GEZİ PARKI EYLEMLERİNDE ÖLENLER ŞEHİT

CHP Hatay Milletvekilleri Hasan Akgöl, Mevlüt Dudu ve Refik Eryilmaz, Reyhanlı’da gerçekleşen Patlamalar ve Gezi Parkı Eylemlerine ilişkin ortak açıklama yaptılar

GEZİ PARKI EYLEMLERİNDE ÖLENLER ŞEHİT
 CHP Hatay Milletvekillerinin konu ile ilgili hazırladıkları açıklamada tüm olayların sorumlusunun hükümet olduğuna dikkat çekilerek: “11 Mayıs Günü Reyhanlı’da gerçekleştirilen bombalı saldırılar sonrası CHP Hatay Milletvekilleri ve partimizin Genel Merkez yöneticilerinin’de içinde bulunduğu bir heyet olay sonrası derhal Reyhanlıya hareket ederek, gerçekleşen kanlı saldırı ile ilgili incelemelerde bulunmuştur. Reyhanlıda gerçekleşen patlamalarda 53 yurttaşımız şehit olmuştur. 53 yurttaşımızın vahşice katledilmesine sebep olan odakları o gün de en şiddetli şekilde kınadık şimdi de kınıyoruz. Yaşanan patlamaların birinci derecede sorumluları hükümet yetkilileridir. Aslında Reyhanlı’da patlayan hükümetin Suriye politikasıdır. İzlediği yanlış dış politika sonucunda sınır bölgelerinde hükümet inisiyatifi kaybetmiş, kontrol silahlı gurupların eline geçmiştir. Daha olay yeri incelemesi dahi yapılmadan İçişleri Bakanı failleri tespit ettiklerini isimleri bildiklerini deklare etmiştir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri ilk andan itibaren olayların gerçek faillerinin ortaya çıkarılması için TBMM’de Grubu bulunan 4 Siyasi partinin oluşturacağı bir komisyon kurulmasını ve olayın TBMM araştırma komisyonunca araştırılmasını talep ettik, AKP milletvekillerinin oyları ile reddedildi. AKP Gerçekleri gizlemenin telaşındadır” denildi.Reyhanlı olayının gizlendiğinide ifade edilen Açıklamada; “Reyhanlıda bombalardan biri Belediye binasının önünde, diğeri PTT önünde patladı. İki resmi kurum aralarında onlarca iş yeri mevcut, bu iş yerlerinin ve kamu binalarının birçoğunda güvenlik kameraları var fakat ortada görüntü yok. Kentte mobese kameraları da var, ancak ortada patlamaya ilişkin hiçbir görüntü yok. Bu bir tesadüf müdür. Biz bunun tesadüf olmadığını biliyoruz. Bu görüntüler nerde ve kimin elindedir. Cilvegözü’nde, Gaziantep’te gerçekleşen saldırıların görüntüleri kamuoyu ile paylaşılmış, Cilvegözü’nde yaşanan patlamanın kayıtları CHP milletvekillerinin ısrarı sonucu kamuoyuna verilmiştir. Fakat Reyhanlı’da gerçekleri kamuoyundan gizleme gayreti içine girilmiştir. Reyhanlı halkının acısını paylaşmak adına Reyhanlı halkı ile birlikte, Patlamanın gerçekleştirildiği yere ellerimizde karanfillerle yapmak istediğimiz yürüyüş, kentin yerel idarecileri tarafından provokasyon olarak nitelendirilmiştir. Halkımız olayları ve sonrasında yaşananlara tanık olmuştur. O günün gazeteleri olayları hatırlamak isteyenler için arşiv kayıtlarından bulunabilir.
