PKK Suriye ve Hatay konularında AKP iktidarına Veryansın?

 Prof.Dr. Celalettin Yavuz, 13 Eylül 2013’te 16.00’da Kanal B’nin GÜNCEL adlı programında AKP iktidarını, yanlışlarını göstererek yerden yere vurdu.
PKK Suriye ve Hatay konularında AKP iktidarına Veryansın?
Yavuz önce PKK terör örgütünün “çekilmeyi durdurma” konusunu değerlendirdi. Fiilen Nisan 2013 başından itibaren PKK’nın Irak kuzeyine çekilmesi gerekirken, Ağustos sonu itibariyle sadece %20’sinin geçtiğini ileri süren ve tarafların karşılıklı güven bunalımı içerisinde bulunduğunu söyleyen Yavuz, PKK’nın “Açılım”la kazanımlarını şöyle özetledi:    a. Hasta ve bakıma muhtaç elemanlarını “dokunulmadan” sınır dışına çıkardı.     b. PKK, mevzileri güçlendirildi.    c. Bilinen etki alanında psikolojik üstünlüğü ele geçirdi. Nüfuzu daha önce olmadığı kadar arttı. Üniformalı güvenlik gücü bile kurdular. Sözde şehitleri için törenle şehitlik açtılar.     d. En azından 2.500 ve üzerinde yeni militan devşirildi.     e. PYD’ye destekle Suriye kuzeyindeki kontrolü sağlamaya yardımcı oldu. “Suriye Kürt Özerk Bölgesi” kurulması yönünde destek verdi.    f. PKK “terör örgütü” yaftasından sıyrılarak, tüm dünya kamuoyu nazarında sanki Türkiye’deki Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi algılanmaya başladı. AKP Hükümeti ve Başbakan Erdoğan, PKK’ya “meşruiyet” zemini kazandırdı.    g. KCK tutukluları serbest bırakıldı.     Yavuz’a göre PKK, terör örgütü yerine muhatap alınan bir yapı haline getirildi. Açılımla silah, moral, psikolojik üstünlük, yurtiçinde ve dışında siyasi destek açısından tavan yaptı.    Prof.Dr. Yavuz daha sonra Suriye’de konusunda askeri müdahale yerine diplomasinin devreye girdiğini, Putin’in manevrasının sadece Esad’ı değil, müdahale konusunda isteksiz Obama’yı da rahatlattığını söyledi.
 
 
 Şam’daki kimyasal silahın Esad rejimince kullanıldığı konusunda Türkiye’den başka %100 inanan bulunmadığını, ama Esad’ın kimyasal silahların denetimini sulandırabileceğini de ekleyen Yavuz konuyu Hatay’a getirerek şunları söyledi:     “Hatay’da Gezi Parkı olaylarının neden artarak büyüdüğünün iyi okunması gerekir. Hafız Esad döneminde ‘arka bahçe’ gibi görülen Hatay’da 1970’li yıllarda körüklenen Alevi (Nusayri) – Sünni çatışmasının çıkartılması için Hatay tekrar olgunlaştırılmaktadır. Suriye krizinden en büyük ekonomik, sosyolojik ve psikolojik hasarlara uğrayan Hatay’da, oğul Esad (Beşşar)’ın da babası gibi aynı ‘Alevi-Sünni çatışması’ çıkarttırmak için koşullar uygundur. Zira Esad’la kanlı bıçaklı bir AKP iktidarı var.    Üstelik Büyükşehir Yasası ile Antakya’nın merkezindeki Armutlu 12 km ilerideki Defne ilçesine, İskenderun’un merkez semti Karaağaç 30 km ilerideki Arsuz’a bağlandı. Bu yerler ‘Bunlar Alevi, nasıl olsa bize oy vermez. Bağlayacağımız yeni ilçelerde de bize pek oy çıkmaz!’ düşüncesiyle kopartılıp, gene ‘AKP’ye oy vermeyecek’ yerlerle birleştirildi.     Adeta Esad “nifak çıkarsın” diye kolaylık sağladı. Hataylı sağduyu sahibi Alevi-Nusayri vatandaş, hükümetin bu yanlışına rağmen oyuna gelmemeye çalıştı. Her ne kadar ‘Ayırımcılık’ gibi görseler de, ‘Bu vatan, bu bayrak, bu tarih bize de ait!” diyerek, yanlışa prim vermek istemediler. Ama gene de gerilim giderek yükseliyor.     Adalet Bakanı’nın seçildiği Hatay’ın “vicdana, insafa, insanlığa, dine, imana, kitaba, Müslümanlığa” uymayan durumun düzeltilmesi şarttır. Armutlu, tekrar Antakya merkeze, Karaağaç da İskenderun’a bağlanırsa, Hatay’ın daha fazla gerilmesi önlenebilir! Hükümetin ortaya çıkıp ‘Türkiye’de mezhep çatışması çıkartmak isteyenler var!’ diye başka yerde fesat yuvası aramasın. Yanlıştan kısa zamanda dönsün!