PKK Bahane PYD’ye Yardım ‘Şahane’!

Türkiye, artık iyice ipin ucunun kaçtığı bir ülke haline gelmeye başladı.
PKK Bahane PYD’ye Yardım ‘Şahane’!
AKP Hükümeti PKK’nın terör örgütü olup olmadığını hala açıklayabilmiş değil. Bir bakıyorsunuz 5-9 Ekim 2014 tarihleri arasında Türkiye’de 35 ilde terör estiren, 40 kişinin ölümüne sebebiyet veren, sayısız okul ve dersliği ateşe verip devlete ve bölge insanlarına zarar veren, İstanbul’da bile belediye otobüslerini yakan, milletin asayişi için yapılan jandarma ve polis karakollarına saldıran terör örgütü ve destekçileri önce “Terörist” olarak nitelendi. Kobani’de PYD ile PKK arasında fark olmadığı söylendi. Ama ne oldu da 19 Ekim akşamı Kobani’ye silah gönderen ABD uçağına izin verildi? Ne oldu da Barzani’nin peşmergelerinin Türkiye üzerinden açılacak bir koridorla Kobani’ye gitmelerine rıza gösterildi? Üstelik bu koridorun açıldığını Erbil merkezli Rudaw haber ajansından “Türkiye’nin Barzani’ye bağlı Kürt kuvvetlerine geçiş izni verdiğini” duyurmasıyla mı öğrenmeliydik? Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu neden Kürt haber ajansından sonra  “Türkiye’nin Iraklı Kürt peşmerge güçlerinin Kobani’ye geçmesine yardımcı olduğunu” doğruladı. Bu gecikmenin sebebi haberdar olmaması mıydı? Ne kadar vahim değil mi? Çünkü 19 Ekim 2014 Pazar akşamı ABD Başkanı Obama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla aramış. Bunun ardından, Erdoğan’ın “Bizim için PKK ile PYD arasında fark yok!” açıklaması üzerinden daha 24 saat bile geçmeden Amerikan nakliye uçakları Türk hava sahası üzerinden Kobani’ye silah, mühimmat ve ilaç götürüyor. Yani “Anayasal” olarak sorumluluğu ve yetkisi bulunmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha Hükümetin haberi olmaksızın bu koridora “Evet” diyor ve karar uygulanıyor! Başbakan Davutoğlu değimliydi AKP genel merkezinde 15 Ekim 2014’te Karadenizli milletvekilleriyle kahvaltı sırasında “Bizim Suriye'ye girme niyetimiz de yok koridor açma niyetimiz de. Ancak topraklarımıza ya da toprağımız saydığımız Süleyman Şah’a bir saldırı olursa, bu kimden gelirse gelsin gerekli karşılığı veririz!” diyen? Acaba Süleyman Şah Türbesi Kobani’ye mi taşındı da bu koridora onay verildi? Davutoğlu’nun kahvaltısında bulunan Karadenizli milletvekilleri 4 gün sonra edilen bu çark edişe anlam verebiliyor, Başbakan Davutoğlu’nun “Emanetçi” olmadığını iddia edebiliyor mu? Davutoğlu milletin kandırıldığını “Milleti ikna çabamız var. Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye deklare etmedik!” ifadesiyle bir kez daha itiraf etti. Peki özellikle MHP Lideri Bahçeli ısrarla “Açılıma rağmen PKK’nın silahlı teröristleri Türkiye’den çıkmadı, aksine yeni katılan militanlarla daha da güçlendiler!” diye gerçekleri haykırırken, dönemin Başbakanı Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay tarafından hangi hak ve insanlıkla “Yalan söylemek”le itham edildi?  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan dönüşü milletten saklanan bir gerçeği daha itiraf etti. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm teröristbaşı Öcalan’ın cezaevi koşullarında daha fazla iyileştirme yapılmayacağını ifadeyle “Şu anda orada 2 odası var, 2 odasının dışında televizyonu… Bunların hiçbirisi yoktu, bizim iktidarımız döneminde bunları verdik. Bu insani şartların iyileştirilmesine yönelik yapılması gereken her şeyi bu devlet yapmıştır. Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hal yok!” demiştir. Ama milletin, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm hiçbir vatandaşımıza bu imkânları vermediği unutulmuş. Erdoğan’ın bugün böyle, yarın farklı konuşacağını biliyoruz artık. Merak etmeyin, Öcalan’a yakında önce hizmetkârlı villa, ardından da cezaevinden azat yolu açılır.    Son Söz: Hükümetin millete ve devlete rağmen tasarruflarına son zamanlarda sayısı artan ölçüde tutarsızlıklar da eklendi. Meğer iktidar tarafından ne kadar çok kandırılmışız PKK, Kobani meselesinde yukarıda özetlenen şekilde ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Barzani’ye silah yardımının milletten gizlendiğini duymak, milleti kandırmak demokratik hukuk devletinde değil, diktatörlüklerde yaşanır. Türkiye, tek kişinin oyuncağı oldu, yazık!
    Prof.Dr. Celalettin Yavuz, cyavuz53@gmail.com,