ADALET BAKANI ERGİN: ODA TV SORUŞTURMASI DEVAM EDİYOR.

 DOĞRUSU İÇERİKLE İLGİLİ OLARAK BAKANLIKTA DA NET BİLGİ YOK'' -''ORTALAMA 10 YILDA BİR HALKIN SEÇTİĞİ DEMOKRATİK UNSURLARA KARŞI ANTİ DEMOKRATİK MÜDAHALELERİN YAPILDIĞI AVRUPA'DA BAŞKA İKİNCİ BİR ÜLKE VAR MIDIR'' -DEVLET BAKANI YILMAZ: ''TÜRKİYE'DE KOLTUKTAN KALKMAK İSTEMEYEN DİKTATÖRLER YOK
ADALET BAKANI ERGİN: ODA TV SORUŞTURMASI DEVAM EDİYOR.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''Oda TV soruşturması devam ediyor. Doğrusu içerikle ilgili olarak bakanlıkta da net bilgi yok'' dedi.
     Ergin, Antakya'daki Ottoman Otel'de gerçekleştirilen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 66. Toplantısında konuşmaların ardından komisyon üyelerinin sorularını yanıtlandırdı.
     Cezaevlerindeki gazetecilerle ilgili farklı bilgilerin yansıtıldığını anlatan Ergin, ''Biri 100 gazeteci, diğeri 58 gazeteci cezaevinde dedi. Bu işin doğrusu ne? Türkiye'deki cezaevlerinde bulunan gazeteci sayısı 26'dır. Belki 1-2 eksi artı olabilir. Peki gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklu kaç kişi var. Gazeteci adi fiillerinden dolayı cürüm işlemişse, unvanı gazeteci olabilir, bu suçtan dolayı cezaevinde olabilir'' dedi.
     Ergin, bu 26 kişinin üzerine atılı suçlardan örnekler vererek, Oda TV'ye yönelik aramalara ve Soner Yalçın'ın tutuklanması ile ilgili sorulara cevap verdi.
     Soruşturmaların devam ettiğini hatırlatan Ergin, şöyle konuştu:
     ''Doğrusu içerikle ilgili olarak bakanlıkta da net bilgi yok. İddianame hazırlanıncaya kadar soruşturmalar, gizlilik kararı alınmışsa, gizlidir. İddianamenin taraflara tebliği ile birtakım bilgileri öğrenme şansımız olabilir. İddianame ortaya çıktığında hep birlikte göreceğiz. Tutuklama nasıl işliyor, iddia makamı bir hazırlık yapıyor, delillerini belgelerini mahkemeye hakim götürüyor, kişinin savunmasını alıyor. Mahkeme tutuklamaya sevk edilen kişiyi dinliyor, üzerine atılı suçu tebliğ ediyor ve bunlara karşı diyeceklerini alıyor. Bütün bunların sonucunda mahkeme tutuklanması gerektiği kanaatine varıyorsa, bu belli şartlarda mümkün olabiliyor. Ya delillerin karartılması ihtimali, ya kaçma ihtimali vardır. Varsayın ki mahkeme tutuklama kararı verdi, bu tutuklama kararına bir üst mahkemede itiraz edebiliyorsunuz. Başka bir heyette bu karar inceleniyor.
     Bütün bu süreçten geçtikten sonra halen tutukluluk devam ediyorsa, müsaade edin, o yargı mekanizması içindeki bu sürece bir miktar saygı duymamız gerekiyor. Yürütmenin buna müdahale şansı yok. Yasalardan kaynaklı sorunlar varsa, elbetteki bu yasaların değiştirilmesi yasama organın sorumluluğundadır. O boyutunu tartışabiliriz.''
    
     -TUTUKLU SAYISI-
    
     Ergin, tutuklu sayısının, hükümlü sayısından fazla olması yönündeki eleştirilerin doğru olduğunu, Türk yargısının temel sorunları arasında uzun yargılama süreci bulunduğunu daha önce de ifade ettiğini söyledi.
     Yargılama sürecini kısaltacak önlemleri almaya başladıklarını anlatan Ergin, ''Ama hemen şunu söyleyeyim, Türk cezaevlerinde hükmen tutuklu bekleyenlerin sayısı yüzde 25 civarındadır. Bunları çıkardığınız tutuklu hükümlü sayısı batıdaki değerlere yaklaşmaktadır. Mahkemede dava bitmiş, ama yüksek mahkemede beklediği için hükümlü olanları çıkarttığınızda Türkiye tutuklu sayısı ile hükümlü oranı batıdaki değerlere yakındır'' dedi.
    
