EL EMEĞİ GÖZ NURU ABA İŞLEMECİLİĞİ

HATAY'DA, GELENEKSEL YÖNTEMLERLE 3 KUŞAKTIR ABA İŞLEMECİLİĞİ YAPAN EMEKTAR USTA, JAPON'DAN HOLLANDALI'YA, ARAPLARDAN ABD'LİYE KADAR 72 ÜLKEDEN ALICI BULUYOR -GELENEKSEL EL SANATINI SÜRDÜREN ABDULLA AKAR: ''DÜNYA ABA GÜREŞLERİ ŞAMPİYONASI İÇİN 30 ADET ABA İŞLEDİK'' -''BU MESLEĞİN BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE AKTARILASI İÇİN HALK EĞİTİM MERKEZLERİ BÜNYESİNDE ABA İŞLEMECİLİĞİ KURSLARI AÇILMALI''
EL EMEĞİ GÖZ NURU ABA İŞLEMECİLİĞİ
 Yünün dövülmesiyle elde edilen kalın ve kaba kumaştan yapılmış yakasız, uzun üstlük olan ve geçmişi uzun yıllar öncesine dayanan ''aba işlemeciliği'' ve ''kilim dokumacılığı'' Hatay'da tüm canlılığıyla yaşatılıyor.
     Hatay'da, babasından öğrendiği aile mesleği aba işlemeciliği ve kilim dokuma sanatını sürdüren Abdulla Akar'ın (47), el emeği ürünleri 72 ülkeden alıcı bulmasının yanı sıra turistlerin de gözde hediyelikleri arasında yer alıyor.
     Türkiye'de bu konuda isim yapan ender ustalar arasında gösterilen Abdulla Akar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, renk ve motif tasarımı tamamen kendisine ait el emeği ürünlerinin bir başka örneğinin hiçbir yerde bulunamayacağını iddia etti.
 
 
     Akar, aba güreşleri ağası ve güreşçilerin abalarını her biri için haftalarca emek vererek özenle işlediğini, bu işi babasından öğrendiğini belirterek, ''Ailece üç kuşaktır bu işi yapıyoruz. Daha önceleri yün iplik üretiyorduk fakat sonradan kilim dokumacılığına da başladık. Yöre egelen turistler ve ihracatçılar benden aldıkları abaları yurt dışına pazarlıyorlar. Şu ana kadar 72 ülkeye siparişle el emeği aba gönderdim'' dedi.
     Çocukluğundan beri bu mesleğin içinde olduğunu anlatan Akar, aba ustalarının bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar az kaldığını belirterek, ''Teknolojinin gelişimiyle birlikte fabrikasyon ürünler daha ucuza mal oluyor ve daha az emek istiyor. Buna rağmen, el işlemeciliğinin yerini hiçbir şey tutmaz. İlerleyen yıllarda bu mesleği icra edenler kalmadığında, bunun kıymeti daha iyi anlaşılacak. Çünkü, biz bu mesleğin son temsilcileriyiz'' diye konuştu.
     Akar, mesleğin öneminin farkında olan Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz'den büyük katkı gördülerini belirterek, şunları söyledi;:
 

     ''Geçen yıl Ankara'da düzenlenen 'Hatay Günleri'ne katıldık. İlk defa valilik harcamaları karşıladı. Bunun yanı sıra Halk Eğitim Merkezi bünyesinde bir kurs açtılar. Konya'dan, Kayseri'den yanımda staj yapmak için öğrenci geliyor. Fakat süre kısıtlı olduğu için çok fazla bir şey öğretemiyorum. Bu mesleği öğretmek için 2 ay çok kısa bir zaman. Süre uzatılırsa kursiyerlere daha faydalı olacağıma inanıyorum. Bu sayede bu meslek de yok olmaktan kurtulacak.''
     Ekonomik sıkıntılar olmazsa çok daha güzel ürünler ortaya çıkaracağını belirten Akar, ''Bir çok turist yaptığım kilim ve abalara hayran kalıyor. İngiliz bir turist aldığı abayı inceledikten sonra 'eğer İngiltere'de olsaydın ayakların yere değmez, üniversitelerde ders verirdin' dedi. Fakat ülkemizde el sanatlarına gereken değer verilmiyor'' dedi.
     Akar, bir kilim ya da aba üretmek için ortalama 2 gün çalıştığını, fiyatının ise 200 TL ile bin TL arasında değiştiğini ifade ederek, güreşler için işledikleri abaların da akademik bir incelemeden geçtiğini söyledi.
 
 
     
     -GÜREŞLERE TAMAMEN DOĞAL ÜRÜNLERDEN ABA KIYAFETİ-
    
     Antakya Festivali kapsamında düzenlenecek Dünya Aba Güreşleri Şampiyonası için 30 adet aba işlediklerini belirten Abdulla Akar, şöyle devam etti:
     ''Bir kaç profesör bizim yaptığımız abaları incelemiş. Abanın sağlamlığı, kalitesi, işlemeleri ve vücuda zarar vermeyişi onların dikkatini çekmiş. Zaten aba üretiminde her ürünün en doğal olanını tercih ediyoruz. Deri, yün, pamuk doğal olmazsa sağlam olmaz. Ayrıca, bu ürünler sağlam olduğu kadar vücudu da tahriş etmiyor'' dedi.
     Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün davetiyle ABD'de düzenlenecek olan Türk günlerine katıldığını belirten Akar, ''2001 yılında Yuki adlı bir Japon turiste isminin yazılı olduğu bir kilim ile aba sattım. Aradan 5-6 ay geçtikten sonra Yuki beni ziyarete geldi. Kendilerinin de bu kilim tezgahına benzer bir tezgahı kurduklarını, fakat ince ayarını veremedikleri için çalıştıramadıklarını söylediler. Tezgahı bir müzeye kurduklarını ifade ettiler ve sadece ayarını öğrettiğim için bana bin dolar verdiler'' diye konuştu.
     Akar, bu mesleğin geleneksel Türk el sanatının en güzel örneği olduğunu belirterek, ''Bu mesleğin bizden sonraki nesillere aktarılası için Halk Eğitim Merkezleri bünyesinde aba işlemeciliği kursları açılmalı'' dedi