SURİYE’DE REYHANLI’DA YAŞANANLAR KİME YARIYOR KİM KAYBEDİYOR

Saadet Partisi GİK üyesi ve Hatay İl Başkanı Necmettin Çalışkan, Kudüs Tv’de Reyhanlı’daki olayları ve hükümetin Suriye Politikasını değerlendirdi.

SURİYE’DE REYHANLI’DA YAŞANANLAR KİME YARIYOR KİM KAYBEDİYOR
Bölge olarak büyük bir feryat ve çığlığın içindeyiz diyen Çalışkan “iki yılı aşkın süredir Suriye’de her geçen gün binlerce insan ölüyor binlercesi evini yurdunu terk ediyor. Bugün sorulması gereken şey bu politikalar sonucunda nereye gittiğimizdir. Olayı kimin gerçekleştirdiğinden ziyade, olayların arkasında kimin olduğunu kime yaradığını ve kimin kaybettiğine bakmalıyız. Kaybeden ortada, kaybeden Türkiye’dir, Suriye’dir, Müslümanlardır.Irak’ta hatırlarsınız 10 yılı aşkın süredir Saddam devrildi ama akan kan hiç durmadı. Bugün endişemiz Suriye’de de taş üstünde taş kalmayıncaya kadar Esad’dan sonra da bu kan dökülmelerin devam etmesidir. Bugün İslam tahinin en önemli kültür medeniyet havzası Şam-ı Şerif yok olmayla karşı karşıyadır. Halep, Humus, Dera hepsi yok olmayla karşı karşıyadır. Bugün Bağdat’ın yaşadığı acıları Şam yaşamaktadır. Korkarız ki bunu yarın İstanbul, Konya, Erzurum’un yaşamasıdır.Bugün yapılması geren şey derhal nerede yanlış yaptık diyerek yapılan yanlış politikalarına dur deyip alet olmamaktır.
 
 
Ne acıdır ki Suriye politikasında bu kadar çok Müslüman ülke olmasına rağmen ne doğulu İslam ülkesi ne Batılı hiç bir ülkeyi yanımıza alamadan büyük bir yükün altına bilinçsizce girdik. Bu yük ile tersine kanlar daha çok akıyor ülkemizde de aktı ve acılar daha fazla artıyor.Türkiye olarak ülkemize gelen mültecilere ev sahipli yapıyoruz bu güzel bir şey ama bunun uzaması problemin çözülmemesi ile bu yapılan şey Suriye yönetimine gizli destek vermektir. Suriye devletine diyoruz ki ey Esad! Sen halkınız öldür yaraları biz sarar tedavi ederiz! Mültecilerin ülkelerini terk etmesi hükümetin ekmeğine yağ sürer.Tüm bölge ülkeleri için kanayan Suriye yarası acilen çözülmesi gerekir. Ama bilelim ki bugün sürdürülen politikalarla çözülmesi mümkün değildir. Ancak Müslüman devletlerin bir araya gelmesiyle çözülür. Aksi takdirde yıllarca bu olaylar tıpkı Irak’taki gibi devam eder. Suriye politikasını 18 defa ABD’ye giderek çözemezsiniz. Her gidişte çözüm yerine yeni talimatlar almış olarak dönülüyor. Medyatik hareketler yaparak değil sonuç getirecek eylemlerin içerisine girerek çözülür. Bu zillet başta sorumluluk sahibi olanlar başta olmak üzere hepimizin de alnına vurulmuş acı bir damgadır. Bu yanlışların içinde devam edenler umuyoruz ki bir gün gördükleri rüyadan uyanıp nerde yanlış yaptık diyerek çok geçmeden hatalarından dönerler” dedi.