EVLAT HASRETİ HASTALIKTAN DAHA ACI GELDİ

 -HATAY'IN İSKENDERUN İLÇESİNDE GEÇEN YIL YAKALANDIĞI LENF BEZİ KANSERİYLE MÜCADELE EDEN GENCİN ACILARI, EŞİNİN 2 ÇOCUĞUNU ALARAK EVİ TERK ETMESİYLE KATLANDI -HASTALIĞININ TEDAVİSİ İÇİN MADDİ SIKINTILARLA DA BAŞ BAŞA KALAN SEMERCİ: ''NE YOKLUK, NE HASTALIK BENİ KAHRETMİYORDU AMA VEFASIZLIK BELİMİ BÜKÜYOR''
EVLAT HASRETİ HASTALIKTAN DAHA ACI GELDİ
- Hatay'ın İskenderun ilçesinde geçen yıl yakalandığı lenf bezi kanseriyle mücadele eden Uğur Semerci'nin hastalık yüzünden yaşadığı acılar, eşinin 2 çocuğunu alarak evi terk etmesiyle katlandı.
     Uğur Semerci (24), AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 yıl önce sağlıklı bir şekilde eşi Firdevs Tuğba ile evlenerek yeni bir dünyanın kapılarını araladıklarını, bu süre içerisinde de çok güzel günler geçirdiklerini söyledi.
     Evlilikleri süresince İskenderun Belediyesinde taşeron işçi olarak çalıştığını anlatan Semerci, ''Evlenirken her zorluğu beraber aşabileceğimizi düşünüyordum. Evlendikten 1 yıl sonra Pınar adını verdiğimiz kızımızla mutluluğumuz taçlandı. Ama bu sevinç çok uzun sürmedi. Çünkü kızım 4 yaşına geldiğinde benim rahatsızlığım gündeme geldi'' dedi.
 

     Hastalığının ilk evrelerinde bugün 9 aylık olan Eylül adını verdikleri ikinci çocuklarının dünyaya geldiğini dile getiren Semerci, şöyle devam etti:
     ''Doktorlar hastalığıma lenf bezi kanseri teşhisini koyduktan sonra çok büyük çöküntü yaşamıştım. Doktorlar, hastalığımın diğer lenf kanserlerinden farklı olduğunu söyledi. Çünkü benim hastalığım kemoterapiye cevap vermiyormuş. Fakat bir çocuk sahibi daha olmak beni yeniden hayata bağladı. Onların kokusunu hissederek, hayatta kalmam gerektiği yönünde kendime telkinlerde bulunuyordum. Ama hastalığımın ilerlediği şu günlerde eşimin çocuklarımı alarak evi terk etmesi beni adeta çaresizliğe itti.''
     Yaşadığı duyguları ''evlat hasreti hastalıktan daha acı geldi'' sözleriyle özetleyen Semerci, şöyle konuştu:
     ''Biz evlenirken, iyi günde kötü günde diye söz verdik. Ama iyi günde yanımda olan eşim, kötü günde beni yalnız bıraktı. Hemde çocuklarımdan ayrı şekilde... Geçen ay babamla hastaneye gittim, döndüğümde de eşim 2 çocuğumla yoktu. O günden beri bir kez telefonla görüşebildim. Ama bir daha ulaşamadım. Telefonlarını da iptal ettirmiş. Öğrendiğime göre eşim, şimdi çocuklarımla Antalya'daki ailesinin yanına gitmiş ve onlarla yaşıyor. Önceden beni ne yokluk, ne hastalık kahretmiyordu. Ama vefasızlık belimi büküyor. Benim şu an en büyük arzum, çocuklarımın kokusunu hissedip onları öpebilmek. Çünkü onlar benim hayattaki tek varlıklarım. Babalar Günü'ne bende diğer babalar gibi girmek istiyorum. Çocuklarım yanımda olsun, onlara sarılabileyim ve sıcaklığını hissedeyim. Benim istediğim bu. Babalık ruhunu bu güzel günde tatmak istiyorum.''
     Ağırlarının her geçen gün arttığını bildiren Semerci, ''Artık yataktan bile kalkacak dermanı bulamıyorum. Hatta son haftalarda sol kolumda tutmaz oldu. Belki son günlerimi yaşıyorum. Eşimden son isteğim, hasta yatağımda beni çocuklarımdan ayırmasın'' diye konuştu.
 

     
     -''OĞLUM GÖZLERİMİN ÖNÜNDE ERİYOR''-
    
     Eşinin gitmesinin ardından Uğur Semerci'nin bakımını üstlenen baba Halil Semerci de, oğlunun her geçen gün gözünün önünde eridiğini, çaresizliğinin ise kendisini kahrettiğini söyledi.
     Oğlunu defalarca Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde tedavi ettirdiklerini, ancak sonuç alamadıklarını bildiren acılı baba, tedavinin İstanbul ve Ankara'daki bazı hastanelerde devam etmesi gerektiğine işaret ederek, ancak bunun için gerekli maddi imkana sahip olmadıklarını kaydetti.
     Hastalığın ilk dönemlerinde tüm birikimlerini tedavi için harcadıklarını anlatan Semerci, ''Artık tedavi için Adana'ya bile gidecek durumumuz kalmadı. Zaman zaman İskenderun Sosyal Yardımlaşma Vakfı aracılığıyla yardımlar elimize ulaşıyor. Ama o da ancak günlük ihtiyaçları karşılamaya yetiyor. Bu yüzden ne yapacağımızı bilemiyorum. Ama oğlunun gözünün önünde erimesi, bir baba için en ağır şey olsa gerek'' diye konuştu.