EĞİTİM İŞ TEN ANTAKYA ÇIKARMASI

 Eğitim-İş 3. Dönem 4. Başkanlar kurulu toplantısı, tüm illerin şube başkanları kentimizde bir araya geldi. 
EĞİTİM İŞ TEN ANTAKYA ÇIKARMASI
Genel Başkan Veli Demir yanı sıra, genel merkez yönetim kurulu ve tüm illerin şube başkanlarının katılımıyla Antakya öğretmenevinde gerçekleştirildi. Makedonya Eğitim Bilim ve Kültür Sendikası Başkanı Yakim Nedelkov'un da yer aldığı başkanlar kurulu toplantısında, Türkiye ve dünyaya barış mesajları iletildi.  Başkanlar kurulu toplantısının açılışında konuşma yapan eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, sosyal devleti korumanın namus borçları olduğunu söyledi, cemaat ve tarikatlara karşı sosyal devlete sahip çıkmak zorunda olduklarını ifade etti. Kölelikten kurtulmak için 657 sayılı yasanın korunmasının gerekliliğine değinen Demir, 4+4+4 uygulaması ile eğitim sisteminin, Cumhuriyet eğitim sisteminin parçalandığını söyledi, eğitim sisteminin ayrımcılık üzerine şekillendi, ayrımcılığı asla kurumsallaştırmayacaklarını ifade etti.  Eğitim-İş'in, tekrar kurulduğu 17 Ekim 2005 tarihinden bu yana, Atatürk ilke ve devrimlerine inanmış, Cumhuriyet ilkelerinden taviz vermeyen karar alma süreçlerinde katılımı esas alan, bilgi ve birikimini paylaşmaya önem veren dünya görüşüyle, özgür düşüncenin ve örgütlü direnişin simgesi olduğunu söyleyen genel başkan Veli Demir, Eğitim-İş'in 'emekçilerin vatanı olmaz' diyenlere inat 'vatanı olmayanın emeği de olmaz' diyerek, en önemli özlük hakkının bağımsız bir vatanda yaşamak olduğu gerçeğini ırkçıya, gericiye, bölücüye tekrar anımsatan sendika olduğunu bildirdi. 
 Ezenlere karşı, ezilenlerin yanında yer alan, mücadelesini ben değil biz diye sürdüren Eğitim-İş'in, her gün ailesine yeni üyeler katarak, eğitim çalışanlarının sendikalaşma bilinci kazanmasında etkin bir rol üstlendiğini söyleyen Genel Başkan Veli Demir, örgütlü mücadelede emeğin, eylemin ve direnişin temsilcisi haline geldiklerini ifade etti ve şunları dile getirdi: “Eğitim-İş, Atatürk ilke ve devrimlerinden ödün vermeden, emperyalist sistemin emek sömürücüsü politikalarına rağmen boyun eğmeden, başı dik yürüyebilmenin imkansız olmadığını gösterebilmiştir. Eğitim-İş'in emek mücadelesindeki kararlılığı ve ısrarı 15 ağustos 2011 eylemi ile eğitim çalışanlarının dikkatini çekmiş, 19 ocak 2013 Tandoğan Yürüyüşü ile de kamu çalışanlarının umudu olmuştur. Bu umudu kaybetmemek için eğitim-İş olarak, eylem fetişizmine girmeden demokratik, meşru zeminlerde hak verilmez alınır şiarı ile hareket ederek, tüm çalışanları sürece sokan, halkı da yanına alabilen eylem ve etkinlikler yaratmalıyız. Kamu çalışanlarının kadro güvencelerini ellerinden alarak, performansa dayalı ücretlendirme sistemini dayatacak olan yasa ve karşı devrimin kurumsallaşmasını sağlayacak olan yeni anayasa çalışmaları, Eğitim-İş'in önümüzdeki süreçte en önemli mücadele konuları olmalıdır. Yeni liberal politikaların tüm dünyadaki sömürü düzenine, ülkemizdeki emek, demokrasi ve cumhuriyet karşıtı siyasal iktidara ve iktidarın politikalarına teslim olmuş sahte sendikalara inat eğitim-İş, kamu çalışanlarının ve ulusumuzun hala güvendiği biricik emek örgütüdür. Bugün Amerikan emperyalizminin başını çektiği egemen güçler, özgürlük ve demokrasi söylemlerinin arkasına gizlenerek, enerji kaynaklarını ele geçirme hırsıyla Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmektedir. Bunun son örneği Suriye'de yaşananlardır. Emperyalizmin Ortadoğu'yu yeniden yapılandırma projesine alet olan AKP ise Suriye'ye karşı savaş çığırtkanlığı yapmaktadır. 3. Dönem 4. Başkanlar kurulu için Hatay'ı seçmemizin nedeni siyasi iktidara, Atatürk'ün 80 yıl boyunca cumhuriyetimizin dış politikasını yönlendiren 'yurtta barış, dünyada barış' ilkesini hatırlatmaktır. Çünkü biz, teslimiyetçi dış politika izlemeyen, savaşa, işgale ve talana ortak olmayan, barış içinde bir Türkiye istiyoruz. Çünkü biz, farklılıkları geriye doğru derinleştirerek düşmanlığa ve karşıtlığa dönüştürmek yerine bu farklılıkları özümüzden gelen özellikler ve zenginlikler olarak algılayarak sendikamızın gelişmesinin dinamiğine çevirmek istiyoruz. Toplumsal bilincin ve örgütlülüğün en üst düzeyde yaşanabilmesi için karşılıklı anlayış ve ortak ideallerin varlığına inanıyoruz. TÖS'ten, TÖB-DER'den miras aldığımız onurlu tarihe ve devrimci birikime sahip çıkıyor, demokratik kitle örgütlülüğünde özlük ve mesleki sorunları anlayıp çözmede, onların yolundan gidiyoruz. Mesleğimizin sorunlarına, demokratik eğitimin nasıl olması gerektiği çerçevesinden bakıyor, bu süreci toplumun demokratikleşmesi sürecinden de bağımsız görmüyoruz. Üyemiz olsun ya da olmasın tüm eğitim çalışanlarının sorunlarına ortak, seslerine ses olmayı amaçlıyoruz. Eğitim planlamasında sendikaların, eğitimcilerin ve velilerin doğrudan söz alması gerektiğini, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasını savunuyoruz. Birliğin ve dayanışmanın gücüne inanıyor, tüm eğitim emekçilerinin özverisi ve inancı ile sendikal hareket arasında sağlam ve sürekli işleyen ilişkiler ağı kurmaya önem veriyoruz. Biz, emekte, eylemde, direnişte cumhuriyetin ışıklı yolunda, hep birlikte onuz omuza yürümek istiyoruz.”