Türk üreticisinin GDO'suz pamuk avantajı

Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı Kocagöz: -''Gelişmiş ülkelerdeki GDO'suz ürün talebi, gelecek yıllarda Türk üreticisinin rakiplerine göre daha iyi fiyatla pamuk satabilmesini sağlayacak'' ''Ulusal Pamuk Konseyi olarak hedefimiz, ülkede her yıl 1 milyon ton sürdürülebilir pamuk üretiminin yapılması''
Türk üreticisinin GDO'suz pamuk avantajı
Kocagöz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de geçen yıl yaklaşık 480 bin hektar alanda pamuk ekiminin yapıldığını ve 500 bin ton dolayında pamuk üretimin gerçekleştiğini belirtti.
     Geçen yıl dünya piyasalarındaki artış nedeniyle Türk üreticisinin pamuğa yöneldiğini ve ekim alanlarının genişletildiği vurgulayan Kocagöz, bu yılki tahminlere göre, yüzde 45'lik bir yükselişle 720 ile 740 bin ton arasında rekolte beklediklerini kaydetti.
     Türkiye'nin geçen yıl 1 milyon 250 bin ton pamuk tüketim ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Kocagöz, bu ihtiyacın 500 bin tonunun Türkiye'deki üreticilerden karşılandığını ifade etti.
     Kocagöz, rekoltenin ülke ihtiyacına cevap verecek durumda olmaması nedeniyle geçen yıl yaklaşık 780 bin ton pamuk ithalatı yapıldığının altını çizerek, şöyle konuştu:
     ''Bu oran, ülkede üretimi yapılan pamuğun yaklaşık 1,5 katı. İthal ettiğimiz ürünün yaklaşık yüzde 75'i GDO'lu pamuktan oluşuyor. Yunanistan'dan ithal ettiklerimiz hariç, ithal edilen tüm pamuklar GDO'lu oluyor. Türkiye'ye mevzuat gereği 1 kilogram bile GDO'lu tohum giremiyor. Türkiye pamuk üretimi anlamında GDO'dan arındırılmış bir ülke. Burada üreticinin bir dezavantajı var. Çünkü GDO dediğiniz zaman, üretim tekniği olarak bir takım avantajlara sahip oluyorsunuz. Örneğin çapalama yapmıyor ve daha az ilaç kullanıyorsunuz. Bu durumda da Türk üreticisi, dünyada rekabet etmesi gereken pamuk üreticileri karşısında dezavantajlı oluyor. Bunu avantaja çevirmek için çalışmalıyız. Dünyada GDO'suz ürünlere tüketicilerin yaklaşımı değişti ve daha hassas hale geldi. Bu durum, Türk üreticiler için bir avantaj sağlayabilir. Çünkü standartları büyük ülkelerde GDO'suz ürün talebi doğmaya başladı.''
     Gelişmiş ülkelerdeki GDO'suz ürün talebinin, gelecek yıllarda Türk üreticisinin rakiplerine göre daha iyi fiyatla pamuk satabilmesini sağlayacağını anlatan Kocagöz, Türkiye'deki tekstil sanayisinin ihtiyaç duyduğu 1,5 milyon tonluk pamuğun, Türkiye'de üretilen GDO'suz pamuktan karşılanmasının, ülkeyi büyük ve önemli bir güç haline getireceğini kaydetti.
    
     -1 milyon ton pamuk üretimi hedefi için destek talebi-
    
     Kocagöz, 2002 yılında ülkede 935 bin ton pamuk üretiminin yapıldığını anımsatarak, bu miktarın 2008 yılında dip yaparak 380 bin tona düştüğünü, geçen yıl ise dünya fiyatlarının verdiği cesaretle üretimin arttığını ifade etti.
     Ulusal Pamuk Konseyi olarak hedeflerinin ülkede her yıl 1 milyon ton sürdürülebilir pamuk üretiminin yapılması olduğuna dikkati çeken Kocagöz, ''Pamuk, stratejik bir ürün olarak ilan edilmeli ve 1 milyon tonluk üretim hedefi konularak bu hedefin altına düşmeyecek şekilde 5 yıllık destekleme politikaları gerçekleştirilmelidir'' diye konuştu.
     Kocagöz, dünya pamuk üretiminin de yüzde 75'inin GDO'lu tohumlardan gerçekleştirildiğini ve bu oranın her yıl arttığını bildirerek, şunları kaydetti:
     ''Türkiye'nin GDO'lu pamuk üretimi yapmaması Türk pamuk üreticisi açısından maliyet artışına neden olurken, GDO'suz pamuk üretimi hem pamukçuluk hem de tekstil ve konfeksiyon sanayisi için fırsat oluşturmaktadır. Bu düşünceden hareketle 2010 yılında konseyimiz ve İzmir Ticaret Borsası tarafından pamuk balyalarından başlamak üzere tüm pamuklu ürünlere 'GMO Free, Turkish Cotton' etiketini kullanmaya başladık. Uygulama kapsamında, konfeksiyonda da ilk kez Bossa firmasının ürettiği kot pantolonlarda bu etiket kullanıldı. Bunun yaygınlaştırılması için ve GDO'suz üretimi yapılan Türk pamuğunun dünyada marka haline gelmesi için çaba gösteriyoruz.''