Prof.Dr. Yavuz’un Arap Tv’lerine Röportajı

Dış politika ve güvenlik politikası alanında uzman, Hatay/Dörtyollu hemşerimiz Prof.Dr. Celalettin Yavuz, 21 Kasım 2014 günü Suriye ve Orta Doğu’da tüm Arap ülkelerinde izlenen Suriye ve Al Alem Tv kanallarına Türkiye’nin Orta Doğu politikasının ABD ile ilişkilerine etkisini, IŞİD terörü, Suriye’de durum ve mülteci-sığınmacı konumundaki Suriyeliler hakkında röportaj verdi.
Prof.Dr. Yavuz’un Arap Tv’lerine Röportajı
ABD, Rusya, Çin, Avrupa, Azerbaycan yanında Arap ülkelerinin basın-yayın organlarının özellikle Orta Doğu konusunda görüşlerine sıkça başvurdukları Prof.Dr. Celalettin Yavuz’un “ABD ve Türkiye’nin Suriye politikasında önemli farklılıkların olduğu görülüyor. Bu konuda görüşünüz nedir?” şeklindeki soruya cevabı özetle şöyleydi.“Türkiye’de AKP iktidarı, Esad rejiminin askeri müdahaleyle de olsa mutlaka gitmesini istiyor. Bunu Ağustos 2013’te Esad’ın kimyasal silah kullandığının iddia edildiğinde kuvvetle talep etmişti. Müdahaleye ramak kala Suriye, kimyasal silahların etkisizleştirilmesini talep edince, Rusya’nın yardımıyla bundan kurtardı. Bu yıl ise IŞİD tehdidiyle birlikte Türkiye, Kobani saldırısı sonrası sadece IŞİD’in ortadan kaldırılması değil, Esad rejiminin de gitmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu maksatla da güvenlikli bölge, uçuşa yasaklı saha tesisi ile Suriye’deki Esad rejimi karşıtı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve İslami Cephe gibi oluşumları “Eğit-Donat” sistemiyle IŞİD’e karşı kara harekâtında kullanmayı teklif etti.    ABD, Esad’ın gönderilmesi konusunda istekli değil. Ukrayna’da Rusya’nın Kırım’ı almasıyla prestij kaybeden ABD, Esad’a karşı bir harekatta Ukrayna’nın doğusunu da kaybetmeyi göze alamaz. Üstelik ortak tehdit IŞİD konusunda dünyada tüm ülkeler aynı zeminde birleşti. Esad’a karşı bu ittifak yok.
 
 Bu sebeple uçuşa yasaklı saha ve güvenlikli bölgeye soğuk. Ama Irak ordusu için başlattığı “Eğit-Donat” konusunda aynı fikirde. Zaten aynı maksatla peşmergenin eğitilip donatılmasına Almanya, İngiltere ve İtalya başladı. Muhtemelen PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD’ye de eğit-donat işlemi başlatılmıştır.    Burada Türkiye’nin yapması gereken, Türkiye’de mevcudu 2 milyonu, Ürdün-Lübnan-Irak ve Mısır’la birlikte 4 .5 milyonu bulan Suriyeli sığınmacı ve mültecilere de bir çözüm üretmektir. Lübnan havlu atarak artık Suriyeli almayacağını duyurdu. Almanya 30 bine yakın, diğer ülkeler ise 3-5 bin Suriyeliye kucak açabildi. Üstelik seçerek aldılar. Bu konuda dünyanın en zenginleri bile sınıfta kaldı. Her gün gazetelerde insan tacirlerinin eline düşen ve Ege denizinde botlarla Yunanistan’a geçerken denizde boğulan Suriyelilerin haberini okuyoruz. Ankara ve İstanbul’da yalın ayak Suriyeli çocuklar dilencilik veya kâğıt toplamada kullanılıyor. İnsanlar perişan durumdalar.  Hem Suriyelilerin tekrar insanca yaşayabilmesi, hem de IŞİD tehdidinin en akılcı ve ekonomik şekilde giderilmesi için Esad rejimiyle uzlaşma gerektiği açıktır. ÖSO ve İslami Cephe gibi askeri disiplini kalmamış “çapulcu” denebilecek grupları eğiterek IŞİD’e karşı başarı şansı yok denecek kadar azdır. Bunun yerine Esad rejimiyle, Suriyeli mültecilerin hayatlarının garantiye alınarak geri dönmeleri ve IŞİD’e karşı ortak hareket konularında uzlaşma sağlanmalıdır. Bu konuda Rusya ve İran’ın aracılığı dikkate alınmalıdır. Esad’a hava desteği ve silah-mühimmat yardımı yapılması halinde Irak’tan çok daha deneyimli kara kuvvetiyle IŞİD’e karşı daha başarılı olabilir.    Esad rejimi de, 4.5 milyonu geçen Suriyeli mültecilerin sayısını ve Suriye’nin geleceği olan çocukların kaçtığı veya heba olduğunu dikkate alarak, çözüme yanaşmalı, uzlaşma için Rusya ve İran’ı, hatta Mısır’ı devreye sokmalıdır. Artık yanlıştan dönülmeli, Suriyeli insanların felaket derecesine varan dramı sona erdirilmelidir. Artık kapris ve kişisel kinle hareket etmek yerine, Suriyeli milyonlarca insanın geleceği için çaba sarf edilmelidir. Türkiye’deki Suriyeliler bile perişansa, varın Ürdün ve Lübnan’dakileri düşünün!”