ATATÜRK'ÜN HARBİYE'YE GİRİŞİNİN YIL DÖNÜMÜ TÖRENİ

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI: ''(TÖRENDE ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ'NİN TAMAMININ OKUNMADIĞI HABERİ) GENÇLİĞE HİTABE'NİN TAMAMI HER YIL OKUNMAMAKTA, ANCAK SENARYODA BELİRLENEN ŞEKLİYLE BÖLÜMLER HALİNDE VEYA TAMAMEN SAHNELENEN OYUN İÇERİSİNDE YER ALABİLMEKTEDİR'' -''HARBİYELİYİ ATA'SINDAN, ATA'YI DA HARBİYEDEN HİÇBİR GÜÇ AYIRAMAZ, AYIRAMAYACAKTIR''
ATATÜRK'ÜN HARBİYE'YE GİRİŞİNİN YIL DÖNÜMÜ TÖRENİ
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan açıklamada, 15 Mart 2011 tarihli bir gazetede: ''Atatürk?ün Kara Harp Okuluna girişinin yıl dönümü için düzenlenen törende bu yıl bir ilk gerçekleşti. Her yıl törenlerde tamamı okunan Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nin bir bölümü, bu yıl okunmadı'' şeklinde bir habere yer verildiği hatırlatıldı.
     Her yıl 13 Mart tarihinde yapılan törenlerde, senaryosu Harbiyeliler tarafından yazılan, Atatürk'ün hayatını ve Türk ulusuna kazandırdıklarını konu alan bir oyunun sahnelendiği belirtilen açıklamada,oyunlar için hazırlanan senaryolarda, Atatürk'ün geleceğimize ışık tutan sözlerine, düşüncelerine ve ilkelerine yer verildiği ve örnek davranışlarının sergilendiği ifade edildi.
     Her yıl düzenlenen törenlerin, İstiklal Marşı ile başlayıp Harp Okulu Marşı'nın söylenmesi ile sona erdiği hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
     Açıklamada, her yıl basına açık olarak yapılan bu törenlerin, onlarca basın mensubu tarafından izlendiği, törene ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının serbestçe alınabildiği vurgulanarak, bu arşivlerin incelenmesiyle, bu zamana kadar yapılan törenlerin içeriği hakkında bilgi sahibi olmanın da mümkün olduğu belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
     ''Nitekim, habere konu olan bölümle ilgili yapılacak bir incelemede görülecektir ki, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nin tamamı her yıl okunmamakta, ancak senaryoda belirlenen şekliyle bölümler halinde veya tamamen sahnelenen oyun içerisinde yer alabilmektedir.
 

     Gerçekler böyle olmasına rağmen 13 Mart tarihini takip eden günlerde bazı basın organlarında ve televizyon programlarında, konunun araştırılmaması nedeniyle çok farklı noktalara çekildiği, akıl ve mantık sınırlarını aşan, iyi niyetle bağdaşmayan yorumların yer aldığı görülmüştür.
     Harbiyeliyi Ata'sından, O'nun izinden, O'nun düşüncelerinden, O'nun ışığından uzaklaşmış olarak göstermeye çalışmak, önce Büyük Önder Atatürk'e sonra da Harbiyeliye yapılan haksızlıktır.
     Harbiyeliyi Ata'sından, Ata'yı da Harbiyeden hiçbir güç ayıramaz, ayıramayacaktır.
     Basında her çıkan haberi, hiçbir inceleme ve sorgulama yapmadan doğru olarak kabul edip, Harbiyeyi, Harbiyeliyi ve Türk Silahlı Kuvvetlerini rencide eden bu yaklaşımın değerlendirmesini kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.''