MHP’li Yavuz: AKP’nin Terörle Mücadelesine İnanmıyorum

<span style="background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(68, 68, 68); font-family:calibri,sans-serif; font-size:15px">Kıymetli hemşerilerim, sevgili kardeşlerim! Son bir haftadır AKP&rsquo;nin meşruiyetini yitirmiş h&uuml;k&uuml;meti tarafından PKK ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml;ne karşı askeri harek&acirc;tının samimi olduğuna inanmıyorum. Neden mi?</span>
MHP’li Yavuz: AKP’nin Terörle Mücadelesine İnanmıyorum

Türkiye’de yıllardır bir orta oyunu oynanıyor. Sıkça değişse de oyunun akılda kalan ilk ismi “Açılım”, diğeri de  “Çözüm süreci!” Oyuncuların başında AKP iktidarı ve mevcut Cumhurbaşkanı var. Tabii PKK-KCK tarafında da HDP, Kandil elebaşıları, İmralı zebanisi var! Bir haftadır baş aktörler oyuna yeni figürler kattılar. Ama emin olun bunlar da numara ve hep milleti kandırmaya devam etmek içindir!   PKK, 1998’de elebaşısı Öcalan yakalanıp mahkûm edildikten sonra çözülmeye başladı. Irak’a çekildi. Osman Öcalan bile PKK’dan ayrıldı. Terörden şehit olanların sayısı 2000’de 10’a, 2001’de 8’e düştü. Şehit polis kalmaz iken, askerler de yeri bilinmeyen mayınlara basarak hayatını kaybediyordu. Ama 2003’te ABD’nin Irak müdahalesi ve AKP iktidarının işbilmezliği sonucu PKK terör örgütü Irak’ta tekrar hayat buldu.   AKP iktidarı terörle mücadelede 2009’a kadar adeta el yordamıyla hareket etti. 1990’lı yıllarda PKK’yla mücadeleden elde edilen tecrübeyi ve kalifiye uzmanları bir tarafa bıraktı. Onun yerine “Lidere sadık” diye kerameti kendinden meçhul “Başdanışmanlar”ın aklına uyarak terörle müzakere yolunu seçti.   Oslo’da PKK terör elebaşılarıyla başlatılan süreç, 2011’de Türkiye’de duyulunca, dönemin Başbakanı Erdoğan “İspatlayamayan şerefsizdir!” şeklinde hiçbir devlet adamının seviyesine yakışmayan bir ifade kullandı. Ama bu durum bizzat kendileri tarafından ve “İmralı süreci” başlatılarak ispatlandı. “Şerefsiz kim mi?” Onu da okuyucular bulsun.   AKP iktidarı İmralı süreci ve “Kürt Açılımı” derken, 2013’ün başında “Çözüm süreci” adı altında bir ucubeyi milletin başına musallat etti. Buna göre PKK Türkiye’yi terk edecek, giderken de silahlarını da götüreceklerdi. Ama PKK ülkeyi terk etmedi. Tersine Irak-İran ve kısmen de Suriye sınırına yakın illerin kırsalındaki depo ve sığınaklarını güçlendirdiler. Bu gerçeği Başbakan Davutoğlu birkaç kez “PKK’nın ülkeyi terk etmediğini biliyorduk. Süreç zarar görmesin diye bir şey söylemedik!” şeklinde, acz içerisinde ifade etti.   Bu süreçte PKK; gençleri ve çocukları “Özerklikle birlikte iş sahibi olacaksınız!” diye kandırarak, militan sayısını arttırdı. Kırsala ilaveten kasaba ve şehirlerde de silahlı militanlarıyla hâkimiyet kurmaya başladı. Eskiden devletin yanında olan, AKP döneminde korumasız bırakılan köy korucularını ya katletti, ya da korkutup kendi yanına çekti. Kendi mahkemelerini, kendi “Asker alma” bürolarını kurdu.   KCK davaları, “Çözüm süreci” sebebiyle AKP hükümeti tarafından sonlandırıldı. Akıl almaz bir şekilde belli bölgeler PKK’nın hâkimiyetine teslim edildi. Görülen teröristler, mahalli idareler (valilikler) tarafından “süreç zarar görmesin” diye gözardı edildi. Asker, polis ve jandarmanın eli tutularak, teröristlerin üzerine gönderilmedi.   Gün geldi, istedikleri olmayan teröristler kâh yol kestiler, kâh yol kontrolü yaptılar. Bazen bölgedeki şantiyeleri basarak işçileri kaçırdılar, bazen de iş makinelerini yaktılar. İstedikleri zaman esnafa kepenk kapattırdılar. AKP iktidarının iyice sindirdiği devlet karşısında terörist o kadar cesaretlendi ki, askeri kışlaya girerek Türk Bayrağı’nı gönderden indirdi. Bu durum da AKP hükümeti tarafından “normal” olarak karşılandı. Oysa bu gelişme millet üzerinde, 2003’te gene AKP iktidarı döneminde Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayından bile daha ağır bir travma yarattı.  PKK-KCK istedi diye birçok il “mahalli özerkliğe yatkın” olsun diye “Büyükşehir” yapıldı. Hatta bu gelişmeyle AKP’ye oy akacağı zannedildi. Mahalli seçimler teröristin silahlarının gölgesinde yapılacağı düşünülemedi. Şırnak Başsavcısı 2014 yılında sosyal medya vasıtasıyla kendisinin bile can güvenliğinin olmadığını feryat ederek bildirdi.  Genel Seçimler öncesi de PKK-KCK ne istediyse verildi. Ama seçim sonucu “Başkanlık” hayali sona erdi. Irak’ta PKK’nın kanadı PYD, yeni ve tehlikeli bir komşu olarak belirmeye başladı. PKK’nın siyasi kanadı her gün her yerde sadece devleti değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da hedef alan beyanatlarda bulundu. İşte bu ve benzer “Besle kargayı, oysun gözünü!” kabilinden gelişmeler üzerine PKK’nın üzerine gidildi. Bir plan ve hazırlıkla mı? Keşke olsaydı. Ne yazık ki değil. “Hazret” istedi ve yapıldı! Harekatın başarılı olunmasını istiyorum ama milletin gazını almaya yönelik olduğu için de inanmıyorum.