BASKILAR VE DAVALAR BİZİ YILDIRAMAZ

Türkiye tarihinin en önemli kitlesel olaylarından biri olan Haziran direnişinde ülkemizin dört bir yanında yüz binlerce kişi meydanları doldurmuş, hükümetin giderek yoğunlaşan baskı politikasına başkaldırmıştı.

BASKILAR VE DAVALAR BİZİ YILDIRAMAZ
Siyasal iktidarın ve Başbakan’ın “Ben yaptım oldu” anlayışına tepki olarak Gezi Parkı’ndan başlayarak yurt çapına yayılan meşru ve demokratik eylemlere katılanlara yönelik Mc Carthy yöntemleri ile sürek avı başlatılmış ve birçok insan hakkında davalar açılmıştır.İktidarın bu eylemlerin verdiği mesajı okuma yerine, eyleme katılanlara sert müdahalelere başvurması, bizzat Başbakan’ın eylemcilere yönelik hakaret ve tahrik içeren sözleri hiçbir demokratik ülkede rastlanmayacak tutum ve davranışlardır. Başbakan’ın bu sorumsuz davranışları eylemleri daha da alevlendirmiş ve polisin yasa dışı saldırıları sonucu yurttaşlarımız ölmüş ve yaralanmışlardır. Tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden kolluk kuvvetlerinin savaş dönemini aratmayan saldırılarının üzerine şimdi de dava yoluyla sindirme operasyonları ile iktidar, korku imparatorluğunu pekiştirmeye çalışmaktadır. Tüm demokratik  kitle örgütlerinin, insan hakları örgütlerinin, ulusal ve uluslararası kuruluşların  “Kolluk şiddetini durdurun” çağrısına “Polisim adeta destan yazıyor” yanıtı veren AKP iktidarı ortaçağ diktatoryasını aratmayan polis şiddetini  meşru kılarak, temel insan haklarını ihlal etmiştir.Taraftar grubundan gazetecisine, şairinden müzisyenine, avukatından doktoruna, öğretmeninden, sendikacısına  kadar yüzlerce yurttaşımız gözaltına alınmıştır. İşin dozu o kadar kaçırılmıştır ki uluslararası ve ulusal hukukun ve vicdanın öngördüğü en demokratik hak olan eylemler suç kapsamında değerlendirilerek yüzlerce kişi hakkında mahkemeler yoluyla baskılar, saldırılar ve insanlık dışı uygulamalar AKP hükümetinin otoriter yüzünü gözler önüne sermektedir. Bilinmelidir ki bu baskılara boyun eğmeyeceğiz. Darbecilerle hesaplaşarak ileri demokrasiyi getireceğini söyleyen siyasal iktidar, darbecilere rahmet okutarak ileri faşizmi örmeye çalışmaktadır.Sebebini hepimiz biliyoruz. Sebep Gezi. Sebep Haziran direnişi…Biz, siz, hepimiz açılan bu davanın siyasi bir dava olduğunu biliyoruz.Çünkü AKP hükümetinin kendisine muhalif gördüğü hiçbir şeye tahammülü yok.Toplumsal muhalefet büyüdükçe hükümetin baskısı da artıyor.Meşru yolların yetersiz kaldığı durumlarda gayrimeşru yollara başvuruluyor.Tamamen demokratik ve meşru zeminde direnme hakkını kullananların gözaltına alınmasını, haklarında davalar açılmasını Eğitim-İş olarak şiddetle kınıyor ve tüm hukuk bürolarımız ile gözaltına alınan ve yargılanan yurttaşlarımıza her türlü hukuki desteği vereceğimizi belirtmek istiyoruz. Soruşturma açılacak ve yargılama yapılacaksa Anayasal ve demokratik hakkını kullanan Sendikamız hukuk sekreteri Suat SADIŞ değil;  meydanlarda halkı bölen, kışkırtan, tahrik eden ve polise yasadışı talimatlar veren Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na , valiye ve  emniyet müdürlerine açılmalıdır.

 

HATAY EĞİTİM İŞ YÖNETİM KURULU