Dışişleri, Genelkurmay ve MİT Nerede

Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet geleneğinde, karar vericiler (yani hükümet) için, özellikle güvenlik politikası (terör, ittifaklar, muhtemel iç karışıklıklar, iç güvenlik, bölücülük vb.) konuları ile dış politikada “resmen” danışmanlık yapan kurumlar mevcuttur.

Dışişleri, Genelkurmay ve MİT Nerede
Bu kurumların başında Genelkurmay, Dışişleri Bakanlığı (hariciyeci meslek memurları), MİT Müsteşarlığı, bazı hallerde Emniyet Genel Müdürlüğü ve hukuk kurumları (bilhassa Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi) gelmektedir. Bunlardan Emniyet Genel Müdürlüğü ve hukuk kurumları nadiren bu konularda çalışma yaparken, diğer 3 kurumun hükümete yanlışlar yapmama konusunda çok önemli danışmanlık görevleri icra ettikleri bilinmektedir.    Bu “resmi” danışmanlık, çoğu kez Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantıları sırasında “tavsiye” niteliği altında yapılırdı. Bazen da aynı kurumlarca doğrudan yazıyla hükümetin ilgili makamına gönderilirdi.    Anılan her üç kurumda da gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında ve yıllara dayanan engin tecrübeler, yaşanmış olaylardan ders çıkarılarak edinilmiştir. Bu kurumların “atanmışları”, bu engin tecrübelerini, ilgili meselenin aynı zamanda karar vericiye (hükümete) zarar vermemesi için, konunun ağırlığını “omuzlarında hisseden” bir devlet adamı ciddiyeti ve sorumluluğu içerisinde hareket ederler.    Her üç kurum da aslında devletin düşünen beyinleri olmak üzere yetiştirilmektedirler. Yani her biri aslında gerçeklere göre sorunu bir an önce çözmeye odaklanmış çok sayıda düşünce kuruluşlarının filtrelenmiş, zenginleştirilmiş tabakaları gibidir. Sorumluluk sahibidirler de!     Devletin bu “doğal” ve “resmi” danışma mekanizmalarının maliyeti de oldukça yüksek olup, hiçbir “gayrı resmi” danışman bu maliyete ve edinilen “sorumlu” danışmanlığın yanına dahi yaklaşamaz.    Her üç kurumun benzerlerinden gelişmiş ülkelerde emekli olanlar, gene devlet için birikimlerini değerlendirmeyi sürdürürler. Türkiye’de bunu çok az oranda emekli hariciyeciler yapmaktadır. Asker ve MİT’ten emekli olanların ise çok azından istifade edilebilmektedir. Bunun başlıca sebebi de AKP Hükümeti tarafından 2004 yılında çıkartılan bir yasadır. Yani devlet, kendi eliyle bindiği dalı kesmiş, “varlık içinde yokluk” çeker hale getirilmiştir.    Bulunmaz tecrübelerle yetişen “resmi” danışmanlardan emekli olanlar yanında, son zamanlarda bu kurumlardan da “Danışmanlık” görevinin alınmadığı (veya alınamadığı) anlaşılmaktadır.     Anlaşılan o ki, devlet hiçbir devlet tecrübesi olmayan, sonucu kestirmekten aciz, sadece “teori” aşamasında yetişebilen “sivil” danışmanların eline kalmıştır. Bunlar da genellikle “Bekara karı boşamak!” gibi tekliflerde bulunabilmektedirler. Ya da, ilgili devlet ricalinin düşündüğü istikamette teklif (yağdanlık ve yalakalık) yapmaktadırlar. Son aylarda devletin ve özel Tv kanalları bunlar gibi sözde “uzmanlar” tarafından işgal ettirilmiştir.    Türkiye’nin son yıllarda güvenlik politikası ve dış politikada batağa saplanan hallerine şahit olduktan sonra, acaba bu Dışişleri meslek memurları, Genelkurmay Başkanlığı ve MİT’in yetişmiş ekâbirleri ne yapıyorlar diye merak etmeye başladım.    Anlaşılan o ki Dışişleri’nin bugüne kadar daha zayıfı gelmeyen bakanı, hiç kimseyi dinlememekte, kendi hayal âleminde yaşamayı sürdürmektedir. MİT Müsteşarı da gelişmiş ülkelerde benzeri olmayan şekilde (bu konuda ilk basamaktan itibaren birikime sahip olmaksızın) tepeden atandığı göreve başlayınca, bakan gibi tecrübeyi bir kenara atmış olmalı.    Genelkurmay Başkanı da, “Askeri vesayet devam ediyor!” demesinler diye hükümete gereken doğruları söylemek yerine susmayı tercih ediyor gibi. Aksi halde Türkiye bu “Açılım” rezaleti ve komşularla yıkım politikasına reva görülmezdi.     Son Söz: Bu kurumların çok değerli “resmi” danışmanlıklarının hakkını verecek şekilde hükümete öneri getirmesi sağlanmalıdır. Zira “usta” hükümet, devleti tökezletmektedir!
Prof.Dr. Celalettin Yavuz, cyavuz53@gmail.com,