Sağlık Buluşmalarının 2. si gerçekleştirildi.

Özel Antakya Akademi Hastanesi ve Serinyol Belediyesi işbirliği ile ‘’ Sağlık Buluşmalarının  2. ‘ si gerçekleştirildi.

Sağlık Buluşmalarının 2. si gerçekleştirildi.

Uz. Dr. Meryem AY YAMAN’ ın gerçekleştirdiği sunumun konusu ‘ Anne – Çocuk İletişimi ’ydi. Halkın yoğun ilgisinin olduğu konferansa, katılımcılar çocukları ile yaşadığı problemleri anlatarak ve ilgilendikleri konularda merak ettikleri soruları sorarak bilgi edindiler. Konferansta, Uz. Dr. Meryem AY YAMAN aşağıdaki konulara değindi; Çocuklarımızla sağlıklı bir iletişim kurmak için neler yapabileceği, sık sık olabilen iletişim engellerinden bahsedildi. İletişim en az 2 kişi arasında mesaj alışverişidir. İletişim kurarken sözlü ve sözsüz mesajları kullanmalıyız. Çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri, anne-baba ile etkili bir iletişim kurmalarına bağlıdır.Sözsüz mesaj; Yüz ifadesi, beden dili, mimikler, giysiler ve eşyalar ile verilen mesajlardır. En az iki kişinin bulunduğu ortamda iletişimsizlik mümkün değildir, eğer ortamda 2 kişi varsa, birbirlerini görmüşlerse, fark etmişlerse iletişimsizlikten bahsedemeyiz. İletişimde sözlü mesajları dinlemek kadar sözsüz mesajları da anlamak, fark etmek önemlidir. Sözlü ve sözsüz mesajların birlikte kullanımı ve tutarlı olması güçlü bir iletişim işaretidir. İletişim Engelleri: Olumlu bir iletişim kurabilmek için belli kurallara dikkat etmemiz gerekir. Örneğin, akşam eve çocuğunuz ağlayarak geldi: ‘’ arkadaşlarım okulda saçlarımla alay etti’’ dedi, siz ne dersiniz? Bu durumda iletişim engeli kurmak yerine sorunu çözmeye çalışmalıyız. Çocuğunuz bir şeye üzülmüş veya kızmışsa yapılacak tek şey; DİNLEMEK VE ANLAMAK. Bizler genellikle çocukları dinlediğimizi düşünürüz, oysa çocuk konuşurken sürekli ikaz, hatırlatma, öneride bulunma, fikir yürütme, yargılama gibi müdahalelerde bulunarak çocuğu dinlemiyoruz. Sorunu olan veya kendinden bir şey anlatmaya çalışan bir kimseye uyarı gibi müdahaleler, konuşan kişinin susmasına, kendini duyulmamış hissederek küsmesine, içine kapanmasına neden olur. Böyle müdahalelere iletişim engeli diyoruz.

İki kişi arasındaki iletişimde hiçbir zaman yapılmaması gereken davranışlar; 1-       Emir vermek; emir vermek, çocuğun duygularının önemsiz olduğu mesajını verir, çocuk karşısındakinin istediğini yapma zorunluluğunu hisseder. Örneğin, doğru odana git, gürültüyü kes! tarzı mesajlar çocukta korku yada direnç yaratabilir, ona söylenenin tersini denemeye davet eder. 2-       Uyarmak, gözdağı vermek; ‘’yemek yemezsen dayak yersin!’ , sana bir daha bunu yapmamanı, yaparsan neler olacağını söylemiştim tarzı yaklaşımlar çocuğu korkutabilir, onun zamanla her şeye boyun eğmesine neden olur, öfke,düşmanlık yaratır,isyankar olmasına sebep olacağı gibi söz konusu sonuçların gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğini merak edebilir. 3-       Ahlak dersi vermek; ‘’birisi konuşurken sözü kesilmez, yapmamalıydın, her zaman teşekkür etmelisin!’’ bu yaklaşım çocuğu suçluluk duygusuna iter, bireyi karşı koymaya zorlar, durumunu savunmaya neden olur. 4-       Öğüt vermek; çocuğun sorunlarını çözme yeteneği olmadığı inancına yol açar.’’Neden gelip arkadaşlarınla oynamıyorsun?, elbiselerini yerine koymalısın’’ tarzı cümleler çocuğu direnmeye iter. 5-       Yargılamak; Çocuğun benlik saygısını düşünür.’’ Çok saygısızsın, kötü çocuk oldun, sen zaten tembelsin!’’ tarzı cümleler çocukta yetersizlik, aptallık inancına yol açar. Sevilmeme, takdir edilmeme kaygılarından dolayı kırgın ve üzgün olur.

