KIZINA ZORUNLU DİN DERSİ İSTEMEDİ

Mevlüt Oruç Cumhuriyet İlköğretim Okulunda velisi olduğu kızı Fevziye Mayla Oruç’un Din Kültür ve Ahlak Bilgisi Dersinden ve sınavlarından muaf tutulması için önce Cumhuriyet İlköğretim Okulu idaresine  daha sonra da İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne dilekçe verdi.  
KIZINA ZORUNLU DİN DERSİ İSTEMEDİ
 İlçe Mili Eğitim şube Müdürü İlyas Alca, yürürlükte her öğrencinin böyle bir hakkı sahip olduğunu  ifade ederek,  dilekçeyi alarak gereğinin yapılacağını söyledi.Müvekkili adına konu ile ilgili Okul önünde açıklama yapan Avukat Adnan Eryılmaz şunları söyledi. “ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 14 Alevi vatandaşımızın başvurusu üzerine, 16 Eylül 2014 tarihinde basına yansıyan kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “eğitim hakkını” düzenleyen 1 nolu protokolün 2. Maddesinin ihlal edildiği gerekçesi ile “Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin” kaldırılması ve daha fazla geciktirmeden, ailelerin dini ve felsefi inançlarını açıklamak zorunda bırakılmadıkları bir muafiyet sistemi gibi, sorunun giderilmesine dönük imkânları ortaya koymak zorunda olduğu yönünde karar verdi.Karar üzerine, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin, zorunlu olmaktan çıkarılıp çıkarılmayacağı tartışmaları devam etmektedir. AİHM’in kararına karşı, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıklamaları, konunun uzun bir süre daha tartışılmaya devam edeceğinin ve bu konuda hükümetin, verilen karar doğrultusunda düzenlemelere gitmeyeceğinin işaretleri bulunmaktadır. Ahmet Davutoğlu, karar karşı, “Bir ateistin bile, din kültürü bilgisi sahibi olması bir zarurettir” şeklindeki açıklamaları konunun çarpıtılmasına yönelik bir hamle olarak değerlendirilmelidir. Zira zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin eğitim hakkının ve inanç özgürlüğünün ihlali olduğunu ileri süren ateistler değil, içerdiği konular nedeniyle kendi inançlarına aykırılık teşkil ettiğini düşünen Alevilerdir. Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin kaldırılmasının ancak ateistlerin isteyebileceği bir talep olduğu algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Oysa unutulmaması gereken en önemli nokta, inanç özgürlüğü bağlamında Sünni, Alevi, Hiristiyan, Zerdüşt vb inancına sahip olmak gibi Ateist olmanın da bir insan hakkı olduğudur. Kendisini, Demokratik, Laik, Hukuk devleti olarak tanımlayan devletin bütün inançlara eşit mesafede durması gerekmektedir. Ayrıca belirtmek isteriz ki, inançlı olmanın, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını istemek için engel bir durum teşkil etmediğidir. Devletin, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi savunma refleksinden birisi de “Din Bilgisinin” değil “Din Kültürü’nün” anlatıldığıdır. Konu tartışılırken, toplumda yanlış algılar uyandıracak bu kelime oyunlarından da vazgeçilmelidir.Türkiye, Ulusal Azınlıkların Korunmasına Dair Çerçeve Sözleşmesini maalesef imzalamış değildir.
 
 25-30 milyon Alevi yurttaşın yaşadığı ülkemizde, Alevilerin azınlık olmadığı ileri sürülebilir. Ancak kendi inançlarına uygun olarak yaşama konusunda hala problemlerle karşılaştıkları da ortadadır. Cem evlerinin yasal statüye kavuşmamış olmaları da, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde kendi felsefi ve inançlarına aykırı olarak devlet eli ile İslam’ın Hanefi inancının öğretilerine maruz kalmaları da problemlerin en başında yer almaktadır. Sözünü ettiğimiz ve Avrupa Konseyi ülkelerinin çoğunun imzaladığı sözleşmenin giriş kısmanda “Çoğulcu ve gerçek bir demokratik toplum, ulusal azınlığa mensup olan her bir bireyin etnik, kültürel, dilsel ve dini kimliğine saygı duymakla kalmayıp, onlara bu kimliği ifade edebilecekleri, muhafaza edebilecekleri ve geliştirebilecekleri uygun koşulları yaratmalıdır” ifadesi yer almaktadır.Çerçeve sözleşmeden hareketle, toplumun sağlıklı bireylerden oluşması, kültürler arası anlayış ve saygının geliştirilmesi için devletin ayırımcılık içeren politikalarından bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir.”

Verilen Dilekçede ;

CUMHURİYET İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜRLÜĞÜNE

SAMANDAĞI

KONU: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi hk.

Türkiye’nin imzalamış olduğu ve Anayasının 90. Maddesinde “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır.” hükümleri yer almaktadır. Dolayısıyla ülkemizin imzalamış olduğu;-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü”nü düzenleyen 9. Maddesi, yine aynı sözleşmenin “Ayrımcılık yasağı” hükümlerini düzenleyen 14. Maddesi, ek 1 nolu protokolün “Eğitim hakkını” düzenleyen 2.maddesi;- Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 14. Maddesi;- Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilen “Din veya İnanca Dayanan Her Türlü Hoşgörüsüzlüğün ve Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Bildirinin” 5. Maddesi hükümlerine açıkça aykırılık taşıması yanında müfredat yönünden Alevi inancına yönelik hiçbir içerik taşımaması nedeni ile de velisi bulunduğumuz, okulunuz öğrencilerinden Fevziye Mayla ORUǒun, zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulmasını talep ediyoruz.24.09.2014

Öğrenci velisi

Mevlüd ORUÇ- Pelin ORUÇ