Refik ERYILMAZ’ın TBMM Basın toplantısı

Türkiye’yi 12 yıldır tek başına yöneten AKP Hükümeti izlediği yanlış politikalarla ülkeyi hem içerde hem de dışarıda hızla bir kaos ve çatışmanın içerisine sürüklemiştir.
Refik ERYILMAZ’ın TBMM Basın toplantısı
Özellikle izledikleri mezhep temelli ve küresel güçlerin orta doğudaki çıkarlarına hizmet eden dış politika hem ülkemizin güvenliğini ve toprak bütünlüğünü hem de vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehlike altına sokmuştur. Komşu ülkelerde çalışan işçilerimizin hatta ülkemizi temsil eden devlet görevlilerinin dahi güvenliğini sağlamaktan aciz bir hükümetle karşı karşıyayız. Emperyalizmin esiri ve tutsağı durumuna düşmüş, yolsuzluğa bulaşmış her gün suç işleyen ve Anayasayı ihlal eden bir hükümetin içte huzuru dışta barışı sağlamasını beklemek mümkün değildir.Hükümet her sıkıştığında her siyasi ve cezai sorumluluğuna yol açacak olayla karşılaştığında hemen yargı üzerinde baskı kuruyor, yandaş hakim ve savcılara talimat veriyor ve gizlilik kararı aldırarak olayların üstünü örtmeye çalışıyor. Bu baskı ve uygulamalar tahammül sınırlarını aşan bir noktaya ulaşmıştır. Hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı olan bu yasaklama, sansür ve gizlilik kararlarının temel amacı gerçeklerin üstünü örtmek ve kendi müsebbib oldukları olayları kamuoyundan gizleyerek güllük gülistanlık bir ülke profili çizmektir. Yakın tarihte hükümetin yargının arkasına saklanarak gizlemeye çalıştığı vahim olaylardan bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. 
(Tarih 22.06.2012) Keşif Uçağımız düştü ya da düşürüldü iki pilotumuz hayatını kaybetti.
(Tarih 11.02.2013) Cilvegözü Sınır Kapısında Patlama:
(Tarih 13 Şubat 2013) Gaziantep ve Hatay’da üretilen patlayıcılar:
(Tarih 11 Mayıs 2013) Reyhanlı patlaması:
 (Tarih 17 Aralık 2013) Yüzyılın rüşvet ve yolsuzluk operasyonu:
(Tarih 11.06.2014) Basiretsiz Hükümetin yönetmeye çalıştığı Türk toprağımız işgal edildi vatandaşlarımız rehin alındı.
(Tarih 26 Haziran 2014)  MİT'e ait silah yüklü TIR'ların durdurulmasıyla ilgili davada da gizlilik kararı verildi.
Değerli Basın Mensupları; Ucu kendilerine dayanan her olayda basına sansür uygulayan, mahkemelere baskı uygulatan, gizlilik kararları aldıran, toplumu bölen, ayrıştıran ve ötekileştiren baskıcı,sansürcü ve yasakçı bir Hükümet ile karşı karşıyayız.Hükümetin bu basiretsiz politikaları yüzünden ülkemiz bir terör tehdidi ve tehlikesi altına girmiştir. Koruyup kolladıkları, destekledikleri terörist gruplar sadece konsolosluğumuzu işgal etmekle kalmayıp, kendi sosyal medya hesaplarından da İstanbul ve Hatay’ı alma tehdidini dahi savurabilmektedir. Bu konularda hala sessizliğini koruyan AKP hükümeti yetkilileri samimi bir şekilde gerçekten Türk ve Suriye halkının yanında yer almak istiyorsa vahşi katliamlara sebep olan silahlı muhalif guruplara verdiği desteği derhal geri çekmeli, sınırlarımızı mutlaka kontrol altına almalı ve savaş çığırtkanlığından derhal vazgeçmelidir. Sonuç olarak teröristlere sağlanan bu açık net destekten kaynaklı yaşanan bütün ölümlerden Erdoğan ve Hükümeti sorumludur.Musul’da kaçırılan vatandaşlarımızla ilgili hükümetin bu sesiz duruşu, sansür ve gizlilik kararı haklı olarak şu soruyu gündeme getirmektedir. Acaba rehin alınan vatandaşlarımız siyasi iktidar tarafından Cumhurbaşkanlığında siyasi şov malzemesi olarak mı kullanılacaktır? Süreç bu sorunun sorulmasını haklı gösterecek şekilde gelişmektedir. Şayet böyle bir şey varsa ya da böyle bir hesap yapılıyorsa yazıklar olsun diyoruz. Bunun da siyasi ahlaksızlık anlamına geleceğini şimdiden ilan ediyoruz. Halkımızın böyle bir pragmatist yaklaşımı da asla affetmeyeceğini ifade etmek istiyorum. Hükümet bu vahim olayla ilgili kamuoyunu tatmin edecek açıklamaları derhal yapmak zorundadır.03.07.2014