34 YIL ÖNCE KATİL ÇETELERİN DÖKTÜKLERİ KAN HALA DAMLIYOR

CHP Hatay Milletvekilleri Refik Eryılmaz ve Hasan Akgöl, Kahramanmaraş’taki katliamın yıldönümüne katılmak isteyen Alevi Kültür Dernekleri yöneticilerinin yollarının güvenlik güçleri tarafından kesilmesine tepki göstererek kınadılar.
34 YIL ÖNCE KATİL ÇETELERİN DÖKTÜKLERİ KAN HALA DAMLIYOR

Alevi Kültür Dernekleri Antakya Şube Başkanı Cemal Ercan’ın dün düzenlediği basın toplantısına katılan Hatay Milletvekilleri Refik Eryılmaz ve Hasan Akgöl, yol kesme olaylarının kabul edilebilir tarafı olmadığını dile getirirken, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıyacaklarını söylediler.Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz, 34 yıl önce çoluk çocuk demeden yüzlerce vatandaşın katledildiği Kahramanmaraş’taki olaylarda hayatlarını kaybedenlere Allahtan rahmet dilerken, ‘Bugün başka ülkelere demokrasiyi götürmekte olduğunu söyleyen hükümetin, vatandaşlarımızın en basit demokratik haklarını kullanmaya çalışırken bile nasıl bir tutum takındığını görüyoruz. Türkiye bir kuşatma altında, bunu çok iyi biliyoruz. Kahramanmaraş’taki katliamın yıldönümü etkinliğine katılmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerinden gitmeye çalışan vatandaşlarımızın yollarının kesilmeleri kabul edilebilir yanı yoktur. Engellemeleri şiddetle kınıyorum. Bu konuyu Meclis açılır açılmaz, gündeme getireceğim’ dedi.CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’de konuşmasında, 34 yıl önce yapılan katliamın sadece Alevi katliamı olarak karşılanmasına karşı olduğunu belirterek, ‘Bu bir insanlık ayıbı ve katliamıdır. Bunun Alevisi-Sünnisi olmaz. Kahramanmaraş’ta ölen insanlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Törenler için Kahramanmaraş’a gitmek isteyen vatandaşlarımızın yollarını keserek engelleyen güvenlik güçlerinin bu tutumunu kınıyorum’ dedi.Bu arada Dernek binasında Basın toplantısı düzenleyen Alevi Kültür Dernekleri Antakya Şube Başkanı Cemal Ercan, 34 yıl önce Kahramanmaraş’ta katil çetelerin döktükleri kanın hala damladığını öne sürerek, ‘1978 yılında 19-24 aralık tarihleri arasında ülkemizde ki faşist diktatörlük olan Devletin, sivil faşist çeteleriyle birlikte gerçekleştirdiği Maraş katliamının üzerinden 34 yıl geçti. Ancak aradan geçen 34 yıla karşın katil çetelerin döktükleri kan hala damlıyor. Yüreğimizdeki acı her geçen yıl katlanarak büyüyor. Hâlbuki aradan 34 yıl gibi uzun bir süre geçmesine karşı Alevilerin, demokratların, ilericilerin toplumsal belleğindeki derin yaraların izleri silinmedi, yaramız kanamaya devam ediyor’ dedi.Katillerden hesap sorulmadığı için kanamanın devam ettiğini konuşmasında yer veren Cemal Ercan, tepkisini şöyle sürdürdü:“Tarihe kara bir leke olarak geçen Maraş katliamı, Maraş vahşeti orta yerde duruyor. Katliamın sorumluları itibar görüyor, vekil seçiliyor, bürokraside yükseliyor, hatta ne yazık ki iktidar bile olabiliyor.Kanıyor, çünkü katliamda kaybettiğimiz canlarımızı anmamıza dahi sudan gerekçelerle izin verilmiyor. Nasıl kapansın yüreğimizdeki acı, nasıl kanamaya devam etmesin? Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da yitirdiğimiz canlarımızı anmak, onların doğduğu, yaşadığı ve vahşice katledilip gömüldüğü, geçmişte kahraman olan, ancak bugün Kanlı Maraş olarak anılan ilimize, siyasi iktidarın, onun İçişleri Bakanının ve kuklası olan başta Maraş valisi ile bütün il valilerinin, evrensel hukuk ilkelerine ve yürürlükteki yasalarımıza aykırı bir şekilde, insan temel hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alarak, biz yurttaşların, şehitlerimizi anma ve seyahat özgürlüğümüzü yok ederek, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin altına imza attığı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kurallarını fütursuzca çiğneyip,her türlü insani,vicdani,ahlak kural ve değerleri yok sayarak,ülkeyi ve bölgeyi bir polis devleti terörü altında, olağanüstü ve sıkıyönetim dönemlerini,hatta ve hatta 12 Eylül askeri faşist dönemini aratacak kadar zor ve zorbalık içerisinde Maraş’a gidişimiz engellenmiştir’.Cemal Ercan, Topboğazı’nda yollarının kesildiğini ifade ettiği konuşmasında, engellemeleri şöyle aktardı:‘Alevi Kültür Derneği olarak, diğer dostlarımızla beraber henüz Antakya’dan çıkar çıkmaz Topboğazı mevkiinde polis tarafından önümüz kesildi. Yola devam etmemiz engellendi. Basın açıklaması yaparak geriye dönmek zorunda kaldık. Adana, Antep, Adıyaman, Malatya, Maraş ve hatta tüm ülke adeta ilan edilmemiş bir sıkıyönetim altındaydı.Siyasal iktidar biz yurttaşlardan aldığı vergilerle beslediği kolluk kuvvetlerini yine biz yurttaşlar üzerine bir baskı unsuru olarak kullanıp, temel insan hak ve özgürlüğümüzü çiğnemede hiçbir beis görmemektedir. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan biz Aleviler (ki bir kısmımız Maraşlıdır, orada doğup, büyümüşlerdir) Maraş’a sokulmazken, önümüze barikat kurulurken; siyasal iktidar ve onun maşaları bugün atalarımızın dişiyle tırnağı ile bu topraklardan söküp attığı emperyalist şebekelerini, patriot füzelerini ve askerleriyle birlikte Maraş’a sokmakta, başta ABD ve diğer emperyalist güçlere Siyonist İsrail’in çıkarları için vatan topraklarımızı yabancıların üssü haline getirip, komşu ülkelerimizle düşmanca ilişkilerin gelişmesine ve savaş kışkırtıcılarına zemin hazırlamaktadır’.Alevi Kültür Dernekleri Antakya Şube Başkanı Cemal Ercan, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ndeki olaylara değindiği konuşmasında AKP hükümetine şöyle seslendi:‘Siyasi iktidar aklını başına devşirmelidir. Yurdumuzun ulusal ve uluslar arası bilimsel çalışmalar da yüz akı olan, ülkemizin gözbebeği ve başarılı evlatlarımızın öğrenim gördüğü ODTܒne bu Ülkenin Başbakanı 3000 kişilik bir polis ordusuyla gitme ihtiyacı duyuyorsa bu iktidarın halktan korktuğunu ve giderek meşruiyetini yitirebileceğini göstermektedir.Zulümle abad olunmaz. Zalime boyun eğilmez. Tarih boyunca başta Aleviler olmak üzere tüm halklar zulme teslim olmadı. Zalime boyun eğmedi. Bu anlayışla önümüze bakarak ne kadar zor ve zorbalık kullanılsa da zulüm de uygulansa da biz Aleviler zulme karşı boyun eğmeyeceğiz, zulme teslim olmayacağız. 34 yıl değil, 3334 yıl da geçse, Maraş katliamının, Maraş vahşetinin hesabını sormak, katilleri açığa çıkartıp yargılatmak için mücadelemize devam edeceğiz. Artık tüm dünya kamuoyunca anlaşılmıştır ki, Maraş katliamının üstünü örten, onunla yüzleşmekten kaçınan, yitirilen canların anılmasını zorbalıkla ve polis devleti terörüyle engelleyen bugün ki siyasi iktidar bu katliam ve katliamların suç ortağıdır, en azından düşünsel ve zihinsel olarak bu böyledir.İnancından, dilinden, düşüncesinden dolayı insanlarımızın ayrıma tabii olmadığı, bu topraklarda herkesin eşit yurttaş olarak yaşadığı, özgür, gerçekten Laik ve gerçek Demokratik tam bağımsız Türkiye’mize kavuşmak, yurdumuzda, bölgemizde, Orta doğu coğrafyasında ve tüm dünyada barışın egemen olma mücadelesini yükseltmek umudunu taşıyorum.’