Çukurova'nın kaplıcaları şifa dağıtıyor

 Hatay'ın Erzin ilçesinde bulunan, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları ve metabolizma bozukluklarına kadar birçok hastalığa iyi geldiğine inanılan kaplıca suyu, yerli ve yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor.
Çukurova'nın kaplıcaları şifa dağıtıyor
Erzin ilçesine bağlı Başlamış köyünde 1940'lı yıllardan bu yana hastaların uğrak yeri haline gelen kaplıcalar, günümüzde de şifa arayanların umut aradığı önemli yerler arasında bulunuyor. Sülfat, magnezyum, kalsiyum, karbondioksit ve bromürlü bir bileşime sahip 24 derece sıcaklıktaki kaplıca suyu sindirim sistemi hastalıkları, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları ve metabolizma bozukluklarına iyi geliyor.
     Erzin Kaymakamı İskender Yönden, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçeye gelen çok sayıda vatandaşın buradaki kaplıcalarda şifa aradığını kaydetti.
     Bu kapsamda yılda 5 bin ile 10 bin arası kişinin ilçeyi ziyaret ettiğini anlatan Yönden, kente genellikle Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Diyarbakır ve Mardin illerinden gelenler olduğunu söyledi.
     İlçenin sağlık turizmi potansiyelini daha iyi değerlendirmek için otel açma yönünde girişim de olduğunu anlatan Yönden, şöyle devam etti:
     ''Bize bir firma buraya otel açmak için başvuruda bulundu. İlerleyen günlerde bu otelin temel atma işlemleri olacak. Şu an mevcutta bulunan pansiyon, tesis ve motellerin toplam kapasitesi 850 yatak. Ancak bu kapasite özellikle haziran ve eylül arasındaki dönemde yetmiyor.''
     Yönden ayrıca, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı Çekmece Nükleer Araştırma Enstitüsü'nün yaptığı araştırmada ilçedeki kaplıca ve içme sularının sağlığa olumlu etki yaptığının anlaşıldığını bildirdi.
     Köy muhtarı Orhan Çağırgan ise şifalı su sayesinde özellikle yaz aylarında kaplıcalarının çok fazla tercih edildiğini söyledi.
     Haziran ve eylül ayları arasında hizmet veren kaplıcalarına daha çok kişinin gelebilmesi için acilen konaklama tesislerinin yapılması gerektiğini ifade eden Çağırgan, ''Yer bulamadığı için geri dönenler oluyor. Turizm alanında yatırım yapmak isteyen girişimcileri köyümüze bekliyoruz'' ifadelerini kullandı.
    

     -Osmaniye'de Haruniye Kaplıcası-
    
     Osmaniye'nin Düziçi İlçesi'nde bulunan Haruniye Kaplıcası, Düziçi'nin 15 kilometre kuzeyinde, Düdül Dağı eteklerinde yer alıyor. Osmaniye'ye 57 kilometre uzaklıkta olan kaplıca Ceyhan Nehri kıyısında ağaçlarla kaplı bir alanda bulunuyor.
     Kaplıca tesisi Aslantaş Barajı'nın rezervuarının sonunda, Berke Barajı aksının 2,5 kilometrelik yatağında yer almasından dolayı manzarası, güzel manzarasıyla dikkat çekiyor.
     Suyunun sıcaklığı 32 derece olan kaplıcada, kalsiyum, magnezyum, sülfür, sülfat, bikarbonatlı termal sular bulunurken, litrede 4 miligram florür ve 332 miligram karbondioksit içeriyor ve radyoaktif özelliğe de sahip.
     Haruniye Kaplıcası birçok hastalığa şifa kaynağı kabul edilirken, özellikle romatizmal rahatsızlıklara iyi geldiği ve deri rahatsızlıklarının tedavisine olumlu katkı sağladığı bildiriliyor.
     Kaplıcanın, sinirsel hastalıklar, kadın hastalıkları, beslenme bozukluğu, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıkları ile mide ve bağırsak hastalıklarına iyi geldiği de belirtiliyor.
     Haruniye Kaplıcası Türkiye'nin her yerinden ziyaretçi çekiyor. Kaplıca yakınında bulunan modern tesislerin İl Özel İdaresi tarafından restoresi sürerken, kısa süre sonra hizmete açılması bekleniyor.
    
     -Türkiye'de kaplıcalara ilgi artıyor-
    
     İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Türkiye Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle ise Türkiye toprakları üzerinde kaplıcaların sağlık ve tedavi amaçlı kullanım geçmişinin bin yıllara kadar uzanan ve halen süren bir gelenek olduğunu kaydetti.
     Türk halkının bu alanda yüzyıllara dayanan deneyim ve geleneğinin süregelmekte olduğunu ve bu geleneğin hemen tüm uygarlıklarda var olduğunu belirten Karagülle, ''Ancak, ülkemizin de içinde bulunduğu birçok ülkede kaplıca tedavisinin geleneksel ve ampirik niteliği pek değişmezken, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, İsrail gibi ülkelerde kaplıca tedavisi yüksek bir kalite standardına ulaşmış durumda. Kaplıca geleneğini yaratan ve geliştiren atalarımızın izinden giderek Türkiye'yi Avrupa ve dünyada kaplıca ve termal sektöründe gelenek ile bilimi ve tarihsel ile moderni kaynaştıran ülke olarak ön plana çıkarabiliriz'' dedi.
     Karagülle Türkiye'de 2009 yılında 8,5 milyon kişi kaplıcalara gittiğini, bunların büyük çoğunluğunu genel sağlık sigortası kapsamı dışında kendi ödemeleriyle gidenlerin oluşturduğunu belirterek, şöyle devam etti:
     ''Bu hastaların ancak yüzde 43'ü doktor tavsiyesi üzerine kaplıcalara giderken, yüzde 39'u kişilerin tavsiyesi üzerine, yüzde 11'i gazete, televizyon veya internet reklamlarına bakarak ve yüzde 7'si ise turizm acenteleri vasıtasıyla genellikle de tıbbi bir kontrolden geçmeden, kaplıcalara gitmekte. Kaplıca tedavisi geleneği kaplıca turizmi olgusunu bir sağlık turizmi çeşidi olarak geliştirmiş durumda. Çünkü, 'kaplıcaya gidilir'. Kaplıca tedavisi, bu yüzden genellikle ortam değişimi ile seyahatle eş zamanlıdır. Son yıllarda bu alana yönelik yatırımcı ve işletmeci ilgisi de merkezi ve yerel yönetimlerin de destekleriyle giderek artmaktadır. Sevindirici olan bir diğer olgu da kaplıca sektörü ile bilim çevreleri arasında işbirliğinin son yıllarda gelişmesidir.''