Darbelerin Zifiri Karanlığında Derdest Edilenler Yeniden Yargılanmalıdır

Dünyada insan merkezli, her bakımdan yüksek bir medeniyet kurmuş, yüzyıllar boyunca bu medeniyetin değerlerini yaşamış ve insanlık âleminin bu yüksek medeniyetle tanışması ilkesi doğrultusunda uğraş vermiş bir milletin ahfadıyız.
Darbelerin Zifiri Karanlığında Derdest Edilenler Yeniden Yargılanmalıdır

 İnsanı eşref-i mahlûkat olarak nitelendiren ve insanlar arasındaki farklılıklara değil, benzerliklere odaklanarak ayrımcılığı reddeden, bütün çabasını ise insanlığın iki cihan saadeti için oraya koyan bir medeniyetin müntesipleriyiz.İnsanları rengine, ırkına, maddi varlığına göre tasnife tabi tutmayan, insanlar arasına ayrımcılık tohumları ekmeyen İslam medeniyetinin getirdiği huzur ve kardeşlik ortamını batı medeniyeti getirememiştir. Batı medeniyeti insanlığın tamamı bir yana, Batı toplumunu da topyekûn mutluluğa taşıyamamıştır. Batı’da temel insan hakları yadsınmış, can emniyeti, mal emniyeti, ırz-namus emniyeti, nesil emniyeti ayaklar altına alınmıştır. Gidilen yolun çıkmaz sokak olduğunun farkına varan Batı aydını, insana doğru yönelen ama güçlü bir enerjiden yoksun yeni bir yaklaşımı meydana çıkarmış, kimi hakların standardını oluşturmaya ve hayata geçirmeye çalışmıştır. Bugün Batı medeniyetinin insan hakları bağlamında bize yönelttiği standartlar vaktiyle dünyaya ecdadımızın öğrettiği standartların kırıntılarıdır.Ülkemizde kadınları kategorize eden anlayışların artık geride kalması, kadına yönelik şiddet ve ahlaki yozlaşmayı da içerisine alacak şekilde devam etmeli; toplum, geleceğe güvenle bakmalıdır. Çözüm süreci diye adlandırılan, ötekilerin berikileştirilmesi süreci, devletin milletinden milletin devletine geçişle taçlandırılmalı, insanı merkeze alan yaklaşımlar devletin mekanizmasının her tarafına sirayet etmeli ve bu ülkede bir daha ortaçağ karanlığını andıran darbe ortamlarının oluşmasına imkân verilmemelidir.İnandığı gibi yaşamak isteyen insanlara yönelik en ağır saldırıların gerçekleştirildiği, insan hakları ihlallerinin adeta zirveye çıktığı meşum 28 Şubat günleri dâhil, antidemokratik zeminlerde inancını yaşamasından dolayı hakları gasp edilenlerin haklarının bir kısmının verilip helallik istenmesi gibi bir durum söz konusudur. İnsanlarımız, başörtülü olmalarından ve inandığını yaşamalarından ötürü ne kaybetmişlerse, tamamının tazmin edilmesi ve devletçe özür dilenerek iadesinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Hükümetin bu konuda attığı adımları önemsiyor ve mağduriyetlerin giderilmesi noktasında bunların devamını bekliyoruz.Darbe dönemlerinin zifiri karanlığında derdest edilerek, adaletin omuzlardaki yıldızlarla ölçüldüğü ortamlarda, emir komuta zinciri altında yargılanan ve bugün hâlâ hapishanelerde çile dolduran, başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere, adaletin tecellisi için bütün düşünce mahkûmlarının adil mahkemelerde yeniden yargılanmasını talep ediyoruz.Bu duygu ve düşüncelerle insan hakkı ihlalinin olmadığı bir dünya diliyoruz.

 

 

                                                                                                                       

                                                                                                                  Cevat ÖNAL

                                                                                                              EĞİTİM-BİR-SEN

                                                                                                              Hatay Şube Başkanı