GAZETECİLER GÜNÜNDE ÇIRAKLARI BİRAND USTAYI ANLATTI

Hem 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, hem de 17 Ocak Mehmet Ali Birand’ı anma günü adına, öğrencileri usta habercinin bilinmeyen yönlerini anlattılar…

GAZETECİLER GÜNÜNDE ÇIRAKLARI BİRAND USTAYI ANLATTI
Yaşşa!” Birand’ın keyiflenince en çok kullandığı kelimelerdendi. Kimileri onun yanında “çırak”ken şimdilerde ustalaşan isimler Mithat Bereket,Deniz Arman, Erhan Karadağ, Benan Kepsutlu, Ekrem Açıkel,Utku Başar, Oya Doğan, onu bu dosyada okuyacağınız cümlelerle“yaşşa”ttılar:
MİTHAT BEREKET: “Ustam, abim ve dostum”…Bazı insanlar, size o kadar yakınlaşırlar; hayatınızla öylesine bütünleşirler ki onlarla ilk ne zaman ve nasıl tanıştığınızı hatırlamazsınız. Sevinçleri, başarıları, zaferleri birlikte yaşadıkça, üzüntülere, haksızlıklara birlikte göğüs gerdikçe, yüreğinizde ve beyninizde silinmez izler bırakır onlar. Sanki hayata gözünüzü açtığınızdan beri orada; hayatınızdadırlar ve sonsuza kadar da orada kalacaklar gibi hissedersiniz.İşte, Mehmet Ali Birand, benim için öyle biri. Hatta daha da fazlası…
DENİZ ARMAN : “Birand öğrencileri ile her zaman gurur duydu.”
1990’lı yıllarda 32. Gün, Türkiye ve Dünya’da çok önemli dosyalar ile bomba gibi programlar yapıyor, yer yerinden sallanıyordu. Can Dündar, girilmeyen yerlere giriyor, Mithat Bereket hazırlayacağı bir dosya için gittiği bir yerde, yakalandı öldürüldü, filan deniliyordu. 32. Gün programının böyle bir döneminde üniversitelere panellere davet ediliyorduk.Yine bir üniversiteye panele gitmiştik. Bir öğrenci ayağa kalktı; “Sayın Birand, Can Dündar, Mithat Bereket, Deniz Arman bu işlerin peşinde koşturuyor, peki siz ne yapıyorsunuz?” dedi. Birand, o öğrenciye aynen şunu dedi; ‘Bu adamların hepsini bir araya ben getirdim. Kolay mı sanıyorsun sen bunu.’ Birand, insanları kırmamaya o kadar özen gösteriyordu ki o öğrenciye başka cevaplarda verebilirdi ama her zaman ki kibarlığı ve güler yüzüyle bu cevabı vermişti. Birand, paylaşmayı, bildiklerini öğretmeyi çok sever ve öğrencileri ile her zaman gurur duyardı.

ERHAN KARADAĞ:  “Dikey hiyerarşi yaratan bir yönetici değildi”

Gazeteci, haberci, televizyoncu ve hep muhabir Mehmet Ali Birand, mesleğinin zirvesindeyken bile son güne kadar da hep muhabir olarak kaldı. Yöneticiliği de ona özgü idi, dikey değil paralel bir hiyerarşiyle, her çalışma arkadaşının söz hakkını dikkate alan, hatta mutlaka fikrini alan bir tarzı vardı.“Eleştiriye açık olmasıyla, çalışma saatlerimiz eğlenceli oluyordu” Eleştiriye açık hali sayesinde  çalışma vakitleri eğlenceli geçiyor, hem de o şeffaflığıyla deneyimlerini, tecrübesini bütünüyle paylaşma olanağı yaratıyordu. Özetle, özel bir insandı, insan olarak rahat ve sıcak var oluşunu ekranda gizlemiyor, gizleyemiyordu. Yaptığı programlar ve sunduğu ana haber bülteni de Birand'la sohbet havasında geçiyordu izleyenler için.

BENAN KEPSUTLU:  “Dünya çapında marka bir haberciydi ama önce insandı”Haber alanında adının önüne konulan onca sıfata, odasının kapısına asılan onca titre rağmen, özünde muhabirdi Birand. Haberin kalbinde, bizzat yerinde olmak isterdi."Duyduğunu değil, gördüğünü yaz" derdi. Boşluğu dolmayacak bir gazeteci, televizyon haberciliğine uluslararası boyut kazandıran bir isimdi. Yorulmak bilmeyen, "imkansız"ı kabullenmeyendi. Cesurdu. Dönemlerine damgasını vuran liderlerle yapılan onlarca söyleşi, onca "ilk", çektiği belgeseller, yazdığı kitaplar, altına imza attığı yüzlerce, binlerce haber yakın tarihimize ayna tuttu. Başarısının sırlarını, farklılığın püf noktalarını kendine saklamazdı, paylaşırdı, öğretirdi. Daha önemlisi, egosu yoktu kimseye karşı. Çok az yönetici ya da 'usta' yakıştırması yapılan haberci vardır bu denli ulaşılabilir olan. Birand, bugününe baktığı gibi, dününü unutmadan, stajeri de alıp konuşurdu karşısına, hiç tanımadığı bir muhabire de nasihatler verirdi. Bence O'nu gerçekten farklı kılan da buydu. Bu kadar sevilmesinin arkasında yatan asıl sır buydu. Cenazesinin ardından binlerin onu uğurlamasındaki samimiyet bundandı. Birand uluslararası çapta marka bir haberciydi ama her şeyden önce, insandı.