Suriye Politikasındaki Yanlış Hesap Bağdat ve Şam’dan Döndü

    AKP hükümeti Suriye’deki ‘Arap Baharı’nda ilişkilerin geleceğinde doğabilecek ekonomik, sosyal ve güvenlik risklerini göremedi.
Suriye Politikasındaki Yanlış Hesap Bağdat ve Şam’dan Döndü
Azami 100 bin olarak hesaplanan sığınmacı 230 bini, mülteci sayısı 1 milyon 250 bini buldu. “Esad ya gidecek, ya gidecek” yanlışlığı “B Planı” aratmadı. Tribüne oynayan popülist politika “Değerli Yalnızlığa” kaldı.  Silahlı muhalefete yardım Irak,  Ürdün, Lübnan ve Türkiye’ye tehdit olarak geri döndü. İlk kez yabancı bir ülkede rejim değiştirmek için silahlı muhalefete topraklarında destek verilerek iç güvenlik de riske edildi. Yapamayacağı rejimi devirme misyonunda ortada kaldı. Suriye’deki krizin Türkiye’ye sosyolojik (sağlık, eğitim, kültürel, ekonomik), güvenlik (IŞİD vb), asayiş, iç güvenlik (Terör, Canlı Bomba, Kaçakçılık “mazot, insan, silah vb”) gibi menfi etkileri görülemedi. Suriye’den sonra Mısır’da da yanlışlara devam edildi.
    Suriye’nin bugününün Esad rejiminden daha tehlikeli olduğu, uluslararası kurumlarla birlikte hareket edilmesi ve ulu orta konuşulmaması gerektiği anlaşıldı.  Büyüyen IŞİD, el-Kaide tehdidi ile PYD özerkliğinin toprak bütünlüğünü ve istikrarı etkilediği görüldü. Türkiye-Suriye ticaret hacminin 2012 sonu hedefi 5 milyar dolardı. Yaklaşık 450 bin ticari araç Türkiye’den Suriye’ye geçiş yapıyordu. Rakka’da çimento fabrikası, Asi nehri üzerinde 280 milyon Avro’luk yatırımlar durdu. Halep ve Şam’da Türkiye menşeli oteller, el-Şeyh Nacar Sanayi bölgesindeki fabrikalar atıl kaldı. Sığınmacıların maliyeti 3 milyar doları geçti. Kaçakçılık patladı, sınırlar delik deşik oldu. Türkiye-Suriye sınır ticaretinin durmasıyla Kilis, Gaziantep, Mardin ve Hatay ekonomisi olumsuz etkilendi. Sınır ticareti Gaziantep ve Hatay’da yaklaşık 2’şer milyar dolar civarındaydı. Karşılıklı ziyaretlerle otellerden, baklavacılara kadar birçok küçük esnaf olumsuz etkilendi. Turizmde doğrudan yatırım yapanlar ile yan sektörler, bilhassa Hatay bölgesinde büyük zarara uğradı. Sonuç itibariyle Türkiye’nin Suriye Politikasındaki yanlış hesap Şam’dan döndü! Türkiye’ye külfetinin beklenenin çok üzerinde ve telafisinde sorunlar olacağı anlaşıldı.Suriye Krizinin Ekonomik Yıkımından Kurtulmak İçin Yapılabilecekler     Suriye ile ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler yeniden kurulmalı, Suriye ve Irak üzerinden Orta Doğu’ya ulaşım yeniden sağlanmalıdır. Mısır üzerinden Ro-Ro seferlerinin kesintisiz yürütülmesi, Suriyeli göçmen ve sığınmacıların tekrar yurtlarına dönmeleri sağlanmalıdır.  Esad rejimi muhalifleriyle uzlaşılarak destek kesilmeli, bu durum açıklanmalı, Hatay tüccarı ve esnafının diğer ülkelerdeki fuarlara devlet desteğiyle katılımı sağlanmalıdır.    IŞİD tehdidinin bölgede bertaraf edilmesine çalışılmalı, Esad rejimiyle ilişkileri düzeltmek için aracı bulunmalı,  Mısır’da Sisi yönetimiyle ilişkiler düzeltilmeli, Suriye’de Türkmenler ve kamuoyunun bildiği ÖSO’ya Esad rejimi tarafından dokunulmama (af) garantisi alınmalı, Suriyeli sığınmacılar ve mülteciler için kapsamlı önlemler alınmalı, Suriyelilere yapılan masrafları uluslararası konsorsiyumla hakkaniyet içerisinde paylaşmak için kayıtlar iyi tutulmalı ve talepte ısrarlı olunmalıdır.

    Suriyeli mülteciler ve sığınmacılar için bir bakanlık veya Başbakanlığa bağlı bir müsteşarlık kurarak çözüm yolu aranılmalı, meslek sahibi Suriyeliler uzmanlığına göre Türkiye’de iş alanlarına bildirilmeli, AB fonlarından ilave desteklerle Suriyelilere “İş garantili meslek kursları” verilmeli, iş garantili kurs verilen Suriyelileri alabilecek Arap ülkeleriyle (Körfez Ülkeleri ve S. Arabistan) uzlaşma sağlanmalı, okul çağındaki çocuklar mutlaka okula yerleştirilmeli, Suriyelilerin belediyelere bırakılan yükü devletçe yüklenilmeli, kültür farklılığı sebebiyle çıkabilecek sorunlar sebebiyle, gerekirse Suriyelilere uydu kentler kurulmalı, Suriyeli sığınmacılara “Balık vermek” yerine, balık tutmayı öğretmeli, her türlü kaçakçılık sosyolojik ve yasal yollarla önlenmelidir.

    Son Söz: Dış politikayı at gözlüğü ile bakan ve çakma danışmanlarla yönetmeye çalışanların Türkiye’yi getirdiği durum budur. Çare mi? Bu ekip mutlaka değişmelidir!
    Prof.Dr. Celalettin Yavuz,