Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Asker Hatay Fm’in konuğu oldu.

Asker,  Termik, Nükleer ve Hidroelektrik santrallerin, atık pillerin çevreye etkisi, baz istasyonları ve sobadan çıkan karbonmoksit gazı ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Asker Hatay Fm’in konuğu oldu.
Hatay Fm’de “Hatay Gündemi” programında Ayhan Gümüşsoy’un sorularını cevaplayan Asker, “Türkiye’de bir enerji ihtiyacı söz konusu ve sürekli termik santraller, hidro elektrik santraller ve başımızın belası daha kötüsü nükleer santraller projelerine hep öncelik veriyoruz.  Biz öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki enerji üretmek adına rüzgârımız güneşimiz jeotermalimiz her türlü imkânımız varken bir termik santral, nükleer santraller tutturmuş gidiyoruz. Bu santraller çevreye çok zarar veriyor. Termik santraller, ithal kömüre dayalı deniz kıyısında soğutma suyunu elde etmek için yapılıyor ve içindeki sıcaklığı denize verdiğinde denizdeki ısıyı arttırıyor. Kullanıldığı kömürden dolayı zaten havayı kirleten termik santraller o bölgedeki tüm canlıların yaşam alanlarını yok ediyor ve hiç bir balık tür kalmıyor.  İşin en vahim tarafı, bizim bölgemizde doğu Akdeniz bölgesinde 17 tane termik santral yapılması gündemde ve bunun 7 tanesi doğu Akdeniz yani İskenderun, Yumurtalık bölgesine yapmayı planlıyorlar. 
 
O bölgede zaten sanayileşmeden dolayı belli bir kirlenme var. Üstüne termik santral eklendiği zaman bölgede nasıl nefes alacaksınız? Nasıl temiz hava, oksijen alacaksınız? o denizden nasıl faydalanacaksınız? Bütün bunları hesaplamadan enerji açığımız var diyerek termik santralleri bir bölgeye bu şekilde yığmak büyük hatadır. O yüzden termik santrallerine karşı çevreciler her zaman karşı duruyorlar ve toplumu düşünüp zararların anlatmaya çalışıyoruz. Mesela bir bölgede rüzgâr varsa, enerji üretmek kolaydır. Rüzgâr santralleri, güneş panelleri gibi çağdaş ülkelerin yaptığı gibi enerji üretebiliriz. Dünyaya baktığımızda nükleer santralleri herkes kapatırken biz açma derdindeyiz! Hiç sormuyoruz dünya kapatırken biz açıyoruz. Çernobil gibi yaşanmış ciddi vakalar var. Örneği bugün Karadeniz’de birçok kişi kanser, sakat doğumlar, genç yaşta tiroit kanserleri yaşanıyor çünkü radyasyon daha çok insanların Guatr dediğimiz Tiroit bezlerinde tutuluyor. Karadeniz’in yarısı tiroit ya da mide kanseri! Neden bu tehlikenin içerisine giriyoruz. Bizde bu bölgede bunların yaşanmasını istemiyoruz. Baz istasyonları her tarafa radyasyon yayıyor. Baz istasyonu olacak, cep telefonu kullanacağız ama her şey kararında olacak. Japonya’dan örnek vermek istiyorum en çok cep telefon kullanan ülkelerden olan Japonya’ya bakıyorsunuz, şehir içerisinde büyük çaplı baz istasyonu göremiyorsunuz. Hepsini alıp dağın başına, insanların yaşamadığı yerlere yerleştiriyorlar. Ama biz işin ucuzuna ya da kolayına kaçıyoruz her mahallede bir evin çatısında minarelerde parklarda kamufle edilmiş baz istasyonları kuruyoruz. Bunlar şehrin dışına alınmak zorunda. Bugün kazanılmış emsal niteliğinde davalar var. Bunların uygulanması gerekir.ŞEHRİN MUHTELİF YERLERİNE PİL KONTEYNIRLARI KOYULMALI!