Hukuk devleti anlayışı derin bir darbe aldı

Denge Hukuk ve Düşünce Derneği Başkanı Av. Muhammet Çakır, 14 Aralık’ta medya kuruluşlarından Zaman Gazetesi ve Samanyolu Yayın Grubuna yapılan polis baskınıyla, Türkiye'de basın özgürlüğünün ve demokratik hukuk devleti anlayışının derin bir darbe aldığını söyledi.

Hukuk devleti anlayışı derin bir darbe aldı

Yüksek Yargının yapısı ile oynandı..Önce yürürlüğe giren yargı paketini eleştiren Başkan Çakır, şu açıklamayı yaptı: "Kamuoyunda 'yargı paketi' olarak bilinen 6572 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun, jet hızıyla onaylanarak yürürlüğe konuldu. Bu yargı paketi de önceki torba yasalarda ya da yargı paketi adı altındaki yasal düzenlemelerde olduğu gibi hukuk devleti ilkesine, demokrasiye ve insan hak ve özgürlüklerine aykırı birçok düzenleme içermektedir. Bu yargı paketiyle Yargıtay ve Danıştay’ın daire ve üye sayısı arttırılarak, bu mahkemelerin yapısı değiştirilerek, yasayı hazırlayanların yüksek mahkemelerdeki çoğunluğu ele geçirmek suretiyle temyiz sürecinde söz sahibi olmak, temyiz incelemelerine müdahale etmek amaç edinilmiştir. Bu durum açıkça bağımsız ve tarafsız yargıya müdahaledir. Bu paketle Danıştay dava dairelerinde görev yapacak üyelerin yükseköğrenimlerini, hukuk veya hukuk bilgisine programlarında yer veren siyasal bilimler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarında yapmış olması şartı aranmayacak. Yargıtay Kanunu'nun adli yılın açılışını düzenleyen maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Makul şüphe ile 75 Milyon tutuklanabilir.Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, 'Şüpheli veya sanıkla ilgili arama' maddesinde yapılan değişiklikle, 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe' ibaresi, 'makul şüphe' olarak değiştirilmiştir. Kötüniyetli olunduğunda makul şüphe ile 75 milyon Türk vatandaşı tutuklanabilir. Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koymanın kapsamı, hukuka aykırı şekilde genişletilmiştir. Daha evvel sınırlı ve belli suçlar için başvurulan iletişimin tespiti artık sınırsız şekilde yapılabilecek, bu kapsamda şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilecek, kayda alınabilecek, sinyal bilgileri değerlendirilebilecektir. Avukatların, soruşturma dosyalarının içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek almasına kısıtlama getirilmiştir. Avukatın dosyanın içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alma yetkisi, her zaman ve her durumda kısıtlanabilecek. Bununla savunma hakkı ortadan kaldırılmak istenmiş ve müdafiliğe darbe yapılmıştır."Özgür basına ve hukuk devletine darbe yapıldı..Torba yasa ile getirilen 'makul şüphe' ile koruma tedbirlerinin uygulanabilmesinin sağlandığını belirten Çakır, "İlk olarak da özgür basına darbe niteliğindeki bugünkü süreç yaşanmaktadır. Bu operasyon, 'makul şüpheli' kavramının kabulünün hemen arkasından yapılmış, zamanlaması manidar, hukuki delilleri ve altyapısı olmayan, özgür basını ve demokratik muhalefeti susturmaya ve kamuoyunda yanlış algı oluşturmaya hizmet eden bir operasyon olarak tarihe geçecektir. Önce yasa yaparak, sonra kişiye ve kurumlara subjektif olarak uygulanması kişilerin hukuki güvenliğini zedelemektedir. Basına yapılan bu darbe ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan demokratik hukuk devleti anlayışı derin bir darbe almıştır.”17-25 aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun konuşulmasın..Demokratik ülkelerde özgür basın ve özgür medya yasama, yürütme ve yargı erkini tamamlayan dördüncü bir güç, bir erk olarak kabul edilir. Basın ve medya, bireyin ifade özgürlüğü hakkıyla doğrudan ilgilidir. Bu bağlamda 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının yıldönümünde, bu yolsuzluklara ve hukuksuzluklara karşı demokratik tepkilerini ifade etmelerini engellemek amacıyla bireylerin ve toplumun sesi kısılmak istenmiş, 14 Aralık Pazar günü basına ve medyaya siyasi bir operasyon yapılmıştır. Şu açıkça bilinmelidir ki bu operasyon bireyin ifade özgürlüğüne, demokratik hukuk devletine, insan hak ve hürriyetlerine, özgür basına, çok sesliliğe, demokratik eleştiriye ve muhalefete yapılan, legal görünümle illegal bir operasyondur.”Operasyon hukuk dışı ve husumete dayalı Denge Hukuk ve Düşünce Derneği Başkanı Av. Muhammet Çakır,  temel hak ve özgürlükler bakımından insanoğlunun zararda ve hüsranda olduğunu kaydetti. Operasyonun husumete dayalı düzenlendiğini savunan Çakır, “Operasyonun, hukuki dayanakları, temelleri fevkalade zayıf, husumete dayalı bir anlayışın ürünü, bir baskının, bir hukuk tanımazlığının ürünüdür. Bu ürünü meydana getirenler, bunun talimatını, kararını verenler, bu operasyonlara katılanlar bir noktada apaçık, hukuksuz ve kanunsuz bir emri uygulamışlardır. Türkiye, insan hakları ve basın özgürlüğü bakımından fevkalade kötü bir sicile sahiptir. Bu sicili 14 Aralık’ta meydana gelen olay sebebiyle,  artık düzeltebilmek mümkün değildir. 14 Aralık basın özgürlüğünün dibe vurduğunun tescil edildiği bir tarihtir."dedi.

Hidayet Karaca ve Ekrem Dumanlı vakur ve direyetli durdu..Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ve Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’yı vakur ve dirayetli duruşlarından dolayı tebrik eden Başkan Çakır “Bu insanlar hiç suç işlemiş insan profiline uymuyor. Daha soruşturma var mı yok mu bilinmezken kendi iradeleriyle adliyeye gidip “ hakkımızda tahkikat varsa buyrun ifademizi alın biz burdayız” diyerek  suç işlemediklerini ortaya koymuşlardır. Ahmet Şahin gibi 80 yaşındaki bir din adamını bir kelime nedeniyle göz altına almak, onun evi ve işyerini aramak, sanatçıların, senaristlerin, yönetmenlerin ve stajerlerinin beş yıl önce ortadan kalkan bir dizi nedenniyle göz altına alınması hukuk adına utanç nedenidir. Bu dosyayı hazırlayan şahısların hukukçu olma ihtimali çok zayıftır.” Dedi.Hukuk ve adalet her zaman herkese lazım..Çeşitli kesimlerden zaman zaman baskılara uğrayan, hukuksuzluğa maruz kalanların olduğuna işaret eden Dernek Başkanı Çakır,"Bütün bu hukuksuzların karşısında olduğumuzu, bireyin evrensel temel hak ve özgürlüklerinin daima savunucusu,  özgür toplumun ve özgür basının her zaman müdafisi olduğumuzu, hukuk devletinden, insan hak ve özgürlüklerinden ve demokrasiden asla geriye dönüş olamayacağını, hukukun ve adaletin er ya da geç tecelli edeceğini, hukuk ve adaletin her zaman herkese lazım olacağını kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.