SAĞLIK BULUŞMASINDA DİYABET TANSİYON ANLATILDI

Uz. Dr. Akın ÇAM’ın sunumu ile gerçekleştirilen konferansın konusu ‘Şeker, Kolesterol, Tansiyon Hastalıkları Hakkında Bilmedikleriniz’ di.
SAĞLIK BULUŞMASINDA DİYABET TANSİYON ANLATILDI

 Halkın yoğun ilgisinin olduğu konferansa katılımcılar sağlığı ile ilgili konularda merak ettikleri soruları sorarak bilgi edinme hakkı elde ettiler. Konferansta, Uz. Dr. Akın ÇAM aşağıdaki konulara değindİ:  Diyabet, vücudunuzunda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insulin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumun da gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir.     Dünyada çok sık görülen ve hayat boyu devam eden bir hastalıktır.    Dünyadaki diyabetli sayısının 250 milyon olduğu tahmin edilmektedir, 2025 yılında bu sayının 380 milyon olacağı öngörülmektedir.Her yıl 7 milyon kişiye diyabet tanısı konmaktadır.

*        Diyabet ağır organ hasarlarına ve erken ölümlere sebep olabilir.   Her yıl 3,8 milyon kişi diyabete bağlı nedenlerle hayatını kaybetmektedir.Her 10 saniyede 2 kişi diyabet tanısı almakta, 1 kişi diyabet nedeni ile hayatını kaybetmektedir Türkiye'de diyabet için yapılan toplam harcama yıllık 1,1-2,5 milyar dolar arasındadır. Komplikasyon (diyabete bağlı organ hasarı) varlığında doğrudan toplam maliyet 3 kat artmaktadır. Tip I: insüline bağımlı şeker hastalığında genetik olarak yatkınlığın yanı sıra hastalığa yol açan bir et­men olmalıdır. Bunlar içinde en sık olanları: -Bir tür viral enfeksiyon

-Çevresel faktörler -Stres  -Yaşanılan yer'dir. (Örneğin şeker hasta­lığı en çok Avrapa'da görülmektedir.) Tip II, insüline bağımlı olmayan şeker hastalığında hastaların % 80'i aşırı kiloludur ve şişmanlık insülin direncini arttırır. -Yine stres, yaşam tarzı, yaş da hastalığın ortaya çıkışında önemli etmenlerdir. -Tip II Diyabette, çoğu vakada genetik bir bağlantı vardır. -Ailede birisinin hastalığa daha önce yaka­lanmış olma ihtimali yüksektir.      Ailesinde şeker hastası olanlar,  Fazla kilolu insanlar (bunu beden kütle indeksi-BKİ- ile anlayabiliriz. (BKİ’si 25 in üzerinde olanlar risk altındadır)     Hızlı yemek yiyenler, çabuk acıkanlar,*        Yüksek tansiyonu olanlar,  Kandaki yağ miktarı fazla olanlar,        Hareketsiz bir yaşam tarzı sürenler, *        Yaş ilerledikçe hastalık riski artar. Diyet, Egzersiz, İnsülin, Oral antidiyabetik haplar, İnsülin pompaları, Pankreas nakli Diyete uymamak, Egzersiz yapmamak, İlacı uyumlu kullanmamak, Komşunun bu ilacı bırak demesi, Komşunun İnsülin bağımlılık yapıyor demesi, İlacın yetersiz kalması, İlacın yan etkileri Diyabet hastasının rutin olarak kontrollerinin yapılması ve ilaçlarını düzenli olarak kullanması gerekmektedir. Ayrıca verilen diyete de uyulmalı ve insülin kullanımında hassas olunmalıdır. Yılda en az bir kez göz ve böbrek muayenesinin, 2 yılda bir dış muayenesinin yapılması gerekmektedir.Diyabet hastaları için ayaklar da önemlidir. Bu sebeple her gün ılık sabunlu su ile yıkanmalı ve ardından kurulanmalıdır.Cilt kuruluğu sebebiyle nemlendirici bir krem kullanılmalıdır. Çıplak ayakla dolaşılmamalı, yaz mevsiminde de çorap giyilmelidir. Çorap seçiminde pamuklu olanlar tercih edilmeli ve bacağı sıkmayan, iz bırakmayan çoraplar giyilmelidir.

