Prof.Dr. Celalettin Yavuz dan Konferans

     Hatay/Dörtyollu Dış Politika ve Güvenlik Politikası Uzmanı Prof.Dr. Celalettin Yavuz, bu kez de Suriye krizinin ekonomik etkilerinden kurtulmanın yollarını kapsayan ayrıntılı bir konuşmayla Hatay’daydı.
Prof.Dr. Celalettin Yavuz dan Konferans
İTSO Meclis üyelerine “Suriye Krizinin Türkiye Ekonomisine Etkileri ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir konferans veren Yavuz; her zamanki gibi hedefi gösterecek şekilde açık, anlaşılır, durumu ortaya koyan, yanlışları gösterdiği gibi doğruları da işaret eden ve mevcut koşullarda sorundan çıkış yolunu öneren üslubunu burada da gösterdi.     Problemleri analitik düşünme tekniğiyle çözme yeteneğini ve konuya müthiş hâkimiyetini  power point metoduyla  adeta bir resital  verircesine yoğunlaştırarak konferans veren Yavuz Hoca’nın konuşmasından satır başları şöyledir:    Türkiye’de AKP hükümeti Suriye’deki ‘Arap Baharı’nda ilişkilerin geleceğinde doğabilecek ekonomik, sosyal ve güvenlik risklerini göremedi. Azami 100 bin sığınmacı düşünülüyordu, ama 230 bine çıktı. Mülteci sayısı 1 milyon 250 bine yaklaştı. “Esad ya gidecek, ya gidecek” yanlışlığı sebebiyle mantıki bir “B Planı” aranmadı. Başkalarının politikalarına alet olundu, tribüne oynayan popülist politikayla “Değerli Yalnızlığa” kalındı.Türkiye, taraflarla daha mesafeli ilişki kurup, çözüm için arabulucu olabilir, Suriye halkına, bölgeye ve ülkemize en iyi hizmet verilebilirdi. Ama tam tersine muhalefet açıktan desteklendi, Batılı müttefiklerin tutumu öngörülemedi, uyarıları dikkate alınmadı. Kendi gücüyle asla yapamayacağı rejimi devirme misyonunda öne çıkıp ortada kaldı.     Silahlı muhalefete topraklarımızda izin verildi. İç güvenliğe tehdit yanında,  ilk kez yabancı bir ülkede rejim değiştirmek için silahlı muhalefete topraklarında destek verme riskine girildi. Suriye’den sonra Mısır’da yanlışlara devam edildi. 
 
   Suriye’deki krizin Türkiye’ye sosyolojik (sağlık, eğitim, kültürel, ekonomik), güvenlik (IŞİD ve diğer), asayiş ve iç güvenlik (Terör, Canlı Bomba, Kaçakçılık “Mazot, İnsan, Silah ve diğer”) etkileri oldu.Türkiye’nin Ekonomik Kayıpları     Türkiye-Suriye ticaret hacminin hedefi 2012 sonunda 5 milyar dolardı. Yaklaşık 450 bin ticari araç Türkiye’den Suriye’ye geçiş yapıyordu. Rakka’da çimento fabrikası, Asi nehri üzerinde 280 milyon Avro’luk yatırımlar durdu. Halep ve Şam’da Türkiye menşeli oteller, el-Şeyh Nacar Sanayi bölgesindeki Gaziantep merkezli fabrikalar atıl kaldı. Sığınmacıların maliyeti 3 milyar doları geçti. Kaçakçılık, fidye patladı, sınırlar delik deşik oldu.    Türkiye-Suriye sınır ticareti (sigaradan şekere kadar) durmasıyla Kilis, Gaziantep, Mardin ve Hatay ekonomisi olumsuz etkilendi. Sınır ticareti Gaziantep ve Hatay’da yaklaşık 2’şer milyar dolar civarındaydı. Karşılıklı ziyaretlerle otellerden, baklavacılara kadar birçok küçük esnaf olumsuz etkilendi. Turizmde doğrudan yatırım yapanlar ile yan sektörler, bilhassa Hatay bölgesinde büyük zarara uğradı.    2012 Tarihli TEPAV’ın Raporuna göre; 2011’de Suriye’ye ihracat 10 yıl öncesine göre 9 kat artarak 1.6 milyar dolara, Suriyeli turist sayısı 10 yılda 122 binden 974 bine ulaşmıştı. Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Adana ve Mersin’de Ortadoğuluların zevklerine hitap etmek için yatırımlar yapan ve kredi kullanan esnaf borcunu ödeyemez hale geldi.    Sonuç itibariyle yanlış hesabın Bağdat’tan dönmesi gibi, Türkiye’nin Suriye Politikasındaki yanlışlar da Şam’dan döndü! Suriyeli silahlı muhalefete yardım Suriye,  Irak,  Ürdün, Lübnan ve Türkiye’ye tehdit olarak döndü. Suriye’nin bugününün Esad rejimiyle yönetimden daha tehlikeli olduğu anlaşıldı. Uluslararası kurumlarla birlikte hareket edilmesi ve ulu orta konuşmaktan vazgeçilmesi gerektiği anlaşıldı.  Büyüyen IŞİD, el-Kaide tehdidi ile PYD özerkliğinin toprak bütünlüğünü ve istikrarı etkilediği anlaşıldı. Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye külfetinin beklenenin çok üzerinde ve telafisinde sorunlar olacağı anlaşıldı.