Bakır: Vatan ve bayrak uğruna canımızı veririz

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Hatay Şube Başkanı Mehmet Ramiz Bakır, Kıbrıs Barış Harekatının yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmada, kahramanlarımızı saygıyla andı.

Bakır: Vatan ve bayrak uğruna canımızı veririz

Bakır, Atatürk anıtına çelenk sunulması töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bugün burada tarihin kahramanlık sayfalarında hak ettiği yerini almış olan önemli bir hakikatin 36. yıl dönümünü birlikte özümsemek ve yad etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. 20 TEMMUZ 1974’te Kıbrıs ta destan yaratan kahraman gazi arkadaşlarım. O gün, Şanlı Türk Ordusunun tarihine altın bir sayfa açtınız. Kahramanlığınızla; KKTC Devleti kuruldu. KKTC Bayrağı göklerde gururla dalgalanıyor. Kıbrıs Türkü hür ve bağımsız. Bu ruh ve bu heyecanla sizleri saygıyla selamlıyorum. Tarihi gelişimin seyrine bakıldığında; Kıbrıs’ın hiçbir zaman ait olmadığı Yunanistan’ın niyetlerini, ırkçı doktrin odaklı olan ve adına “MEGALO İDEA” dedikleri hayali saplantı ile ortaya koyduklarını; bu terör patentli saplantılarını Kıbrıslı Rumlarla birlikte, dönem dönem tatbik etmeye çalıştıklarını ve Kıbrıs Türklerine yönelik soy kırım girişimlerinde bulunduklarını, toplu katliamlarla Kıbrıs’ı terk etmeye zorladıklarını unutmamız mümkün değildir…Günümüz tanımıyla ifade etmemiz gerekirse, Yunanlıların, terörle örtüşen bu yayılmacı emelleri; Birinci Dünya Savaşından Sonra, 09 Eylül 1922’de, Küçük Asya Maceraları İle Birlikte İzmir’de Denize Gömüldü. Ama Daha Sonra Yunanlıların Bir Türlü Kurtulamadıkları “Megalo İdea” Saplantıları, 2 Nci Dünya Savaşı Akabinde Ege Denizinde Bulunan 12 Adaların Kendilerine Verilmesi Ve Akdeniz’de Kıbrıs’ın Yunanlaştırılması Faaliyetleri İle Yeniden Hortlatılmasının Altında…1959 Yılında İmzalanan Zürih Ve Londra Anlaşmaları Gereği, 1960 Yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Kurulmuş Olmasına,İki Eşit Toplumun Birlikte Yönetecekleri Bir Devlet Yaratılmasına Rağmen Rumlar Kıbrıslı Türkleri Hiç Bir Zaman Ortakları Olarak Görmemeleri Yatmaktadır…Bu Niyetle Davranan Rumlar; Kıbrıs Türk Mahallelerine, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Silahlı Saldırıda Bulundular. 21 Aralık Kanlı Noel Saldırısı İle Türk Alayında Görevli Bnb. Dr. Nihat İlhan’ın Eşi Ve İki Çocuğu Bugün “Barbarlık Müzesi” Olarak Kullanılan Evde Banyo Küvetinin İçine Sokularak Öldürüldü. Gözü Dönmüş Eoka’cılarca Katliama Devam Edildi Ve 146 Türk Öldürülürken; 103 Türk Köyü Yakılarak 27.000 Türk Göçmen Durumuna Düşürüldü. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 04 Mart 1964 Tarihli Kararı İle Adaya Barış Gücü Gönderilmesine Karar Verildi Ve 27 Mart 1964’te Birleşmiş Milletler Barış Gücü (Bmbg)Göreve Başladı. Ancak Birleşmiş Milletler Barış Gücü(Bmbg) Adadaki Rum Saldırılarını Durduramamıştır. Barış Gücü Sadece Rum Saldırıları Başladığı Zaman Aradan Çekilmiş Ve Dışarıdan Bir Gözlemci Gibi Ölenler Ve Yaralananların Raporunu Tutmaktan Öte Gitmemiştir… Yani Hiçbir Şekilde Türk Toplumunun Güvenliğini Sağlayamamıştır. Bu Olaylarla Kıbrıs Türkleri, Kendilerinin De Eşit Kurucu Ortağı Oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti Yönetiminden,İstemiş Olmalarına Rağmen Fiilen Ve Zorla Dışlanmışlardır. Türklere Karşı Uygulanan Şiddet Ve Saldırılar, 1963 Yılından 1974 Yılına Kadar Adanın Çeşitli Yerlerinde Ve Çeşitli Tarihlerde Devam Etti. Gelişen Bu Durum Üzerine, Türkiye; Kıbrıs Cumhuriyetinin Diğer Garantör Devletlerinden Biri Olan İngiltere İle Doğrudan Temasa Geçerek Bu