Fiyaskolar Bakanı Davutoğlu’dan Başbakan

10 Haziran 2014’te Yurtdışına çıkarken, IŞİD’in ele geçirdiği Musul’daki Türk Başkonsolosluğu henüz teslim alınmadan önce “Musul’da merak edilecek bir şey yok.
Fiyaskolar Bakanı Davutoğlu’dan Başbakan

 Herşey kontrolümüz altında diyen Dışişleri Bakanı başarısız oldukça devletin üst kademelerine doğru yükseliyor. Musul Başkonsolosu, aileler, çocuklar ve görevliler 11 Haziran 2014’ten beri IŞİD’in elinde rehin. Böylesi bir durum demokratik hukuk devletlerinden birinde yaşanmış olsa, o ülkenin “fiyaskolu” bakanı derhal değiştirilirdi, biz de ise başbakanlığa getirildi.     Hoş demokratik hukuk devletinde 17 ve 25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonları sebebiyle şaibe altında kalan, telefon dinlemesinde evdeki paraları “sıfırlatan” bir başbakan da cumhurbaşkanı seçilemez, hatta aday dahi gösterilemezdi. Hatta ahlaken (etik sebeplerle) istifa eder ve aklanmak için bizzat mahkemeye başvururdu.    Nitekim Almanya’nın bir önceki Cumhurbaşkanı Wulf, çok da önemli olmayan ve eşiyle birlikte tatil yaptığı motel parasını “hediye” kabul ettiği ileri sürüldüğü için, “Bu töhmet altında yaşamaktansa cumhurbaşkanlığından istifa ederim!” dedi ve yaptı. Yargılandı ve beraat etti. Cumhurbaşkanlığına dönemedi ama şeref ve ahlakını korudu. İşte demokratik ülke ve olmayan ülke arasındaki bir fark! Onlar oturdukları koltukla “dolan” değil, oturduğu koltuğu dolduran zevata sahipler. Koltuğa kattıkları değerlerin başında da hukuk, adalet, ahlak, dürüstlük, şeffaflık ve demokrasi var.    Gelelim tekrar Davutoğlu’na. Muhteremin pek hoşa giden “Komşularla sıfır sorun!” diye bir sloganı vardı. Allah var, KP iktidarından önce Türkiye bu “Komşularla sıfır sorun” gerçeğini yakalamış ama AKP döneminde de 2008’e kadar kötüleştirmemiş, Rusya, Irak ve Suriye’de iyileştirmişti de.    2008’in ortalarında Davutoğlu Dışişleri Bakanlığı’na kabine dışından atandı. Ne olduysa ondan sonra oldu. Türkiye’nin komşularıyla ve uzaktaki dostlarıyla bile arası açıldı. Değil komşular, “dost” diye bilinen ülkelerle bile sorunlar yaşanmaya başladı.     Aslında bir “Dış politika” uzmanı olarak “Komşularla sıfır sorun!” sloganının safsata olduğunu daha 2009’da TÜRKSAM sitesindeki bir yazımda ileri sürenlerdenim. Her şeyden önce komşularınızda diktatörlüklerin değil, evrensel insan haklarına ve dünyanın kabul ettiği hukuk kurallarına uyan demokratik ülkelerin var olması esastır.     Hatta bu dahi yetmez. Şayet bu ülkelerle tarihten gelen sorunlarınız (toprak, kutsal değerler, etnik sorun vb) ile güncel iklim-çevre-paylaşılamayan sular gibi bazı sorunlar devam ediyorsa, tek yanlı isteğinizle sorunları gidermek mümkün olamamaktadır. Yani hayalperestliktir.Hayalleri gerçekleştirmek önemli ama olmayacak duaya âmin dercesine “Hayal âleminde yaşamak!” ise farklı bir şeydir. Ne yazık ki Davutoğlu hayal âleminde yaşamış, Türkiye’yi uluslararası ilişkiler alanında yalnızlaştırmıştır. Zaten bu konuda, Davutoğlu’nun dış politikada kullanmayı pek sevdiği “çakma” danışmanlar gibi kendisinin de rağbet ettiği Başbakan Erdoğan’ın da başdanışmanı fetvayı vermişti: “Değerli yalnızlık!” İşte Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarı tarafından yalanlanmayan Milletvekili ve Başbakan Başdanışmanı Akdoğan’ın bu ifadesi, gerçekte Davutoğlu’nun Türkiye’yi dış politikada getirdiği seviyenin (veya seviyesizliğin) kısa bir özetidir. Yani Türkiye dış politikada yalnızlaştırılmış, başarısız olmuştur! Dışişleri Bakanı böyle mi olur?

    Son Söz: “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!” diye bir söz vardır. Ermenistan’dan başlayarak, Irak, İran, Suriye, Lübnan, İsrail, bir ölçüde Bulgaristan ve Azerbaycan ile ilişkileri koparan veya önemli hasar verdiren bir bakan, istifa ettirilecekken mükâfatlandırılır mı? Nasıl olur da devletin en önemli makamı bu başarısız kişiye emanet edilir? AKP’de sağduyu sahibi bakan, milletvekili, parti MYK üyesi kalmadı mı? Bunu Erdoğan’a söyleyebilecek cesarette ve sağduyulu insan yok mu? Yoksa eyvah ve yazıklar olsun! 
     Prof.Dr. Celalettin Yavuz, cyavuz53@gmail.com