CUMHURBAŞKANI GÜL TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ TOPLANTISINA KATILDI

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Ürettiğiniz bir şey yoksa, üretim alanında başarınız yoksa o zaman satacak bir şeyiniz de yok demektir. Dolayısıyla ihracata dikkatleri çekmek, ihracata yönelmek aynı zamanda üretimi teşvik etmek, aynı zamanda üretimin önemini kavramak demektir'' dedi.
CUMHURBAŞKANI GÜL TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ TOPLANTISINA KATILDI
  Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Meclis toplantısında yaptığı konuşmada, ihracat konusunun uzun yıllar Türkiye'nin ihmal ettiği bir konu olduğunu, siyasi olarak da ekonomik olarak da içe dönük olan Türkiye'de uzun yıllar hep ithal ikamesi politikaların konuşulduğunu, bunun çok büyük başarı olduğunun düşünüldüğünü söyledi.
     Türkiye'nin ihracatı 1 milyar doları geçtiğinde ülkede çok büyük sevinç yaşandığını dile getiren Gül, bugün Türkiye'nin çok büyük başarılar elde ettiğini, dünyanın en büyük ekonomik krizinin yaşandığı, dünya ticaretinin süratli şekilde düştüğü dönemde bile 100 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini hatırlattı.
     Bütün bunların Türkiye'nin değişimin ayrı bir göstergesi olduğunun altını çizen Gül, Türkiye'nin ihracatta önüne koyduğu hedeflere ulaşacağına kesinlikle inandığını ifade etti.
     İhracat, dışarıya mal satmak derken başka yerden alınan malın üzerine kar konularak satılmasının konuşulmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Gül, şöyle dedi:
     ''İhracat derken aslında biz dolaylı olarak üretim kapasitemizi konuşuyoruz. Üretiyorsanız satacaksınız. Ürettiğiniz bir şey yoksa, üretim alanında başarınız yoksa o zaman satacak bir şeyiniz de yok demektir. Dolayısıyla ihracata dikkatleri çekmek, ihracata yönelmek aynı zamanda üretimi teşvik etmek, aynı zamanda üretimin önemini kavramak demektir. Neticede ihracata dayalı büyüme modelinden bahsetmek ve onu tercih etmek demektir. Şunu da söylemek istiyorum: 500 milyar dolar ihracatı olan ülkenin üretim kapasitesinin bugünkünün birkaç misli yukarda olması gerekir ki, üretmesi gerekir ki satabilmesi gerekir. Dolayısıyla üretim politikalarımızı da buna göre desteklememiz, buna göre tekrar gözden geçirip dizayn etmemiz gerekiyor.''
    
     -ÇIKMAZ SOKAK-
    
     İhracatın sadece ekonomik bir faaliyet olmadığının altını çizen Abdullah Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ''Türkiye'nin dış politikasıyla da çok ilişkili. Eğer komşularla duvar ördüyseniz, Türkiye'yi bir nevi çıkmaz sokak haline getirdiyseniz o zaman mal satacak insan da bulamazsınız. Bir zamanlar öyleydi. Bütün komşularla duvar vardı etrafımızda... Onlarla ilişkilerimiz neredeyse yasaklı haldeydi, neredeyse küs halindeydik. Bunu söylerken hatanın bizde olduğunu söylemek istemiyorum. Ama bu bölgenin en önemli, en büyük bölgesel gücü olarak bölgeyi dizayn etmek, düşünmek, başkalarının yerine, komşularının yerine de gerekirse düşünerek ilişkileri normalleştirmek bize düşüyor.''
     Abdullah Gül, her ülkenin kalkınmasının önce kendi bölgesinden başladığını belirterek, ''Vizelerin kalkması, serbest ticaret anlaşmalarının imzalanması, vergi muafiyeti anlaşmalarının imzalanması, yatırımların karşılıklı korunmasıyla ilgili anlaşmaların imzalanması aslında devletin sizin adınıza altyapıyı hazırlaması faaliyetleridir'' dedi.
     Hukuki altyapı hazırlanmadan mal satılamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Türkiye, bunların hep farkına vardı. Bu konulara kendisini önemli şekilde yönlendirdi ve neticede çok büyük kapılar açılmaya başladı'' diye konuştu.
 
     
     -TİCARİ AHLAK-
    
     Türkiye'nin bugün bütün Afrika ülkeleriyle çok yakın ilişkiler içinde olduğunu dile getiren Gül, şunları kaydetti:
     ''Birçok Afrika ülkesini ziyaret ediyoruz. Herkes 'Türkler gelmiş' diye kucak açıyor. Türkler'in gidişi bazı ülkelerin gidişinden farklı. Koloni geçmişimiz olmadığı için Türkleri samimi şekilde karşılamışlardır. Biz ticaret yaparken karşılıklı kazan ile yatırım yaparken de karşımızdakinin kazancını düşünerek ticari ahlakı hep öne çıkartmışızdır. Bu tabii bize daima yeni kapılar açmıştır.''
     Cumhurbaşkanı Gül, Latin Amerika ile ilişkilere de değinerek, Türkiye'nin bu ülkelere de ihracat yapabileceğini anladığını, yeni pazarlar, yeni coğrafyalar keşfetmeye başladığını söyledi.