Ayaklarda nasır oluşumu başladığında mutlaka cildiyeye gidilmeli ve tedavi edilmelidir. Ayak tırnakları düz olarak kesilmelidir.Ayakkabı seçiminde ise ayağa tam oturan, sıkmayan ve vurmayan ayakkabılar tercih edilmelidir.Sigara ve alkolden sakınılmalıdır.Stres ve sıkıntıdan uzak durulmalıdır.Şeker ölçüm aleti temin edilmeli ve takibi düzenli olarak yapılmalıdır.Hipertansiyon, arteryel kan basıncının normal sayılan sınırların dışına çıkması olarak tanımlanır. Sistolik veya büyük tansiyon, kalbin atım yapması sırasında atardamarlara uyguladığı basınç, diyastolik veya küçük tansiyon ise kalbin kanla dolduğu sırada atardamardaki dirençtir.  20 yaş ve üzerindeki Türk erkeklerinin %30’u kadınlarının ise %35’i yüksek tansiyon hastası.   60 yaşını aşan bireylerde ise hipertansiyona her 3 kişinin 2’sinde rastlanıyor.        Hipertansiyon, damar sertliği (arteroskleroz) gelişmesi için uygun ortam hazırlar. Eğer hipertansiyonla birlikte şeker hastalığı, kan yağlarında (lipidler) yükseklik de varsa bu süreç daha da hızlanır.       Hipertansiyonlu hastaların yaklaşık %95’inde herhangi bir neden bulunmaz, ancak risk faktörlerinden söz edilebilir. Bu gruba bilim dilinde esansiyel (primer), günlük kullanım dilinde sinirsel (asabi) hipertansiyon denilir. Bu gruptaki hastalar genellikle orta yaşlı, kilolu, sınırlı fiziksel aktiviteye sahip, fazla tuz tüketen, fazlaca alkol tüketen, sigara içen kimselerdir.  Genetik yatkınlığın, siyah ırkın menopozun ve stresin de hastalığın açığa çıkmasını kolaylaştırdığı biliniyor.      %5’in altındaki grup hastlarda hipertansiyonu başlatan bir neden söz konusundur. Sekonder (ikincil) hipertansiyon denilen bu grupta yüksek tansiyon böbrek ve böbreküstü hastalıklarından, hormonal hastalıklardan, doğum kontrol hapı kullanımından kaynaklanabilir   Hipertansiyon çoğunlukla ciddi yakınmalara yol açmayabileceğinden yıllarca bilinmeden kalabilir, Genellikle doktora başvurma şikayetleri; Baş ağrısı, Ense ağrısı, Kafada sıcaklık hissi, Yüzde kızarma, ateş basması , Göğüste basınç hissi, Derin nefes alma ihtiyacı, Çarpıntı hissi, Göğüs ağrısı, Kulakta uğultu , Konsantraston bozukluğu Aşırı kilolu hastaların kilo vermesi tansiyonun düşürülmesinde büyük önem taşır. İdeal kilodan %20 fazla kilolu olmak hipertansiyon riskini yaklaşık 8 kat arttırır. Kilolu olmayan hastaların da yağ tüketimini azaltması, et veya proteinli gıdalar yerine daha fazla sebze-meyve yemeleri önerilir.
 
 Alkol kullanımı azaltılması, günde 1-2 kadehten fazla alkol tüketilmemesi önerilir. Sigaranın mutlaka bırakılması gerekir. Sigara içmek doğrudan etkiyle tansiyonu yükselttiği gibi, damar sertliğini de hızlandırır ve akciğer kanserinin bilnen en önemli nedenidir.       
TUZ TÜKETİMİNİN AZALTILMASI: Tuzu kesmeniz veya azaltmanız, potansiyel tuz içeren gıdalardan (turşu soda, hazır çorbalar, cipsler, füme etler, ketçap…vb.) uzak durmanız gerekir.
Günde maksimum 2 gr. tuz alımı idealdir.
EGZERSİZ VE YÜRÜYÜŞ: Hipertansiyon kontrol altına alındıktan sonra aktif olmaktan kaçınılmamalı ve düzenli olarak yürüyüş yapılmalıdır.
Düzenli yürüyüş yapmak hem kilo vermenize yardımcı olur, hem de kalp-damar sisteminizin güçlenmesine ve kalbi besleyen yedek damarların açılmasına yardımcı olur.
STRESLE BAŞA ÇIKMA: Ev ve işinizde stres yapan değiştirilebilir nedenleri değiştiriniz.
Stres azaltıcı çeşitli teknikler (yoga, meditasyon …vb.) faydalı olabilir.  H
ipertansiyon ciddi bir durumdur, tedavi edilmediği takdirde öldürücü olabilir. Kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine ve damarları zorlayarak damar sertliğine yol açar. Hipertansiyonlu hastalarda beyin kanaması, felç, koroner arter hastalığı, ani ölüm, kalp krizi, ritm bozuklukları, böbrek yetmezliği ve retinopati ( görme bozukluğuna yol açan göz bozukluğu) sık görülür.

Yüksek Tansiyon Tedavisi Neden Başarısız Olur?

İlaca uymama, Diyete uymama, İlacın yetersiz olması, İlaçların yan etkisi

Yüksek Kolesterol Ne Demektir Nedir?

Kolesterol vücudumuzda tüm hücrelerimizde bulunan yağımsı bir madde olup bazı hormonlarımızın yapımında, D vitamini yapımında ve hazım için gerekli maddelerin yapımında kullanılır. Vücudumuz bunların hepsi için gerektiği kadar kolesterol üretir. Ayrıca yediğimiz bazı gıdalarda da kolesterol bulunur. Kolesterol lipoprotein denilen yapılarla kanımızla damarlarımızın içinde taşınır: LDL ve HDL-Kolesterol. Halk arasında Kötü Kolesterol denilen LDL-Kolesterol yüksekse, atar damar duvarlarında (arteri) kolesterol plakları (ateroskleroz) oluşur. Halk arasında iyi kolesterol denilen HDL-Kolesterol ise yağları karaciğere taşır ve karaciğer de kolesterolü vücudumuzdan uzaklaştırır.