Antakya Kadın Platformu Alanlara Çıktı

 Antakya Kadın Platformu, önceki gün Saray caddesinde düzenledikleri eylem ile kadın sorunlarını bir kez daha dile getirdi ve bölgemizde savaş istemediklerini vurguladı. 
Antakya Kadın Platformu Alanlara Çıktı
Platform adına eylemde basın açıklamasını okuyan Ümran Büyükaşık, hayatlarını kuşatan kadına yönelik savaşın yanı sıra hem ülkemizde hem de bölgemizde ve bugün Suriye'de süren bir savaşın da yükünü taşıdıklarını bildirdi, savaşta en çok sömürülen, katledilen, tacize, tecavüze ve her türlü şiddete uğrayan kadınlar olarak bölgemizde savaş istemediklerini bir kez daha haykırdı.Bugün, 10 Aralık 2012'de, dünyada yaşananların ve kadın haklarına yönelik saldırıların farkında olduklarını göstermek, direniş hareketlerini ve alternatiflerini tanıtmak için Yeni Kaledonya'dan başlayarak Seattle'a ulaşana kadar dünyanın etrafını dolaşacaklarını, 24 saat boyunca kadınlar olarak 'Biz varız' diye haykıracaklarını belirten Büyükaşık, “Bundan sekiz yıl önce, 2004 yılında Ruanda'nın başkenti Kigali'de İnsanlık için Küresel Kadın Şartımızı kabul ettik. O zaman şöyle demiştik: 'Biz kadınlar, kadınların ezilmişliğini kınamak, bu ezilmişliği ortadan kaldırmak ve adaletsizliği, savaşı, fetihleri ve şiddeti besleyen tahakküme, sömürüye ve dizginsiz kâr arayışına erkek egemen sistemin bütününe son vermek için uzun süredir yürüyoruz... Eşitlik, özgürlük, dayanışma, adalet ve barış olan bir dünya yaratmak istiyoruz. Ve bizler böyle bir dünyayı yaratacak güçteyiz.' Bugün, 2012 yılında, sistemin bütününü etkileyen krizlerle ve bu krizleri derinleştiren yanlış çözümlerle karşı karşıyayken, ataerki, kapitalizm, savaş, ırkçılık ve lezbofobiye galip gelen bir hayatı örgütleyecek başka yöntemler bulma çabalarımız daha da anlamlı hale geldi. Kemer sıkma tedbirleri ve sosyal kesintilerle karşılanan ekonomik kriz, istihdam sorununu daha da kötüleştiriyor. Çevre krizine ve iklim değişikliğine verilen tek yanıt doğanın özelleştirilmesi oluyor.
 Kadınlar, hepimizin en temel ihtiyaçlarının karşılanmasının sorumluluğunu ve yükünü taşıdıkları için, bakım-işi, krizi çoğunlukla kadınların omuzlarına yıkılır. Filipinli şair Joe Barrios, bunu en iyi şekilde şöyle ifade eder: Kadın olmak sürekli savaş durumunda yaşamak demektir.Hayatımızı kuşatan bu kadına yönelik savaşın yanı sıra hem ülkemizde hem de bölgemizde ve bugün Suriye'de süren bir savaşın da yükünü taşıyoruz. Savaşta en çok sömürülen, katledilen, tacize, tecavüze ve her türlü şiddete uğrayan biz kadınlar, bölgemizde savaş istemediğimizi bir kez daha haykırıyoruz” dedi.Elveren, Yorgun ve Erdoğan serbest bırakılmalı...Kriz ortamında muhafazakar ve neoliberal saldırılarla birlikte, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin hızla artışına, özellikle, toplumsal özgürlük hareketleri içinde yer alan kadınlara ve ailelerine yönelen devlet şiddetinin artışına da tanık olduklarını belirten Büyükaşık, açıklamasında şunlara yer verdi: “Toplumsal hareketlerin baskı ve şiddetle, tutuklamalarla karşılık bulmasına son verilmesini ve 13 Aralık'ta Ankara'da duruşması yapılacak olan, Tüm-Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Eğitim-Sen 2 Nol'lu Şube Kadın Sekreteri Güldane Erdoğan'ın serbest bırakılması istiyoruz. Sendikacıların şahsında yargılanan sendikal faaliyet suç olmaktan çıkarılana kadar, Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanında mücadeleye devam edeceğiz.Sömürü, baskı, şiddetin var olmadığı ve herkesin bütünlüğü, farklılığı, hakları ve özgürlüklerinin olduğu bir dünya kurana dek mücadeleye devam edeceğiz. Yürüyoruz, Örgütleniyor ve direniyoruz. Yürüyoruz ve isyan ediyoruz. Yürüyoruz ve birleşiyoruz. Yürüyoruz birbirimizi tanıyor ve karar veriyoruz. Yürüyoruz Konuşuyor ve haykırıyoruz. Yürüyoruz, Dans ediyor ve şarkı söylüyoruz. Yürüyoruz ve sokaklara dökülüyoruz. Yürüyoruz ve köklerimizden yükseliyoruz biz. Yürüyoruz, mücadele ediyoruz ve yaşanmaya değer bir hayat inşa ediyoruz. Hepimiz özgür oluncaya dek birlikte hareket edeceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz.”