66. VEREM SAVAŞI, EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI

Ülkemizde her yıl Ocak ayının ilk pazarı ile başlayan hafta Verem Savaşı Eğitim ve Propaganda Haftası olarak kutlanılır.
66. VEREM SAVAŞI, EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI
Bu yıl 66.sı gerçekleştirilecek hafta içerisinde tüm ülkede, yazılı ve görsel medyada, okullarda, halk eğitim merkezlerinde, cezaevlerinde ve sağlık kurumlarında eğitimler verilmektedir.
Verem hastalığına Mycobacterium tuberculosis adlı bir mikrop neden olmaktadır. İnsandan insana bulaşır. Bulaşma hava yolu ile olmaktadır. Bulaştırıcı verem hastasının öksürmesi, aksırması, konuşması ile verem mikrobu havaya saçılır. Bu saçılan damlacıkların içindeki mikrobu sağlıklı kişiler soluyarak alırlar. Bu nedenle mikropla karşılaşmak için bir verem hastasıyla aynı ortamda, aynı havayı paylaşmak yeterli olabilmektedir. Mikrop alındıktan sonra aylar, yıllar içinde hastalık görülebilir. Vücut direnci sağlam kişilerin büyük çoğunluğu hastalanmadan mikropla yaşayabilir. 
Hastalık olunca, öksürük, balgam, iştahsızlık, kilo kaybı, terlemeler olur. Bunları dikkate almayan hastada bir de kan tükürme başlarsa hemen doktora başvurur. Akciğer filmi ile veremden şüphelenilir. Balgamda mikroskopla mikrop görülünce de tanı kesinleştirilir. Tanının gecikmemesi için başta öksürük olmak üzere burada sayılan yakınmaları olan kişilerin en kısa sürede verem savaşı dispanseri ya da bir göğüs uzmanına başvurmaları önerilir.Tedavi, dört ayrı ilacın en az 6 ay kullanılması iledir. Altı ay düzenli ilaç kullanmak zordur. Bu nedenle hastaların ilaçlarını içmeleri için özel bir çaba gösterilir.Bugün kullandığımız ilaçlarla verem hastalığı yüzde yüze yakın tedavi edilir. Tedavi başlanınca hastanın bulaştırıcılığı hızla, birkaç haftada yok olur. Tedavi ilaçlarının hastanede ya da ayakta kullanılması fark etmez. Hastane yatışına ihtiyaç duyuran özel bir durum varsa yatarak tedavi gerekebilir.Hastaların aile bireyleri ile aynı ortamda birlikte çalıştıkları kişiler, temaslı sayılır ve muayene edilirler. Mikrop alanlara koruyucu tedavi verilir. Hasta olanlar tedavi edilir. 
Verem, hala insanlığın başındaki büyük belalardan birisidir. Tüberküloz (verem) tümüyle tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tanısı kolaydır. Tedavisi ucuzdur. Bununla birlikte dünyada 12 milyon verem hastası vardır. Her yıl 8 milyondan fazla yeni verem hastası ortaya çıkmaktadır. Bu hastaların yaklaşık 3 milyonuna tanı dahi konulamamaktadır. Her yıl yaklaşık 1,4 milyon insan verem hastalığı nedeniyle ölmektedir; bu, bir günde 3.800 kişinin veremden öldüğünü göstermektedir. Afrika, verem hastalığının insanları en çok etkilediği kıtadır. AIDS hastalığı ile birlikte tüberküloz ölümcül bir birliktelik oluşturmaktadır. Bu kıtada, yoksulluk, sağlık insan gücünün azlığı, sağlık alt yapısının eksikliği gibi birçok unsur durumu daha da vahim hale getirmektedir.Asya kıtası ise, başta Hindistan olmak üzere, verem hastalığının en çok görüldüğü ülkelerin bulunduğu yerdir.