     -''HER 10 YILDA BİR MÜDAHALE''-
    
     Bir komisyon üyesinin ''Hangi Avrupa ülkesinde 8 rektör terör örgütüne üye olmaktan cezaevinde bulunuyor?'' şeklindeki sorusunu da cevaplayan Ergin, şöyle devam etti:
     ''21. yüzyılda, AB ile müzakere yapan bir Türkiye ortalama her 10 yılda antidemokratik yöntemlerle rejimine müdahale edilen bir ülke olamaz. Hangi Avrupa ülkesinde 10 yılda bir askeri yetkililer yürütmeye yasamaya müdahale edip demokrasiyi askıya alabiliyor? Bunu sormak lazım. hangi Avrupa ülkesinde rektörler 'ordu göreve' diye pankartlarla sokaklarda yürüyüş yapıyor. Bütün bunlar tartışılması gerekir.
     Türkiye 1950'de çok partili hayata geçti, 1960'da darbe, 1971'de askeri müdahale, 1980'de müdahale, 1997'de müdahale, 2007'de müdahale girişimleri, ortalama 10 yılda bir halkın seçtiği demokratik unsurlara karşı anti demokratik müdahalelerin yapıldığı Avrupa'da başka ikinci bir ülke var mıdır.
     Bu çağda, AB ile tam üyelik müzakereleri yapan Türkiye'nin geleceğe dönük olarak, bu müdahaleler zeminin ortadan kaldırma yükümlülüğü vardır. Evrensel hukukunun, demokrasinin yerleşebilmesi için bu mücadeleyi yapabilmesi lazımdır. Şu anda yapılan ondan farklı bir şey değildir.''
     Ergin, alkol mevzuatı üzerinden AK Parti ile ilgili tartışmaların olduğunu belirterek, ''AK Parti yeni iş başına gelmiş bir parti değil. 8-9 yıl içinde AK Parti'nin icraatları, istikameti ortada. Bu partinin niyetini sorgulamak için çok geç artık. AK Parti 1960'da başlayan AB sürecinin en fazla takipçisidir. Kopenhag siyasi kriterlerini gerçekleştiren partidir. Onun için bu saatten sonra AK Parti'nin niyetinin, gizli ajandasının olup olmadığının tartışılmasının doğru olmadığını düşünüyorum'' diye konuştu.
     Türkiye'de legal dinlemelerin hakim kararıyla yapılabilecek durumda olduğunu anlatan Ergin, kendilerinin döneminde bu dinlemelerin ölçülebilir, denetlenebilir hale geldiğini söyledi.
     Ergin, daha önce ne kadar insanın dinlenebildiğinin ölçülemediğini, bugün bunla ilgili hesap sorulabiliyorsa AK Parti'nin yaptığı düzenlemelerden kaynaklandığını belirtti.
     Ergin, internet erişimiyle ilgili yasaklama kararları yönündeki tespitlerin de çok doğru olmadığını, iletişimin en temel özgürlük haklarından bir tanesi olduğunu söyledi.
    
     -''KOLTUKTAN KALKMAK İSTEMEYEN DİKTATÖRLER YOK''-
    
     Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ise Mısır'daki reform karşıtı gösterilerin Türkiye'de de olma ihtimali olup olmadığı yönündeki soruları cevaplandırdı.
     Türkiye ile Mısır'ın birbirine benzetilmemesi gerektiğini anlatan Yılmaz, ''Mısır ile Türkiye'yi mukayese etmek çok talihsizliktir. Yaklaşık 100 küsur gün sonra Türkiye'de seçim olacak, özgür ve adil seçim olacak. Hükümeti beğenmeyen varsa, sokağa çıkmasına gerek yok, 100 gün sonra sandığa gider oyunu kullanır, istediğini seçer. Türkiye'de koltuktan kalkmak istemeyen diktatörler yok'' dedi.
     Yılmaz, Türkiye'deki başarının, demokrasiyle, ekonominin paralel şekilde ilerleyişinin tüm bölgeye ilham verdiğini vurguladı. Yılmaz, Türkiye'nin AB sürecinde ilerledikçe, kendi komşuları, bölgesi için daha değerli tecrübeler elde ettiğini söyledi.
    
     -SÜHEYL BATUM İÇİN İSTEK BAKANLIĞA ULAŞTI-
    
     Adalet Bakanı Ergin, toplantı çıkışında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
     Ergin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'un askerle ilgili sözlerine ilişkin, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adalet Bakanlığından izin istenmesiyle ilgili dosyanın kendilerine geldiğini belirterek, ''Dosya gelmemiş demiştim daha önce, şu anda dosya bakanlığımıza ulaştı. Diğer dosyalar gibi inceleniyor. O değerlendirmeler ilgili birimlerde yapıldıktan sonra dosya önümüze gelecek. Dosya değerlendirmesi yapılmadan bir şeyler söylemek doğru değil'' diye konuştu.
     İstinaf mahkemelerinin başkanlarının seçimleriyle ilgili soru üzerine Ergin, ''Şartları tutan herkes potansiyel aday olarak ilan ediliyor. Aday olmak istemiyorum diyenler çıkar. Onun dışında herhangi bir ayrım yapılmadan yasal şartları tutan herkesin aday olabileceği ilan edilmiştir. Kurulda bu görüşmeler yapılacaktır. Kurulun çalışma yöntemi, Anayasa'daki düzenlemeler doğrultusunda seçimler yapılacaktır, olgun bir havada geçeceğini düşünüyorum'' dedi.
     Ergin, 12 Haziranda yapılması planlanan genel seçimlerle ilgili soru üzerine, şöyle devam etti:
     ''Seçimlerin tarihinde değişiklik olmayacak gibi, bunun şu ana kadar değişeceğine dair emare yok. Yüksek Seçim Kurulu da hazırlıklarını buna göre yapıyor. 1 Mart itibarıyla AK Parti MYK'sı bir karar almıştı. Parlamentoya seçim kararı için müracaat etme kararı aldı. 1 Martta başvuru yapılacaktı. Anayasa komisyonunda görüşülmesi, genel kurulda meclis kararı haline gelmesi zaman alacaktır. 4-5 Mart civarında olursa 9-10 Mart tarihleri 3 bakan için görevden ayrılacak son tarih olacak. Tamamen parlamentonun işleyişine bağlı. Parlamentodaki kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasından itibaren 5 gün içinde görevden ayrılmak gerekiyor.''
     Ergin, asker eşlerinin Anıtkabir ziyareti ile ilgili soruları ise, ''Bu süreçlerle ilgili değerlendirme yapmayacağım. Netice itibarıyla kendilerinin tercihidir'' şeklinde cevapladı.