Hatay'da Küçük Millet Meclisi Toplantısı

MKÜ Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Över: ''Depremlerin afete dönüşmesini engellemek, zararlarını en aza indirgemek için gereken önlemlerin bir türlü atılmadı''
Hatay'da Küçük Millet Meclisi Toplantısı
 Sivil toplum, meslek ve emek örgütleri ve ilin milletvekilleriyle her ay bir araya gelerek kentin ve Türkiye'nin güncel sorununu konuşmak için vekilleri müvekkilleriyle, seçilenleri seçmenleriyle buluşturmak için toplanan Hatay Küçük Millet Meclisi kasım ayı toplantısında, Türkiye depremlere ne kadar hazır ve Van Depremi Hatay'da olsaydı neler olurdu? konularını gündemine aldı.
     Toplantının moderatörlüğünü yapan Mustafa Kemal Üniversitesi(MKÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Semir Över, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)Konferans Salonu'nda yaptığı konuşmada, depremlerin afete dönüşmesini engellemek, zararlarını en aza indirmek için gereken önlemlerin bir türlü atılamadığını söyledi.
     Van'da 7.2 büyüklüğünde meydana gelen depremin 600'den fazla insanın ölümüne, 4 binden fazla kişinin yaralanmasına, 5 binden fazla yapının yıkılmasına ve 10 binden fazla insanın evsiz kalmasına neden olduğunu hatırlatan Över, ''Van'da meydana gelen depremin ülke açısından kuşkusuz büyük. Ülke olarak deprem coğrafyasında yaşadığımız bir gerçektir. Ancak depremlerin afete dönüşmesini engellemek, deprem zararlarını en aza indirgemek için gereken önlemlerin bir türlü atılmadığını görüyoruz'' diye konuştu.
     Över, Hatay'ın Türkiye'nin tektonik açıdan en riskli bölgelerden bir tanesinde yer aldığını kaydetti.
     Hatay'ın hareketleriyle ülkede deprem meydana getiren, Afrika, Arabistan ve Avrasya levhalarının kesim noktasında olduğunun altını çizen Över, deprem önlenebilecek bir doğal olayı olmadığını, ancak toplum olarak depremlerle birlikte yaşamayı öğrenmek gibi bir zorunluluğun olduğunu vurguladı.
     CHP Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu da, Türkiye olarak sadece deprem konusunda değil, hiçbir şeye karşı önlem alınmasında başarılı olunmadığını belirtti.
     Türkiye'de hissedilen ve hissedilmeyen şiddetlerde sürekli depremlerin olduğunu ve deprem konusundaki hassasiyetin özel olarak alınması gerektiğini ifade eden Ediboğlu, şöyle devam etti:
     ''Ben her gün televizyonlarda açık oturumlara katılan deprem uzmanlarımızı izliyorum. Gölcük depreminden sonrada aynı konuşmaları dinlemiştim. Aynı uyarıları yine yapmışlardı. Ama bir anda gündeme başka bir konu oturdu ve deprem unutuldu. Demek ki bir arpa boyu yol, önlem alınması noktasında mesafe kat edilmediği anlaşılıyor. İhmalkarlık ve önlem almama genlerimize işlemiştir. Gölcük depremi ve Van depremini kıyasladığım zaman depreme müdahale etme konusunda bir hayli ilerlemişiz. bu konuda çalışma yapanları kutluyorum. İlk 24 saatte yapılacak yardımlar çok önemliydi o konuda da eksiğimizin olduğunu da burada söylüyorum.''
     Ediboğlu, Türkiye'de depremlerde çok fazla can kayıpları meydana geliyorsa burada imar aflarının sorgulanması gerektiğini kaydetti.
  
     Her 10 yılda bir tribünlere oynama adına siyaset kurumunun çıkardığı imar aflarının bugün bu kadar ölümlü, yaralamalı, yıkımlı depremlere sebep olduğununa dikkati çeken Ediboğlu, bu konuda asla taviz verilmemesi gerektiğini belirtti.
     CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz ise, ülke depremleri yaşandıktan sonra hatırlandığını ve Türkiye'nin bir deprem politikasının olmadığını her deprem de yaşadıklarını söyledi.
     Ülke olarak depremle zorunlu olarak yaşamanın bilinmesi gerekildiğini ve bu depremlerin etkisinin azaltılması noktasında devletin çok ciddi bir çalışma yapması gerektiğini vurgulayan Eryılmaz, bu konuda üzerlerine düşen görevi yerine getireceklerini belirtti.
     CHP Hatay Milletvekili Hasa Akgöl, ozon tabakası, iklim dengeleri ve insan faktörlerinden dolayı dünyanın bir afet arenasına döndüğünü kaydetti.
     Depremin hayatın ortak gündem noktası olarak belirlenmesi gerektiğini ifade eden Akgöl, okullarda ders olarak okutulması, ve zorunlu olarak yapıların periyodik olarak bakımının yapılması gerektiğinin altını çizdi.
     İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cihat Mazmanoğlu da, dünya var olduğundan bu yana depremlerin olduğunu ve bundan sonrada hep var olacağını söyledi.
     Depremin ne zaman, ne büyüklükte olacağı sorularının teknolojinin bugün ulaştığı seviyede yanıtlanabilir sorular olmadığını bunun için her an hazırlıklı olunması gerektiğini ifade eden Mazmanoğu, ''Siyasetçilerimiz göstermelik adımlar haricinde hiç bir şey üretmediler. Yaşanması muhtemel depremlerin ağır sonuçları sadece kadere havale edildi. Ülkemizde şuan 35 il birinci, 22 il ikinci, 13 il üçüncü derecede deprem bölgesinde yer alıyor. 50 milyon kişi birinci derece deprem bölgesinde yaşıyor. Maalesef ülkemizde zarar azaltmaya yönelik afet odaklı harcamalar bütçe dengelerini bozan bir gider kalemi olarak görülmektedir. Türkiye'nin depreme ne kadar hazır olduğunu anlatmaya gerek yok. Çünkü her şey ortada'' dedi.
     Toplantıya Antakya Belediye Başkan Yardımcısı Faik Selçuk Kızılkaya'nın yanı sıra sivil toplum örgütleri temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.