KADIN İNSANLIĞIN İLK ÖĞRETMENİDİR

Bizim düşüncemize göre çocukların tâlim ve terbiyesi, hânenin nizam, huzur ve âhengi adına insanlık mektebinin ilk muallimi kadındır.
KADIN İNSANLIĞIN İLK ÖĞRETMENİDİR
Kadına farklı ve kabul edilemez yerler arandığı günümüzde bir kere daha, Yaratıcı’nın kadına bahşettiği bu özel mevkiin dünya kadınlar günü vesilesiyle hatırlanması, kadına ve kadının toplumdaki yerine dair bir kısım fuzûlî arayışları önleyeceği kanaatindeyiz. Milletimizin gelenekleri doğrultusunda namuslu, terbiyeli ve yuvasına bağlı bir kadının bulunduğu ev, Cennet köşelerinden bir köşedir ve orada duyulan,  neşv-ü nema bulan seslerin, solukların cennet nimetlerinin sesleriyle özdeş olduğu kabulümüzdür. Kanaatimizce ruhunda olgunluğa ermiş bir kadının, yetiştirip arkada bıraktığı hayırlı halefleri sayesinde, yuvası devamlı bir buhurdanlık gibi tüter ve içlere inşirah veren râyihalar salar. İşte bu râyihaların esip durduğu uhrevî mekân, her türlü tarif ve tavsifin üstünde tam bir Cennet bahçesidir.    İnancımıza göre kadını, meleklerden daha ulvî yapan ve onu eşsiz bir elmas hâline getiren, onun iç derinliği, iffet ve vakarıdır. Haklı yere iffeti hakkında söz söylenen kadın toplum nazarında değersiz bir meta, vakarsız bir kadın ise alay mevzuu bir kukla olur ki, böylelerinin öldürücü atmosferlerinde ne sağlıklı yuvadan, ne de sıhhatli nesillerden bahsetmeye imkân yoktur. İç âlemiyle fazilete uyanmış bir kadın, bulunduğu hânede kristal bir âvizeye benzer. Onun her kıpırdanışında evin dört bir köşesinde ışıklar oynamaya başlar. Kendi ruh dünyasında karanlık düşüncelere teslim olmuş kadın kıyafetindeki talihsize gelince, o, öyle bir sis ve duman kaynağıdır ki, uğradığı her yeri kirletir geçer.  Zamanın her deminde kadınlık âlemi için hak ve hürriyet havarîliği yapanların çoğu, onu cismânî zevkleriyle coşturup, ruhunu hançerlemekten başka bir şey yapmamaktadırlar.
 
 
Özünde biliyoruz kii kadının başkaları için zevk metâı, eğlence mevzuu ve reklâm malzemesi olduğu devirler hiç de azımsanmayacak kadar çoktur. Bereket versin ki, bütün bu talihsiz dönemler, şimdiye kadar hep onun dirilip kendini yenilemesi ve özünü bulmasının başlangıcı olmuştur.   İyi kadın, ağzında hikmet, ruhunda incelik ve letafet, davranışlarında herkese saygı ve hürmet telkin eden kadındır ki, âşina nazarlar onun bu mukaddes yanını sezerek, beşerî kaynaklı iç bulantılarını ibret ve tefekküre çevirirler. Faziletli kadının süsü, zîneti namus ve iffeti olduğu gibi, en şâyân-ı takdir ve hayranlıkla karşılanacak yanı da, içtimâî terbiyesi ve eşine karşı sadakatidir.  Bugüne kadar feministlerin kadın adına ileri sürdükleri her teklif, onu hoyratlaştırıcı, küçük düşürücü ve tabiat deformasyonuna uğratıcı olmuştur. Oysaki kadın, varlık zincirinde çok önemli bir halkadır ve onun en ehemmiyetli yanı da, kendi fıtrat ve tabiatının sınırlarına saygılı kalmasındadır.    Bizim kadınımız, millî şeref ve necâbetimizin de en sağlam temel taşıdır. Upuzun ve şanlı geçmişimizin inşâsında onun hissesi, hiç de düşmanla yaka-paça olan mücâhitlerin hissesinden geri değildir. Zira eskiler, "Kadının elinde iğne, mücâhidin elinde mızrak gibidir." derlerdi.   Bu duygu ve düşüncelerle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, ilk öğretmenimiz olan kadına fıtraten verilen güzelliklerin, kadının, varlığı nedeniyle, geleneklerimiz, inancımız ve ideallerimizde sahip olduğu paha biçilemez değerde müstesna yerinin bir kez hatırlanması adına kıymetdeğer görüyor ve tüm kadınlarımızı  kutluyoruz.                                                                                                                                                              

                                                                                               Denge Hukuk ve Düşünce Derneği Başkanı

                                                                                                          Av.Muhammet Çakır