Hataylı Profesör Honkong Tv’ye Konuştu

 Hatay/Dörtyollu hemşerimiz, Hatay yerel basınının ve kamuoyunun da yakından tanıdığı Dış Politika ve Strateji Uzmanı Prof.Dr. Celalettin Yavuz’a, son yıllarda “Uzakdoğu’nun CNN’i” diye nitelenen Honkong Tv, 2’nci kez röportaj teklifi yaptı.
Hataylı Profesör Honkong Tv’ye Konuştu
İlki geçen yılın yazında gerçekleşen röportajın sonuncusu 13 Ağustos 2014’te Ankara’daydı.Sorular içerisinde Erdoğan sonrası Türkiye’nin iç durumu, Irak’ta Barzani yönetiminin bağımsız Kürt devletini ilan etmesi halinde Türkiye’nin tutumu ve İsrail-Türkiye arasında yükselen gerilimin savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği üzerinde yoğunlaştı. Prof.Dr. Yavuz ilk soruyu özetle “Bir sorumlu bilim adamı ve Türk vatandaşı olarak bunu söylemek hoşuma gitmiyor ama Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olduktan sonra durulacağına ve kutuplaşmayı bırakacağına inanmıyorum. Zira Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında bu ayrıştırma ve kutuplaştırmayı alabildiğine kullandı. Cumhurbaşkanı olduğu zaman da ‘Protokol cumhurbaşkanı olmayacağım. Sürahi gibi olamam!” diyerek, hem mevcut Cumhurbaşkanı Gül’e hakaret etti, hem de kabineye doğrudan karışacağının işaretini verdi. Hükümete karışması halinde muhalefetin eleştirileri tekrar devreye girer. Alışılan “Tarafsız” cumhurbaşkanı olamayacağı için de milletin en azından yarısını kucaklama sıkıntısı çekecektir. Yaptıkları, yapacaklarının aynasıdır. Zira gerilimden beslenen bir siyaseti sevmektedir! Keşke tarafsız ve normal bir Cumhurbaşkanlığı yapsa, ama konu Erdoğan’sa bu hayal bile edilemez!” şeklinde cevapladı Erdoğan’ın, Irak’ta bir Kürt devleti ilanı halindeki hareket tarzı konusunda da Yavuz’un görüşleri şöyleydi: “2009’da AKP iktidarı ‘Kürt Açılımı’ veya ‘PKK Açılımı’nı başlattıktan sonra Irak kuzeyindeki Barzani yönetimiyle ekonomik ve siyasi ilişkilerini pekiştirdi. Sınırın iki tarafındaki Kürt iş adamları başta olmak üzere, ekonominin enerji ve inşaat ağırlıklı çarkları dönmeye başladı. Bu ekonomik büyümeyle Kürt Lider Barzani sık sık “Artık bağımsızlık ilan edilebilir!” dediğinde, Türkiye’deki AKP iktidarından aksine hiçbir ses çıkmaz oldu. Oysa 2002-2009 arasında “Irak’ın toprak bütünlüğü”, yani olası bir Kürt devletinin ilanı, Türkiye için ‘Kırmızıçizgi’ydi. Bu çizgiyi bizzat Erdoğan’ın kendisi sildi. Zaten Ankara’daki yabancı diplomatlar bile ‘Irak’ın kuzeyinde adeta Ankara tarafından kurulan yeni bir devlet var!’ diyorlar.    Yavuz’un İsrail-Türkiye çatışma sorusuna karşı cevabı, çok uzak bir ihtimal olarak vurgulandıktan sonra şöyle devam etti: “2008’in sonlarına kadar Türkiye-İsrail ilişkileri çok iyiydi. İsrail’in o tarihte 22 günlük Gazze Şeridi operasyonuyla bozuldu. Mayıs 2010 sonunda  bunu ‘Mavi Marmara’ gemisine sabah alacakaranlığında İsrail’in düşmanca hareketle yaptığı baskın daha da pekiştirdi. Bu arada Başbakan Erdoğan da İsrail karşıtı bir söylemin Türk kamuoyunda büyük ölçüde benimsendiğini ve kendi hanesine “oy” olarak döndüğünü gördü. Ama basında bu sözde gerilim yaşanırken, Türkiye-İsrail ekonomik ilişkileri daha da ve Türkiye aleyhine gelişti. İsrailli Turistler ise Türkiye’yi terk etti. Türkiye’de hükümetin sık sık İsrail aleyhine konuşmalarının hiçbir yararı olmadı. Üstelik Türkiye, Orta Doğu’da İsrail yanında tüm komşularıyla da ilişkilerini daha beter bozdu. İki ülke arasında savaşa kadar gidecek bir çatışma olacağını sanmıyorum. Zira çatışan büyük çıkarlar söz konusu değildir. Üstelik ABD, İsrail gibi en yakın stratejik ortağı ile NATO müttefiki ve her zaman yanında görmek isteyeceği Türkiye’yi savaşacak zeminden uzak tutmak için elinden geleni yapar!”