Duruma Bir Son Verilmesi İçin Destek Çağrısı Yaptı. Çünkü Garantör Devletlerden Bir Diğeri Olan Yunanistan Anlaşmaları İhlal Eden Taraftı. Ancak İngiltere Konu İle İlgili Olarak Çekimser Bir Tavır Sergilemeyi Sürdürdü… T.C. Başbakanı Bülent Ecevit İngiltere Hükümeti İle Temaslar Yapmak Üzere I7 Temmuz 1974’de Londra’ya Gitti. İngiltere Başbakan Wilson Ve Dışişleri Bakanı Callahan İle Yaptığı Görüşmelerde Bir Sonuç Alamadı. Öte Yandan Amerika’nın Atina Üzerindeki Baskılarına Rağmen, Yunan Cunta Hükümeti Kıbrıs’taki Yunanlı Subayların Ve Terörist Samson’un Geri Çekilmesini Kabul Etmiyordu. Nato’da Yapılan Müzakerelerde; Yunanistan, Türkiye’nin Kıbrıs’a Asker Çıkarmasına İhtimal Vermiyor Ve Türkiye’nin Müdahale Etmesi Durumunda Kendilerinin De Kuvvet Gönderecekleri Tehdidinde Bulunuyordu. Gerek İngiltere, Gerek Birleşmiş Milletler, Gerekse De Nato’nun Olaya Bir Çözüm Bulamayacağını Anlayan Türkiye, Başbakan Ecevit’in 19 Temmuz Akşamı Londra’dan Dönmesinin Ertesi Günü, 20 Temmuz 1974 Sabahı Kıbrıs’a Garantörlük Anlaşması Haklarını Kullanarak Tek Başına Müdahale Etti. Bir Başka Deyişle, “Kıbrıs Barış Harekatı” 20 Temmuz 1974 Tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Zürih Ve Londra Antlaşması'nın Iıı. Maddesine İstinaden Gerçekleştirdiği Askerî Harekâtın Adıdır. Bugün Adada Yaşayan Kıbrıs Türk Toplumunun Güvenliğini Sağlamak Amacıyla Tsk’ni Temsilen Bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı (Ktbkk)’Lığının Vazifesi, Kıbrıs’ta Güvenilir Bir Barış Antlaşması Sağlanıncaya Kadar, Sorumluluğuna Verilmiş Olan Bölgede, Garantör Devletlerden Biri Olan Türkiye’nin Hak Ve Menfaatlerini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Varlığını Ve Toprak Bütünlüğünü Korumaktır. Kıbrıs’ta Halen İki Ayrı Toplum Ve İki Ayrı Yönetim Mevcut Olup, Güvenliği Çok Uluslu Bir Güç Durumundaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (Bmbg) Tarafından Sağlanmaktadır.  Aradan Geçen 36 Yıl Süresinde, Siyasi Görüşmeler Yapılmasına Ve Türk Tarafının Adada İki Kesimli, İki Toplumlu, İki Devleti Esas Alan Konfedarasyon Önerisine Karşılık, Yunanistan Ve Kıbrıs Rum Kesimi 1993 Yılında Rum/Yunan Ortak Savunma Doktrinini İmzalayarak, Niyetlerini Açıkça Ortaya Koymaya Devam Etmişlerdir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (Gkry); Halen Modern Konvansiyonel Silahlara Dayanan Silahlanmasını İddialı Projelerle Sürdürmekte Ve Bu Silahlanma Çılgınlığı, Rumların Adadaki Gerginliği Her Geçen Gün Artırmasına Neden Olmakta Ve Potansiyel Çatışmalara Zemin Oluşturmaktadır.  Bizler Kıbrıs Gazileri Olarak; Kıbrıs’ta Şehit Düşenlerimizi Rahmetle Ve Şükranla Anarken; Söz Konusu Vatan İse; Her Türk’ün Bir Ordu Olduğunu Tüm Dünya İyi Bilmelidir…”Yurtta Barış, Dünyada Barış” İlkesini Savunmakla Birlikte; En Kutsal Değerlerimizden Olan Vatan Ve Bayrak Uğruna, Seve Seve Canımızı Vermeye Hazır Olduğumuzu Yineliyoruz… İster Gruplar, İster Devletler Tarafından Olsun, En Kutsal Hak Olan Yaşama Hakkının Kullanılması Adına Lanetlediğimiz Terörün Her Türlüsünün Karşısında Yer Alacağımızı İfade Ediyor, Silaha Yılda Bir Trilyon Dolar Para Harcayanların, Sıfır Maliyetli Olan Sevgiyi Büyüterek Dünyadaki Açları, İlaç Bekleyen Hastaları, Okuma Yazma Bilmeyen Milyonlarca Çaresiz İnsanları Hatırlamaya Çağırıyoruz. Tüm Dünyanın Farklılıkları Zenginlik Olarak Görüp Barış Ve Kardeşlikte Buluşmalarını Temenni Ederken; Yine Biz Gaziler Olarak Vatan Sevgisinin Güçlendirilmesi, Tarih Bilincinin Geliştirilerek Gelece Daha Da Emin Bakılması Adına Milli  Ruh Ve Heyecanın Diri Tutulmasını Vurguluyor Saygılar Sunuyoruz.”