Bir Balyoz Şehidi Daha ve ‘Sıfırlanan’ Vicdanlar

Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp’i 2 Mayıs 2014’te Kocatepe Camii’nde ebediyete uğurladık.
Bir Balyoz Şehidi Daha ve ‘Sıfırlanan’ Vicdanlar
Murat kardeşimiz, suçsuz olduğu halde düzmece cd’lerle, AKP hükümeti döneminde pek revaçta olan “kumpas”larla “Balyoz” adı verilen garabet bir dava sonucu 16 yıl hapis cezasına mahkûm oldu. Pırıl pırıl kızlarıyla ziyaretine gelen eşinin karşısında bedeni onuru uğruna yenik düştü. Beyin kanaması sonucu Hak’kın rahmetine kavuştu. Murat Albay, 14 yaşında Deniz okuluna gitmek üzere baba evinden ayrıldı. Deniz Harp Okulu’nu birincilikle bitirdi, kurmay oldu. Firkateyninin komutanlığı yaptı. Bangladeş’te askeri ataşelik sonrası, Libya krizi sırasında Türk vatandaşlarının tahliye operasyonunu da yönetti.  Özenalp’in “Balyoz esareti”nden önceki son görevlerinden birisi de Basra Körfezi’nde Suüstü Görev Birlik Komutanlığıydı. Merhum ya yoksul, ya da en fazla orta halli bir memur veya esnaf çocuğu. Amiral ve ardından üst düzey görevleri takiben Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak, mesleğindeki başarılarını taçlandırmak istiyordu. Ama Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerini “bitirmek” isteyen karanlık ellerce kumpas kuruldu. I. Ordu Komutanlığı’ndaki bir plan seminerin düzmece cd’leriyle çoğunluğu amiral ve denizci onlarca TSK mensubu “esir” edildi.     Balyoz “esirleri” arasında bu seminere hiç katılmamış, hatta seminer tarihinde yurt dışında bile olanlar var. Bunlardan biri de Deniz Kurmay Albay Aykar Tekin’dir. Teki diyor ki: “Adana, Kürkçüler, Göztepe köyünde 7 çocuklu ailenin bir çocuğu olarak dünyaya geldim. Okur yazar olmayan annem ve ancak ilkokulu bitirebilen babam, bizleri ellerinden geldiğince okutmaya çalıştılar.
 
Pamuk tarlasında ot döven, pamuk toplayan, üzüm bağında bekçilik yapan, incir-zeytin toplayan, tarla takımda çalışan Hep devlet okullarında okuyan biriydim. Üniversite sınavında yüzde bire girmeme rağmen Deniz Harp Okulu’nu tercih ettim. Kurmay ve firkateyn komutanı oldum. Balyoz konusunda yurt dışından gelip ifade verdim ve geri döndüm. 16 yıl ceza aldığımı öğrenince kendi irademle Türkiye’ye dönmeme rağmen, ‘Kaçma şüphesi’yle tutuklandım! Yurtdışı görev sebebiyle uzun süredir görüşemediğim eşim ve 2.5 yaşındaki kızımla Merkez Komutanlığı bahçesinde vedalaştım. En ağırı da bu an idi. Sahte dijital verilere dayandırılan iddianameye göre; ‘Hükümeti yıkmak maksadıyla sözde bize muhalif bir amirali tutuklamak için Ekim 2002 ayı boyunca izlemişim.’ Oysa o tarihlerde Tunus-Cezayir açıklarında seyir halinde idim. Daha seçimler yapılmadığı halde, ortada olmayan bir hükümeti devirmek maksadıyla bir amirali tutuklamak için güya izlemiştim Ziyarete gelenler nasıl dayandığımı soruyor. Bir insanın kendi kendisinin suçsuz olduğunu bilmesi kadar onu güçlü kılan bir şey yoktur. İnsanoğlu herkese yalan söyleyebilir, ama kendi kendisine yalan söyleyemez. İnsanın kendi vicdanı en büyük mahkemesidir...”    Özenalp’in cenaze töreni sırasında “PKK Dışarıda Kahramanlar İçerde”, “Kumpasçılar Dışarıda Kahramanlar İçerde”, “Katil AKP, Katil Tayyip!” şeklinde sloganlar atıldı. Doğru, çünkü KCK davasında, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunda tutuklu kalmadı. 17 Aralık yolsuzluk ve hırsızlığını allem edip, kalem edip hukukun ve adaletin önünden kaçırtan bir iktidar var. Irak ve İran sınırına yakın illerde PKK teröristlerinin yol kestiği, kızınca asker veya insanları kaçırdığı “Kurtarılmış” değil, “Teslim edilmiş” bölgeler var. “Paralel yapı” diye cemaate yüklenen, yüreklenen, meydan muharebesi yapmak için kükreyen ve milleti galeyana getiren Başbakan Erdoğan, konu asıl “Paralel Devlet” kurulan bölgeye geldiğinde gıkını çıkartamıyor. Bu ne cesaret, ya da bu ne korkaklık?    Son Söz: Erdoğan, TSK’nin evlatları için neden parmağını kıpırdatmaz? Bunların “Paralel yapı”nın kumpası ve ABD’nin Montrö Sözleşmesi’ni aşmak için tasfiye edildiğini göremiyor mu? BOP Eşbaşkanlığı bunu gerektirdiği için, yani “Balyoz”cular içeride olunca görevini mi yapmış oluyor? Ya Genelkurmay Başkanı ve 23 Nisan Resepsiyonunda Erdoğan’ı huşu içerisinde dinleyen kuvvet komutanları neredeler? Yoksa 17 Aralık yolsuzluğunda sıfırlanan paralar gibi, vicdanlar da sıfırlanıyor mu?
     Prof.Dr. Celalettin Yavuz, cyavuz53@gmail.com,