyamızda yüreğimizi ortaya koyarak yaptığımız çağrılar, esasen hak, adalet çağrısı olduğu kadar, merhamet çağrısıdır. İşte onun için kan akan tüm coğrafyalarda insani inisiyatif alıyoruz. Uluslararası toplumun insani duyarlılığının harekete geçmesi için çaba gösteriyor, bulunduğumuz her platformda vicdanlara çağrı yapıyoruz. Özellikle, komşularımız nezdinde, Ortadoğu'da, Kuzey Afrika'da, kardeşin kardeşi katlettiği ülkelerde, Sünni olsun, Şii olsun, derisinin rengi, dili, inancı, mezhebi, meşrebi her ne olursa olsun, gür bir sesle cesaretle 'merhamet' diyoruz. Zira bizim yaradanımız rahmandır, rahimdir ve biz ona sığınıyoruz, çünkü onun bize vaadi var. O diyor ki 'Benim rahmetim gazabımı aşacaktır'. Ve bu müjdeyle beraber bu yolda yürüyoruz ve böyle yürüyeceğiz.''
 

     
     -''ANNE VE BABALARIMIZA 'ÖF' BİLE DEDİRTMEYECEĞİZ''-
    
     Başbakan Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in sözlerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ''Değerli hocamın ifade ettiği o anne-baba olayı çok çok önemli. Her zaman söylüyorum burada da söyleyeceğim. O da şudur, gerçekten annelerimiz, babalarımız bizim yanımızda yaşlandığı zaman eğer onları biz bir kenara koyuyorsak, Darülacezelere bırakıyorsak, bu bizim medeniyetimizde, bizim inancımızda yeri olan bir anlayış değildir. Çünkü biz onlara 'Öf' bile dedirtmeyeceğiz. Biz böyle bir medeniyetin çocuklarıyız ama biz Darülacezelere, huzurevlerine gittiğimiz zaman 'Evladım beni ziyaret etmedi' diyen anneleri, babaları ağlarken çok gördük. Onları ağlatmayacağız. Onların gözyaşı adeta kan olup akıyor. Bizim medeniyetimizde bunun yeri yok. Siz insanlık toprağına sevgi tohumu ekin. O, gün gelir bütün insanlığı besleyen merhamet ağacı oluverir. Biz, toprağa sevgi tohumları ekiyor, sevgi çınarının daha gür şekilde coğrafyamızı kuşatması için gece gündüz mücadele veriyoruz.''
     Merhametin, insanları daima bütün varlıkların can damarına, sevginin, birliğin, barış ve huzurun kalbine götürdüğünün hiçbir zaman unutulmaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, kaybolmaya yüz tutan, örselenen, yıpranan merhamet duygusunu hatırlattığı, gündeme taşıdığı için Diyanet İşleri Başkanlığına bir kez daha şükranlarını sunduğunu söyledi.
 
 

     Başbakan Erdoğan, ''Kardeşine tebessüm etmeyi bile sadaka sayan, hayır yerine koyan bir peygamberin bağlısı olduğumuz için burada Rabbimize bir kez daha şükrediyorum, hamdediyorum. Yine İstiklal şairimizin şu dizeleriyle sözlerimi sonlandırmak istiyorum; 'Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet/Ya Rab! Bizi mahşerde bu ikrar ile haşret!' Kutlu Doğum Haftası'nda, Hazreti Peygamberi, Resuli Ekrem'i salat ve selamla yadediyor; Allah bizi şefaatine nail etsin diyorum'' şeklinde konuştu.