 Bu kıtada da yoksul, sağlık çalışanları az ve olanakları sınırlı birçok ülke bu hastalığın pençesindedir. Dünya genelinde çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB), yaygın ilaç dirençli tüberküloz (YİD-TB) gibi tedavisi daha zor, daha uzun süren ve daha pahalı hastalık şekillerinin ortaya çıkması sorunu daha da büyütmüştür. Dünyanın bu en eski ve en çok öldüren hastalığı için yapılanlar yetersizdir. Dünya genelinde büyük bir çaba yürütülmektedir. Bununla birlikte hala görülen tablo üzücüdür. Yeni ilaç bulma çalışmaları, yeni aşı çalışmaları, yeni tanı araçları bulma çalışmaları yürütülmektedir. Bu konulardaki gelişmeler umut vericidir. 
Ülkemizin yüzyıllık bir verem savaşı geçmişi vardır. Son 15 yıldaki çalışmalar ve bunların istatistiklere yansıması ülkemizde daha iyi bir verem savaşı yürütüldüğünü göstermektedir. Sağlıkta Dönüşüm döneminde verem savaşı dispanserlerinin görevlerini sürdürmesi bu bakımdan önemlidir. Yine, aile hekimliği uygulaması döneminde birçok hekim yer değiştirirken, verem savaşı dispanserlerinin mevcut ve yeni hekimlerinin sürekli eğitimi için çalışılması önemlidir. Bu sayede hizmetlerin devamında kalitenin ve verimliliğin sürdürülebilirliği sağlanmaktadır. Tüberküloz kontrolünde konuyu bilen hekimlerin ve yöneticilerin olması hayati önemdedir. Bu, verem savaşı dispanserlerinin gerekliliğini göstermektedir. Ülkemizde, verem savaşı başarılıdır. Son yıllarda ülkemizdeki kayıtlı verem hastalarının sayıları düşmektedir. 2006 yılında toplam 20.526 verem hastası var iken, 2010 yılında toplam 16.551 verem hastası verem savaşı dispanserlerine kayıtlıdır. Kayıtlı hasta sayısında yılda yaklaşık yüzde 5 azalma görülmektedir. Bu bir başarıdır. Bu başarı nedeniyle bütün verem savaşı çalışanlarını ve Sağlık Bakanlığı’nı kutluyoruz. Ülkemizde çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB) hastaları 1990 yılından beri düzenli olarak tedavi edilmektedir. Son yıllarda görülen az sayıdaki yaygın ilaç dirençli tüberküloz (YİD-TB) olguları da tedavi edilmektedir.Türkiye’de son 60 yıldır istikrarlı olarak Sağlık Bakanlığı verem ilaçlarını satın alarak hastalara ücretsiz vermektedir. Verem ilaçlarını verem savaşı dispanserleri her bir hasta için özel hazırlayıp vermektedir. Bunun yanında verem hastasının ilaçlarını düzenli içmesini sağlamak için çalışmaktadır. Bunun için, her hastaya her doz ilacın gözetimli olarak içirtmek hedeflenmektedir. Buna “doğrudan gözetimli tedavi” yani DGT denilmektedir. Bu başarılar yanında şüphesiz sorunlarımız da vardır. Doğrudan gözetimli tedavinin kalitesinin artırılması gereklidir. Hastalara sosyal ve ekonomik destek sağlamada yeterli değiliz. Hastalara yol parası ve destek sağlamakta yetersiziz. Bunun yanında verem savaşı dispanserlerinin sürdürülmesi hala hayati önemdedir. Verem savaşı dispanser çalışanlarının işlerinin sürekli olması, hastaların bu konuyu bilen kişilerce takibini sağlayacaktır. Merkezi ilaç alımı ve düzenli ikmal büyük önem taşımaktadır. İlaç eksikliği olması, verem savaşı açısından kabul edilemez bir problem oluşturabilir.Akciğer sağlığı, Türk Toraks Derneği’nin geliştirmeye çalıştığı bir alandır. Bu nedenle, verem savaşının da başarıyla sürdürülmesini arzu ediyoruz.