Muharrem İftarı Her Kesimden İnsanı Biraraya Getirdi

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile Adalet Bakanı  Sadullah Ergin, ilimizdeki programları kapsamında, Muharrem ayı münasebetiyle İl Müftülüğü tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.
Muharrem İftarı Her Kesimden İnsanı Biraraya Getirdi
 Anemon Otelde düzenlenen iftar programına; Hatay Milletvekilleri Hacı Bayram Türkoğlu, Adem Yeşildal, Mehmet Öntürk ve Hasan Akgöl, 2.Hudut Alayı ve Garnizon Komutanı Piyade Kurmay Alb. Hasan Polat, Antakya Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Tuğrul Hançerkıran, Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Rektörü Prof. Dr. H. Salih Güder, Vali Yardımcıları, İl Jandarma Komutan Vekili J. Yb. Eşref Torun, İl Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç, İl Müftüsü Hamdi Kavillioğlu, dini cemaat önderleri ile çok sayıda davetli katıldı.  Bakan  Ergün, yemekte yaptığı konuşmada, Muharrem ayının bizim inancımızda ve kültürümüzde ayrı bir yeri olduğunu, aynı ay içinde büyük bir üzüntü yaşandığını ifade ederek, “Hiç olmaması gereken bir ayda yaşanmış acı bir olay var. Ehlibeyt’in çok acımasızca, çok zalimane bir şekilde katledildiği bir aydır. Bunun acısını bu mübarek Muharrem ayında derinden yaşıyoruz.” dedi. Bu acıyı yaşatan, bu zulmü yapanların adının günümüzde kötülüklerle anıldığına da dikkat çeken Bakan Ergün, “Adının kötülüklerle anılması ne büyük talihsizliktir insan için. Ama Ehlibeyt’in adları olan Hasan, Hüseyin, Ali isimlerini artık herkes yücelsin diye çocuğuna veriyor. Anadolu topraklarında o kadar çok Hasan, o kadar çok Hüseyin, o kadar çok Ali vardır ki. Bunun Alevi’si, Sünni’si yoktur. Ali hepimizin Ali’sidir, Hasan hepimizin Hasan’ıdır, Hüseyin hepimizin Hüseyin’idir ve Yüce Peygamberimiz hepimizin Peygamberidir.” diye konuştu.  Bakan Ergin de, Müslüman, Hristiyan, Musevi ve bu dinlerin kendi içlerinde farklı mezhep ve görüşten insanların bir arada aynı sofra etrafında buluşmalarının örnek bir güzellik olduğunu kaydetti.  Bakan Ergin, “Muharrem ayının bize bugün düşündürmesi gereken şey; geçmişte yaşananları anlayarak bundan sonra benzer sıkıntıların yaşanmaması için, adımlarımızı buna göre atmamızdır. Biz insanlar, yeryüzünde Allah’ın birer halifesi olarak yaratıldık.
 
 
 Her birimiz kainatın bir mikro ölçeğinde temsilcisiyiz ve kula hizmet etmek, onu yaratana hizmet etmektir. Kuluna zulmetmek, onu yaratana saygısızlık etmektir. Bu açıdan ‘İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın’ anlayışı ile birbirimizin üzerinde haklarımız var. Hangi görüşten olursak olalım öncelikle insanız. İnsan olmanın gerektirdiği saygıyı ve hürmeti göstermek zorundayım ve o saygıyı beklemeye de hakkım var.” dedi.    Vali Lekesiz ise, Muharrem ayının her üç semavi din için de önemli olduğunu ifade ederek, “Rivayet edilir ki, Hz. Adem’in tövbesi bu ayda kabul edilmiştir, Hz. Musa bu ayda denizi yarmıştır, Hz. Yusuf bu ayda kuyudan çıkmıştır, Hz. Eyüp hastalıklarından bu ayda kurtulmuştur. Ama kalbi olan her insanı hüzne boğan bir hadise var ki, o da Peygamber efendimizin mübarek torunlarının bu ayda katledilmiş olmasıdır. Dolayısı ile bu ay aynı zamanda hepimiz için hüzün ayıdır. Hangi dinden, hangi milletten, ırktan, dilden olursa olsun bir insanın maruz kaldığı bir haksızlık ve zulüm diğer tüm insanların ortak acısı olmadıkça insanlık gerçek mutluluğa erişemeyecektir.” dedi.İl Müftüsü Hamdi Kavillioğlu da, Muharrem ayı hakkında katılımcılara bilgi verdi. Muharrem ayının aynı zamanda hüzün ve ibret ayı olduğunu vurgulayan Kavillioğlu, “Bizlere yüreklerimizi sızlatan Kerbela’yı hatırlatır.” dedi.Alevi Cemaati Önderi Nasreddin Eskiocak ise, “Yüce Allah’tan ilimizi, ülkemizi ve bütün insanları her türlü bela, kötülük ve musibetten korumasını, insanları birliğe, barışa ve sükunete erdirmesini niyaz ediyorum.” dedi.Katolik Kilisesi Ruhani Reisi Domenico Bertogli ise, farklı görüş, din ve mezhepten insanların birlik ve beraberlik içinde aynı masa etrafında toplanabilmesinin, “Allah tektir’” mesajı verdiğini vurguladı.Musevi Cemaati Başkanı Şaul Cenudioğlu da tarihte birçok acının yaşandığını ve insanlığın sürekli bir çatışma içinde olduğunu ifade ederek, “Bu yaraların kapanması için insanlığın barış ve hoşgörü içinde yaşamasını Allah’tan niyaz ederim.” dedi.Antakya Ortodoks Kilisesi Ruhani Lideri Jan Delüller de, 10 Emir’de geçen “Yakınını kendin gibi seveceksin” vasiyetini hatırlatarak, “Hatay’da da herkes diğerini kendi yakını gibi sever. Çan, Ezan ve Hazzan’ın yan yana, Cami, Kilise ve Havra’nın sırt sırta olduğu ilimizdeki bu birlik ve beraberliğin asırlarca yaşamasını temenni ediyorum.” diye konuştu.Antakya Protestan Kilisesi Temsilcisi Yakup Chang ise, “Bana Hatay'ın özelliği nedir diye soruyorlar. İşte Hatay’ın özelliği bu, bugün burada olduğu gibi farklı din ve inanışlara sahip insanların aynı masa etrafında bir araya gelmesidir. Buradaki barış, kardeşlik ve hoşgörü ortamını başka hiçbir yerde görmedim.” dedi.Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualarla devam eden yemeğin sonunda programa katılan davetliler birlikte hatıra fotoğrafı çektirdiler.