BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE KESEB SALDIRISI

21 Mart Cuma günü, 05.30 sularında Yayladağı ilçemiz sınırına sıfır noktada bulunan Suriye’nin KESEB Kasabasında yoğun çatışmalar ve Yayladağı ilçemizde de yoğun bir hareketlilik olduğu bilgisi aldık ve Defne İlçe Belediye Başkan Adayımız İbrahim Yaman ve çok sayıda partili arkadaşımızla birlikte bölgeye hareket ettik.

BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE KESEB SALDIRISI

Suriye’nin Türkiye sınırındaki Keseb kasabasına, Arap Basın-Yayın ve Sosyal Medya  kaynaklarına göre, yaklaşık 30 tabur ve tugaydan oluşan büyük bir grup selefi teröristin saldırı dalgası başlattığı haberlerini bu arada takip ettik. Öte yandan, sınır kapımıza 2 km. kala güvenlik kuvvetleri can güvenliğimiz yok gerekçesiyle yolumuzu kesti. 45 dakika süren tartışma, kaymakam, vali, askeri yetkililer ile görüşmeler ve yoğun ısrarımız ve kararlılığımız sonucu önümüzdeki barikat kaldırıldı.Yanımıza aldığımız kameraman ile sınıra gittiğimizde, hemen 50 metre ileride bulunan Suriye sınır kapısının muhalif gruplarca kuşatılarak ateş altına alındığına ve orada bulunan Suriye askerlerinin de sınır kapısını korumaya çalıştığına tanık olduk. Bulunduğumuz noktaya mermi sektiği için orada uzun süre duramadık ve çatışmaların yoğun yaşandığı diğer bir yere,sınır kapısının 2 km. batısında bulunan ve muhaliflerce kuşatma altındaki Suriye Sınır Karakolunu yakından izlemek üzere, tam karşı yamaçta bulunanGözlekçiler Köyü, Çandır Köyü ve Teknecik Karakoluna gittik. Orada da önümüz askerler tarafından kesildi ve tartışmalar ve ısrarımız sonucu bölgeye girdik.Kendi vatanımızda ve kendi topraklarımızda can güvenliğiniz yok, sağlayamayız diye, gerek polislerden gerekse de askeri yetkililerden ve kaymakamdan aldığımız uyarılar canımızı acıttı. Kendi sınırlarını koru(ya)mayan  AKP İktidarının bölgedeki yöneticilerinin acizliği ve her sorumuza ’’yukarıdantalimat böyle’’ diyerek geçiştirmeleri olayın bir başka can sıkıcı yanıydı.Oralarda gördüğümüz en çarpıcı manzara ise; bize, bölgede yaşayan köylülere ve T.C. vatandaşlarına yasak olan her şeyin Suriyeli Teröristlere serbest olmasıydı. Bizi sokmak istemedikleri yerler bir yana, sadece askerlerin kullanabildiği alanlarda bile Suriye plakalı araçlar içlerinde silahlı teröristler ile cirit atıyorlardı.Köylülerden aldığımız bilgilere göre de, en az 5 ayrı noktadan aynı anda binlerce silahlı  terörist Türkiye topraklarından sınırı geçerek saldırıyı başlatmışlardı. Halen Yayladağına;  Altınözü’nden,  Antakya’dan, Reyhanlı’dan, Osmaniye’den ve diğer başka bölgelerden teröristlerin taşınarak iç  savaşa dahil edildikleri de herkesin tanık olduğu ve engel olunamayan bir gerçek.Bir başka gerçek te bu teröristlerin çoğunun Arapça bilmediği, yani başka ülke vatandaşı  olduklarıdır.Görüntülediğimiz ve önemli olduğunu düşündüğümüz bir konu da Gözlekçiler Köyü ile Kayapınar Bölüğü arasındaki ’’Askeri Hat Yolu’’ndan onlarca Suriye Plakalı aracın sürekli terörist taşıdığı ve teröristlerin askeri bölgeyi çok rahat kullandıkları ve kendi topraklarımızdan Suriye Karakoluna mermi yağdırdıklarıdır. Çatışmalar 5 gündür devam ediyor.Ölü ve yaralı sayısının bir hayli fazla olduğunu biliyoruz. Teröristlerin Keseb yakınlarındaki Alevi köylerine Grad Füzeleriyle saldırdıkları bilgisi uluslararası medyada yer aldı. Suriye savaş uçaklarının teröristlere müdahalesini önleme görevini ise bizim savaş uçaklarımız yapmaktadır. Hatay halkı Suriye’deki yangının bize sıçrama tehlikesi nedeniyle tedirgindir.Gözlekçiler Köyü güvenlik nedeniyle boşaltılmış ancak Yayladağı’nın her tarafında şuanda silahlı teröristler cirit atmaktadır.Keseb’e ve Lazkiye’ye özellikle Alevi ve Ermeni’lere yönelik daha öncede denendiği şekilde  planlı saldırılar yapılmıştı. Aslında aralarında ihtilaf ve çatışmaların da olduğu bir çok gurup birleşerek Ağustos 2013’te Lazkiye kırsalına saldırı başlatmış ve 190 köylünün öldürüldüğü büyük “Alevi katliamını” gerçekleştirmişti. Ancak  “Sahil Cephesi” adlı bütün muhalif grupların ittifakından oluşanve büyük bir katliamı hedef alan bu saldırıların hepsi geri püskürtülmüştü. Her ne olursa olsun AKP hükümetinin ve Dışişleri politikasının karar vericilerinin izlediği Suriye politikası Türkiye’yi sonu gelmez bir macera ve bataklığın içine çekmektedir. Acilen bu yanlıştan dönülmek zorundadır. Bu tutum hem Türkiye’nin hem de bölge ülkelerinin yararınadır.

Dr. M.Ali EDİBOĞLU-Hatay Milletvekili- Dışişleri Komisyon Üyesi