CHP olarak bizler halkımızın acısını ve üzüntüsünü o gün olduğu gibi bugünde yaşamaya devam ediyoruz. Olaydan günler önce konuya ilişkin istihbarat alındığı bilgisi kolluk arasında elden ele dolaşmaktadır, fakat kimse sorumluluğunun gereğini yerine getirmemiştir. Sayın Başbakan Suriye Devlet Başkanı Beşşar ESAD ile yaptığımız görüşmeleri diline dolayacağına olaylardaki siyasi sorumluluğunu ve görevi suiistimal gerçeğini kabul etmelidir” denildi.Ülkemizde üç haftadır devam eden Gezi Parkı eylemlerine yönelik olarak Başbakanın yaptığı açıklamaların kabul edilemez nitelikte olduğunu da ifade edilen açıklamada; “Her fırsatta olayların marjinal gruplarca provoke edildiğini ifade eden, yurttaşlarımızı, Çapulcu, Pislik vb… şekilde niteleyerek suçlayan, Dolmabahçe Camii imamının ve AKP eski milletvekili Süleyman Gündüz’ün Camide içki içilmemiştir, uygunsuz davranışlar gerçekleşmemiştir, şeklindeki beyanlarına ve Camii kamera kayıtlarının bulunmasına rağmen, Başbakan sorumsuzca açıklamalarına devam ederek camide içki içildiğini, uygunsuz davranışlar sergilendiği yalanını sürdürmekte ama hiçbir kanıt gösterememektedir. Başbakan daha da ileri giderek Reyhanlı’da 53 Sünni insanımız öldürüldü CHP o zaman neredeydi diyebilecek kadar gerçeklikten kopmuş, iç dünyasında hayat bulan çatışmacı, ayrıştırıcı kültürün esiri olmuştur. Bu tutum ve davranış biçimi sağlıklı bir insanın yaklaşımları olamaz. Sorumlu bir başbakan davranışı bu olamaz. Toplumu kamplaştırmak, ayrıştırmak ve ortaya çıkacak çatışmadan rant devşirmeye kalkmak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının sergileyeceği davranış biçimi olamaz bu yaklaşımı kınıyoruz. Kaldı ki Reyhanlı’da gerçekleşen kanlı terörist saldırıda ölen yurttaşlarımız içerisinde sadece Sünni yurttaşlarımız yoktu. İnsanlığın ortak acısı üstünden kamplaştırma siyaseti yapılmasını ülkemiz başbakanına yakıştıramıyoruz. Laik bir ülkede sürekli olarak dini inançlarını ön plana çıkararak İnsanları ayrıştırarak, insanları tahrik ederek, provoke ederek barışı sağlayamazsınız. Bu yaklaşım 20 gündür devam ettiği gibi insanları sokağa dökmenize neden olur” denildi.Başbakanın mezhep ayrımcılığı yapmaması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada; “Bir başbakan nasıl böyle bir şey söyleyebilir. Yani peki ölen insanlar Hıristiyan, Ermeni olsaydı ne olacaktı. Uludere’de ölenler, Ciivegözü’nde ölenler, Gaziantep’te ölenler, Akçakale’de ölenler kim? Gezi parkı olaylarını hala üç beş ağaç meselesi gibi algıladığı her açıklamasından açıkça ortada olan Sayın Başbakan ya olayları kavrayamıyor yada maksatlı olarak çatışmacı kültürü beslemek için böyle yönlendiriyor. Gezi Parkında genci, yaşlısı, kadını, çocuğu, FB’lisi, GS’lisi, BJK’lisi, işçisi, iş vereni, ülkenin her katmanından insan hayat biçimine yönelen müdahalelere karşı Anayasal protesto hakkını kullanmak istiyor ve barışçıl bir şekilde hak arıyorlar. Fakat kabine yetkilileri, insanlarımızı terörist olarak niteliyor, Başbakan sorumsuz açıklamaları ile kitleleri provoke ediyor. Neticesinde bu eylemlerde 1 polisimiz köprüden düşerek ve 4 yurttaşımızda Kolluğun kullandığı aşırı güç neticesinde hayatını kaybediyor. Ölen yurttaşlarımızdan biri de Abdullah Cömert kardeşimizdir. Abdullah Cömert Kafasına isabet eden sert bir cisim neticesinde hayatını kaybetmiştir. Katilinin yakalanarak yargı önüne çıkarılması gerekmektedir. Hatay halkı bütün yaşananlara rağmen sağduyusunu korumuş ve barışçıl eylemlerden taviz vermemiştir. Gelinen noktada yetkililer sorumluluk sahibi gibi davranmak, insanlarımızı Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Arap olarak ayrıştırmaya çalışmaktan vazgeçmek zorundadırlar. Başbakanın dili barış dili değildir, Başbakanı derhal bu ayrıştırıcı, kamplaştırıcı söylemlerinden vazgeçerek süreci doğru yönetmeye davet ediyoruz” denildi.