REFİK ERYILMAZ DAN BASIN AÇIKLAMASI

25 Kasım tarihini “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” (International Day for the Elimination of Violence against Women) ilan etmiştir.
REFİK ERYILMAZ DAN BASIN AÇIKLAMASI
Güç ve baskı uygulayarak kadınların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüne verilen ad olan kadına yönelik şiddet, Dünyada ve Türkiye’de en yaygın insan hakkı ihlallerinden birisidir. Bu önemli sorunu 1999 yılında ele alan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla, 25 Kasım tarihini “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” (International Day for the Elimination of Violence against Women) ilan etmiştir. Maalesef ülkemizde de toplumsal kanayan bir yara olan kadına yönelik uygulanan şiddet günden güne artan bir seyir izlemekle birlikte hala çözülebilmiş değildir. Basına yansıyan verilere göre ülkemizde Ocak 2014'ten bu yana 240 kadının erkek şiddeti ile öldürüldüğü ve çok sayıda kadının işyerlerinde, evlerinde, sokaklarda erkek şiddetinin farklı biçimlerine maruz kaldığı, çocuk gelinlerin arttığı, çocuk istismarının korkunç boyutlara ulaştığı, nefret cinayetlerinin arttığı, namus ve töre cinayetlerinin yanı sıra koca, baba dayakları ve işkencenin arttığı bilinmektedir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi görevi öncelikle devletin sorumluğundadır.
 
Ancak günümüzde siyasal iktidar kadına yönelik şiddeti önleyici tedbirler almak yerine adeta kadına şiddeti teşvik eden bir tutum içindedir. Maalesef ülkemiz 12 yıldır Kadın-Erkek eşitliğine inanmayan bir siyasi zihniyet tarafından yönetiliyor. Kadın düşmanı AKP iktidarının karnesine baktığımızda “Türkiye’deki kadınların %42’si hayatlarının bir döneminde şiddete uğradığı, Sadece geçtiğimiz sene yani 2013’te 12.946 kadının şiddet gördüğü, Türkiye’de 2003-2010 yılları arasında kadın cinayetleri tam tamına %1400 arttığı ve sadece 2013 yılında 237 kadın öldürüldüğü, öldürülen kadınların katillerinin kocaları, eski kocaları ve sevgilileri olduğu, BM’nin kadına yönelik şiddet raporuna göre Türkiye’nin 99 ülke içinde 15.sırada olduğu, Türkiye’de ise şiddete uğrayan kadınların %92’si şikâyetleri hakkında hiçbir yere başvuramadığı ve yasal düzenlemelerin yetersizliği nedeniyle cezasız kalacağı düşüncesinin hâkim olduğu” görülmektedir. Bu fıtrat siyaseti ezilen uluslara, ezilen inançlara, ezilen cinslere, ezilen sınıflara karşı suçludur. Ama en çok da kadınlara karşı suçludur. Siyasal erk, kadını sadece ailenin bir parçası olarak değil, tek başına bir birey olarak ele almalı ve kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için tüm kurumlarıyla kalıcı ve sürekliliği olan politikalar geliştirmeli ve hayata geçirmelidir. Her gün bir kadına yönelik şiddet ve cinayet haberi duyduğumuz ülkemizde ‘fıtrat’ diyerek, kadın cinayetlerinin faili olan zihniyeti asla tasvip etmiyoruz.