Taksimde başlayan Yeter Artık Tayyip Tepkisi

Türkiye, 2007-2008 yıllarındaki “Bayrak” mitinglerinden sonra ilk kez 31 Mayıs 2013’te sokağa döküldü.
Taksimde başlayan Yeter Artık Tayyip Tepkisi
Bayrak mitingleri ile kıyaslandığında planlı olduğu ve  belli bir partiye, ya da gruba ait olduğu da söylenemez. Hatta sokaklara dökülenler sadece yerinde duramayan gençler ve delikanlılar da değil. Orta yaşlılar ve kadınlar da var. Taksim’de başladı, Beşiktaş’ta, Ankara’da, İzmir’de, İskenderun’da devam etti. Peki en ağır ekonomik bunalımlarda bile sağduyudan uzaklaşmayan, tüm güçlükleri tevekkülle karşılayan aziz milletimiz neden bu patlamayı yaptı?     Hükümet tarafından “İran”dan ders alınarak çalıştırılmayan Facebook’ta son ulaşabildiğim bir mesajda bu konudaki bir yorum şöyledir: “MHP’ye hakaret, Bozkurtlara hakaret, Aleviye hakaret, içki içene hakaret, çiftçiye hakaret, Fenerbahçe’ye hakaret, başını kendi gibi örtmeyene hakaret, hakime sürgün, savcıya baskı, üniversite mezununa ‘Defol Git’, çiftçiye ‘Ananı Alda Git!’, öğretmene gaz, doktora dayak, muhalefete kaset, askere hapishane, esnafa tehdit…”    Daha önce yazdığım, dün akşam “Cemaat”in bir kanalında da tekrarladığım gibi, Başbakan Erdoğan dayatmalarıyla bıktırdı. Bu sebeple kendisini “İmparator ve Halife” gibi görmekle eleştirdiğim Erdoğan, Mayıs 2013’ün ilk haftalarında Pensilvanya’dan “Firavunvari” hareket etmekle dahi itham edildi. Aslında belki de aradığım tam kelime buydu. Cuk oturdu!    Başbakan son günlerde hemen her gün televizyona çıkıp, adeta milletin kafasına çekiçle çakarcasına, düşündüğünü kabul ettirmeye zorluyor. Hitabetinin “mükemmel” olduğu zannıyla, her söylediğinin “Fetva” gibi kabullenileceğini zannediyor. Pek çok konuya “rağmen” isteğini dayatarak kabul ettirmek istiyor. Bu rağmenlerden bazı örnekler şöyledir:    Anamuhalefet partisi CHP ve MHP’ye rağmen, PKK terör elebaşısıyla anlaşarak sözde çözüm getireceğini ileri sürüyor.     Milli Eğitim sisteminde millete rağmen “millilik” kaldırıldığı gibi, sistem yazboz tahtasına döndü. 3 yıl lise 1. Olması halinde istediği üniversiteye gidecekleri vaat edilen öğrencilere, sınava girecekleri son yılda acı bir sürpriz yaparak, bu durumu kaldırdı.
 
Yani çocuklarımızı boş yere kandırdı.    Hemen her gün memleketin bir yerleri bir şeyleri satılıyor, pek çok gökdelen dikiliyor. Ama bunların dar-orta gelirli halka hiçbir getirisi olmuyor. Üstelik bu çirkin binaların trafik karmaşası yapacağı ve tarihi dokuyu bozacağı bilinmesine rağmen inşasına izin veriliyor.    Emeklilerin gelirlerinin artmasının mümkün olmayacağı bilinmesine rağmen, devletin ve özel sağlık birimlerinin işlemlerine ve ilaçlara boyuna zam yapılıyor. Artık emekliler hastalanınca hastaneye gitmez oldu. Burada da “Yandaş hastaneler” kazansın diye zam yapıldığı algısı oluşuyor.    Altyapı inşaatları sırasında bulunan tarihi eserler kültür hazinesi olmasına rağmen, Başbakan Erdoğan bunları “Birkaç çanak çömlek bulundu…” diyerek hafife alıyor.    Reyhanlı’da Türkiye’nin en büyük terör saldırısı gerçekleşmesine rağmen, hala gerçeği milletle paylaşamayan AKP hükümeti adeta Reyhanlı enkazının altında kaldı.     Muhalifleri desteklemesi halinde, Suriye’nin Hafız Esad dönemindeki gibi Türkiye aleyhinde faaliyetlerde bulunabileceği bilinmesine rağmen, bu görülemedi ve Türkiye ateşe itildi. Ermenistan’ın kararını değiştirmeyeceği bilinmesine rağmen, Ermenistan’la “sınır kapısı protokolü” imzalandı. İlişkiler daha da bozuldu, Azerbaycan’la ilişkiler zayıfladı. Kıbrıs’ta değişim olmayacağı bilinmesine rağmen, Annan Planı için propaganda yapıldı. AB ile ilişkilerde de rağmenlere itibar edilmedi. Suriye sınırı yol geçen hanına dönmesine rağmen önlem alınmadı.    Son Söz: Bir kısmı sıralanan bu rağmenlere göre millet “Yeter Artık Tayyip, suyun ısındı!” diyor. Gene de gösterilerde sağduyu ve etrafa zarar verilmemelidir.
 Prof.Dr. Celalettin Yavuz, 1.06.2013, cyavuz53@gmail.com