PROF.DR.CELALETTİN YAVUZ UN SURİYE KONFERANSI

Dış Politika ve Strateji Uzmanı, aynı zamanda MHP Genel Başkanlığı’nın “Dış Politika-Güvenlik Politikası Uzmanlarından”  Prof.Dr. Celalettin Yavuz  Konya Türk Ocağı’nda bir konferans verdi.
PROF.DR.CELALETTİN YAVUZ UN SURİYE KONFERANSI
Hatay/Dörtyollu bilim adamının konusu Suriye karışıklığındaki son gelişmeler, Türkiye’ye etkileri, Türkiye’nin yanlışları ve neler yapılabileceği üzerineydi.Yavuz, öncelikle 2011 sonu itibariyle yazdığı, 2012 başlarında basılan “Arap Baharı ve Türkiye-Orta Doğu’da Kırılan Fay Hatları” başlıklı kitabındaki Suriye’nin geleceği ile öngörülerinden bahsetti. Kasım 2011 itibariyle ölenlerin sayısının 3.000 civarında olduğunu, Türkiye, Körfez Ülkeleri ve bu ülkeleri “teşvik” eden İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin muhaliflere destek vermesi halinde ölenlerin sayısının 30-40 binlere, hatta 100 binlere dayanacağı öngörüsünü anlattı. Nitekim bu yanlışların günümüzdeki 110 bin kişinin ölümüne, 2.2 milyondan fazla Suriyelinin Türkiye dahil yurt dışına kaçmasına, insan tacirlerinin elinde Ege ve Akdeniz’de ölüme terk edilmelerine, genç kadınların yaşamak için bedenlerini satmalarına, 5 milyondan fazla Suriyelinin ülke içinde yerinden yurdundan edilmesine, insanların aylardır yaprak ve ot yemeğe mahkum edilmesine, Müftü’nün fetvasıyla kedi-köpek yemelerine sebebiyet verdiğini özetledi.

Türkiye’nin uzun bir süre “Esad ya gidecek, ya gidecek!” diye direttiğini, Esad’a karşı savaşmak için yurt dışından gelenlerin kim olduğuna bakmaksızın Suriye’ye geçişlerine izin verdiğini, hatta yardım edildiğini, bu kişilerin çoğunluğunun Suriye’de Esad’tan daha büyük bir tehdit olarak ortaya çukan el-Kaide’nin uzantısı el-Nusra olduğunu, Türkiye’nin müttefiklerinin Nisan 2013 sonlarından itibaren bu tehlikeyi haber vermesine rağmen, AKP Hükümeti’nin adeta kulaklarını tıkayarak “Düşmanımın düşmanı, dostumdur!” felsefesiyle olaylara yaklaştığını açıkladı.Suriye’de Esad rejiminin tekrar güç kazandığını, bunda Rusya’nın siyasi desteği yanında, daha önce Esad’ı devirerek “Demokratik Suriye” kurma hayali içerisinde ordudan kaçan asker kaçaklarının geri dönüşlerinin de etkili olduğunu, zira çoğunluğu vatansever bu askerlerin, Esad dönemine göre kıyaslanamayacak düzeyde ve yıkılmış bir Suriye gördüklerini, bu yıkımdan vicdan azabı duyduklarını, Esad’ın son genel affı ile asker kaçaklarının geri dönüşü konusunda anlaşmaların tamamlandığını, bu kişilerin kurduğu ve Türkiye’nin önemli bir destek verdiği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nun giderek zayıfladığını, bazılarının koparak el-Nusra yanlısı olduklarını anlattı.Yavuz, el-Nusra’nın da giderek güçlendiğini ve hem bölge ülkeleri, hem de bölge dışı ülkelerce Esad rejiminden daha büyük bir tehdit olarak görüldüğünü, Suriye’de 1000 civarında silahlı ve çeteleşmiş halde gruplar bulunduğunu, Suriye’de muhatap alınabilecek ve üzerinde uzlaşılmış muhatap alınabilecek bir muhalefet bulunmadığını, Suriye’nin geleceği için artık elini taşın altına sokacak ülke bulmanın daha güç olacağını, Suriye’de bundan böyle istikrarsızlığın en az 6-8 yıl süreceğini açık açık anlattı.Deniz Kurmay Albay’lıktan emekli olmanın bilgi ve tecrübesini de konuşmasına yansıtan Prof.Dr. Yavuz, AKP hükümetinin Suriye konusunda; “çakma” ve hiçbir tecrübesi bulunmayan danışmanlara inanıp, Suriye’nin geleceğini görmemesi mümkün olmayan Hariciye’nin meslek memurlarına (Büyükelçilere),  Genelkurmay Başkanlığı’na ve MİT Müsteşarlığı’nın tecrübeli uzmanlarını dikkate almadığı için hata yapmış olabileceğini söyledi. Ya da bu sayılan makamların hükümete hiçbir şey söylemeyerek, resmi ve gerçek “Danışmanlık” görevinden kaçınmış olabileceğini ileri sürdü.Suriye krizinden en büyük hasarı alan Hatay’a özel sayfa açan Yavuz’un konferansına üniversiteli gençlerin ve bayanların büyük ilgileri yanında, sorularının çokluğu da ayrı bir renk kazandı.