Fethullah Hoca ABD’den Neden İstendi

AKP iktidarı sonunda Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen’i (Cemaat tabiriyle Hoca Efendi”yi), “Kırmızı bülten”le resmen istedi.
Fethullah Hoca ABD’den Neden İstendi

Bu durum anlaşılır gibi değil! “Hoca Efendi”’ye ne istediyse vermişlerdi. Hükümete yakın olmak ve AKP’liymiş gibi görünmek isteyenler, bir zamanlar tek satırını bile okumadıkları Zaman gazetesine abone oluyorlardı. Cemaatçi olmak, AKP içerisinde dahi bir ayrıcalık gibiydi. Altın madeni olan cemaatçiler, dershanesi olan cemaatçiler gırla gidiyordu. Öğretim kurumları (kolej ve üniversite) açan cemaatçilere destekler verilmiş, cemaat medyası palazlanmış, “Türkçe Olimpiyatları” adeta resmileştirilmişti. Emniyet, YÖK, TÜBİTAK, Milli Eğitim ve Yargı başta olmak üzere, pek çok devlet kurumunda cemaatçi yapılanmanın önü açılmıştı. Şimdi ise “Paralel” denilerek adeta bir kaşık suda boğulmak isteniyor. Cemaatin üzerine gittiği yolsuzluk görüşünü paylaşanlar bile paralelci diye yaftalanmak isteniyor. Anlaşılır gibi değil. Bu “Necip” millet ne de çabuk unuttu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde yuvalananlar için YAŞ kararı ile atılmak istenenlere Cumhurbaşkanı ve Başbakanın “Kerhen” imza attığını. Atılan bu askeri personelin de AKP’li belediyelerce iyi imkânlarla işe alınıp ortada bırakılmadığını.  Bu “Al gülüm ver gülüm” dönemi 11 yıl sürdü. 11 yıl sonra anlaşılan o ki, “rantpaylaşımı”ndaki anlaşmazlıktan hır çıktı. Öküz öldü, ortaklık bozuldu. Ardından da Hoca Efendi’nin Yargı ve Emniyet’teki müritleri, uzun süre izledikleri 4 bakan oğlu ve bir başbakan oğlunu yolsuzluk yaparken yakalayınca veya yakalamak üzereyken, “Yavuz hırsız ev sahibini bastırdı.” Yolsuzluk ve hırsızlık, AKP iktidarının milleti algı yönetimi adı altında ayak üstü 40 yalanla kandırmasıyla, ortaya çıkarılan yolsuzluk, “darbe” diye nitelendirilmek istendi.     30 Mart Mahalli Seçimlerine giden yolda AKP iktidarı “mağdurları” oynayarak ilerledi. Hatta Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde CHP gibi MHP bile hiç ilgisi olmadığı halde “Paralelci” denilerek linç edilmek istendi. Oysa MHP’nin bu taraklarda hiç mi hiç bezi yoktu!Nihayet “Hoca Efendi”, ikamet ettiği ülke ABD’den resmen istendi. Acaba bunun maksadı nedir? Gerçekten de “Paralel Başı” gelirse millete yutturulmaya çalışılan “darbe” sona mı erecektir? Yada  bu yapılan Hoca’nın gelmemesi için midir? Zira son günlerde MHP Lideri Bahçeli, Gülen’i Türkiye’ye gelerek, AKP ile gerçekleştirilen pazarlığın kamuoyu ile paylaşılmasını açıklamaya davet etti. Acaba AKP, Gülen’in gelişini mi önlemek ihtiyacındadır?    Bir de ABD’nin Gülen’i verip vermeyeceği hususu var. Hoca Efendi’nin verilip verilmeyeceği konusundaki soruya ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü JenPsaki’nin cevabı oldukça kapalı ve ümitvar değildi. Muhtemeldir ki verilmeyecektir. Din, mezhepler ve inançlar konusunda son derece hesaplı bir politika izleyen ABD, Gülen vasıtasıyla eski Sovyet coğrafyasında kurulan yeni devletler üzerinde nüfuz etmeye çalışmaktadır. Bu sebeple Hoca Efendi’yi bir çırpıda Türkiye’ye teslim etmesi beklenmez. Üstelik Ukrayna sebebiyle köprülerin atıldığı Rusya ile ilişkiler bu kadar bozulmuş iken…    ABD Hoca Efendi’yi vermeyince AKP iktidarı için yeni bir “mağdur” edebiyatı yapma şansı doğacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hatta Başbakan Davutoğlu, “tribüne oynayacak” şekilde ABD’yi suçlayan ifadeleri daha sık tekrarlayabilir.

Böylece “Tüm dünya Türkiye’ye karşı!” diye bir mağdur psikolojisi milletin üzerine yıkılır. Milletin duyguları istismar edilir. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı ve/veya Başbakan’ın ABD’ye karşı çıkışı da “Helal olsun. Amerika’ya kafa tuttu, ne erkek adam!” diye kamuoyu nezdinde “kazanç” hanesine yazılır. Ama aslında bu “tribünlere oynayan” ve asla yararı olmayan çıkışlar, millete ve devlete farkına bile varılmayan şekilde “ceza” olarak geri döner.Son Söz: Milletin iradesi yeni bir “algı yönetimi” sarmalıyla duygusal yönden ipotek altına alınmaya çalışılmaktadır. AKP iktidarı için millete hizmet değil, millet üzerinde bıraktığı algı (etki) önemlidir. Milleti kandır da nasıl olursa olsun! Hoca Efendi’nin Türkiye’ye gelmemesi, gelip de AKP-Cemaat ilişkisinin ipliğinin pazara çıkmaması için yazılan ve oynana bir senaryo sahnelenmektedir. Ne yazık ki oyuncuların hepsi de “Temiz” olamayacak kadar şaibelidir!
Prof.Dr. Celalettin Yavuz, cyavuz53@gmail.com