6-       Aşağılamak, alay etmek; ‘’ bana bak bayan bilmiş, bu kadar yaramazlık yapmaya utanmıyor musun?’’ gibi yaklaşımlar çocuğun kendisini değersiz ve sevilmediği hissine kapılmasına neden olur. 7-       Övmek; bu yaklaşımın zarar verebileceği pek düşünülmez. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve her zaman övülme gereksinimi duyar. Örneğin; haklısın, nasıl istersen öyle olsun, tarzı mesajlar yerinde kullanılmıyor ve sürekli yapılıyorsa ailenin beklentilerinin olduğunu gösterir ve içtenlikten yoksun olduğunu düşünmeye iter. 8-       Yorumlamak; bu durum çocuğun konuşmasını ve kendi duygularını açıklamasını engeller. ‘’ Kardeşini kıskanıyorsun, senin derdin nedir biliyor musun? tarzı cümleler tehdit edici ve tedirgin edicidir. Çocuk yanlış anlaşılma endişesi ile iletişimi keser, çocuğu başarısızlık duygusuna iter. 9-       Avutmak, teselli etmek; anne-babalar çocuklarının duygularını tam anlamadıklarında, sorun yokmuş gibi algılayıp, avutma eğilimine giderler.’’üzülme yarın her şey düzelecek, aldırma, boşver düzelir, haydi neşelen tarzı mesajlar yerinde kullanılmıyorsa; çocuk anlaşılmadığını düşünür, bu da çocukta kızgınlık yaratır.

10-   Soru sormak, sorgulamak; ‘’ ne yaptığının farkında mısın?, neden, kim, nasıl? tarzı mesajlar yerinde kullanılmıyorsa; çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığından bu durum onda güvensizlik ve kuşku oluşturur. 11-   Sözünden dönmek, oyalamak, şakacı davranmak, konuyu saptırmak; böyle iletiler çocukta onunla ilgilenilmediğini, duygularına saygı gösterilmediği, dikkate alınmadığını düşünür. Buradaki iletişim hataları çocuğunuzla ilişkinizde her zaman iletişim engelidir ve kullanılmaması gerekir. Bu diyaloglar çocukta; ‘’suçluyum, annem-babam bana haksızlık ediyor, beni kimse anlamıyor, annem-babam beni sevmiyor, başarısızım, konuşmama bile izin yok, çok mutsuzum’’ şeklinde yorumlanır ve bu durum çocuğun hırçınlaşıp bağırmasına, üzülüp ağlamasına, kendini yetersiz hissetmesine neden olacağı gibi çocuğun içine kapanmasına sebep olmaktadır. Çocuğun dikkate alınmaya, önemsenmeye, dinlenmeye ihtiyacı varken iletişim engelleri çocuğunuzla aranızı açmaya yol açar ve çocuğunuzla iletişiminizi bozar. Bu nedenle çocuğunuz size bir sorunla geldiğinde ilk yapmanız gereken şey onu DİNLEMEK ve EMPATİ yapmaktır. Suçlayıcı mesajlar: Kişiliğe yöneliktir, bütüne ve genele yöneliktir, karşımızdaki kişiyle ilgili olumsuz değerlendirmeler içerir, öfke ve nefret gibi olumsuz duygular uyandırır, çekingen yada saldırgan insanlar yaratır, ilişkiyi zedeler, işbirliğine karşı direnç yaratır. Kendini ifade etme mesajları: Davranışa yöneliktir, özele ve o ana yöneliktir, kişinin kendi duygu ve düşüncelerini iletir, özgüvene olumlu katkısı vardır, atılgan insanlar yaratır, ilişkiyi geliştirir, işbirliğine yönelik istek uyandırır.  Eğer araya ‘’ ENGELLER’’ koymazsanız, çocuklarla iletişim kurmak, yetişkinlerle olduğundan daha kolaydır.  Anne-baba olmak her fırsatta eleştirmek ve ön yargılı davranmak değildir. Anne-baba olmak sürekli konuşmakta değildir, Lütfen çocuğunuzu dinleyin! Sağlıklı iletişimin olduğu yerde gelişme ve ilerleme, destek olma ve paylaşım vardır.