Suriye’nin 2 Yıllık Dramı ve Bir Ülkenin Yıkımı

15 Mart 2013’te Suriye’nin “Baharı” 2. Yılını doldurdu. “Bahar” Suriye’de ne yaz bıraktı, ne de kış. 2 yıllık “iç savaş” sonucunda kimilerine göre ölenlerin sayısı 100 bini buldu.
Suriye’nin 2 Yıllık Dramı ve Bir Ülkenin Yıkımı
BM’nin ilgili resmi kurumlarına göre ise 15 Mart 2011-“5 Mart 2013 döneminde ölenlerin sayısı 72 bin. Bu süre içerisinde 5.000 ve 6.000 kadın öldü. Her gün ölen çocukların sayısı 8.    Gene resmi verilere göre 240 bin kişi tutuklanırken, 82 bin Suriyeli de kayıp durumda. En azından 130 bin Suriyelinin yaralandığı, 1 milyon 300 bin kişinin komşu ve diğer ülkelerde sığınmacı-mülteci konumunda. Ülke içerisinde yerini yurdunu değiştirenlerin sayısı ise 2.5 ila 4 milyon arasında ve kesin sayı bilinmiyor. Neredeyse her 4 dakikada bir kişi tutuklanırken, her 10 dakikada da 1 kişi yaralanmaktadır.    Türkiye, 190 bine yakın sığınmacı, bunlar için 17 sığınma kampı ve sığınmacılara ilaveten 100 binin üzerinde Suriyeliye kucak açmış durumda. Resmi rakamlara göre 600 milyon dolar dense de, Türkiye’nin masraflarının 1.5 milyar doları bulduğu iddiası yalanlanmadı.    Lübnan da 200 bine yakın mülteci ve akrabalarının yanına sığınan Suriyelilerle epeyce yüklenmiş durumda. Bu arada Lübnan, Suriye sebebiyle kutuplaştı, her an patlayabilir. Ürdün ise 250 bin aşan mülteci ve akraba göçü sebebiyle sıkışmış durumda. Irak’a da göç var ama sayısı bilinmiyor.     Suriye’nin “Baharı” Tunus, Mısır ve Libya’dan, hatta Yemen ve Bahreyn’deki baharlardan da çok farklı gelişti. Esad’ın başında bulunduğu BAAS Rejimi, baharı kışa dönüşen diğer Arap ülkelerinin rejimi gibi hemen çökmedi. Başından itibaren sert ve bazen da acımasız olacak kadar karşılık verdi. Masum gösterilerle başlayan Suriye Baharı, Esad’ın deyimiyle bugün 23 ayrı “terör” grubunun Esad rejimine karşı çatışmasına dönüştü.  
  Suriyeli muhalifler, her ne kadar Suriye Ulusal Koalisyonu adıyla  çatı altında toplanmışsa da, hala bir araya gelmekte sıkıntılılar. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bile hala aynı komuta altında hareket edemiyor.      Bu karışıklığın birkaç kazananı var. Bunlardan ilki Suriyeli Kürtlerdir. Zira onların yoğun yaşadığı Suriye doğusu ve kuzeyinde Esad kuvvetleri çekilmiş durumda. Kürtlerin ardından, giderek güçlenen Müslüman Kardeşler geliyor. Tabii Irak’a ilaveten Suriye’de de büyük bir 1Terör Okulu”na kavuşan el-Kaide de kazançlılar arasında. Tabii İsrail’in de can düşmanlarından birinin zayıflaması, hatta muhtemelen parçalanacak olmasından kazançlı çıkabilecektir.     Esad rejimine karşı 1.5 yıldır ambargo uygulayan AB, İngiltere ve Fransa’nın son dönemdeki isteğine rağmen muhaliflere silah vermekte isteksiz. Ambargo, tüm Suriye’yi kapsadığı için, muhaliflere de verilmesini engelliyor.     ABD’de Obama yönetimi Suriye’ye karışmama konusunu sürdürüyor. Bu ay içerisinde Obama’nın İsrail’e yapacağı ziyaret sonrasında bazı işaretler gelebilir. Ama gene de çözüm için en az ABD kadar, hatta daha fazla oranda Rusya’nın desteğine ihtiyaç var.    Rusya, bir süredir yoğun bir şekilde Esad ile muhalefeti bir araya getirmeye ve iki tarafı da memnun edebilecek bir çözüm arayışı içerisindeymiş gibi resim veriyor. Ama sık sık, “Esad’ın koltuğu bırakmak niyetinde olmadığını” da tekrarlıyor. Oysa Esad’la anlaşmak isteyen muhalefetin ilk koşullarından biri, Esad’ın mutlaka yönetimden ayrılması ve ardından genel seçimlere gidilmesi.    Suriye’de her ne kadar muhalefet ilk döneme göre çok daha donanımlı ve giderek güçlense de, Esad’ı devirebilecek güçte ve organize değil. Ama çatışmalarla hemen her gün ülkenin altyapısı, tarihi ve kişiliği yok olmakta, aynı zamanda da ölen ve sakatlananlara yenileri eklenmektedir. Bir insanlık dramı yaşanmakta, dünya sadece seyretmektedir.    Son Söz: Gelişmiş ülkeler, az gelişmiş ülkelerin iç işlerine “Demokrasi” diye daldıkça, bu tür insanlık dramları kaçınılmazdır. Türkiye’deki yöneticiler dâhil, gözlerden dökülenler timsah gözyaşıdır! Daha kaç kişi canını, malını, yurdunu kaybedecek, umurlarında mı?