Hatay’da 4. Uluslararası Orta Doğu Kongresi

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Mustafa Kemal Üniversitesi işbirliğinde icra edilen “Türk - Arap İlişkileri: Çok Boyutlu Güvenlik İnşası” ana temalı 4. Uluslararası Orta Doğu Kongresi başladı.
Hatay’da 4. Uluslararası Orta Doğu Kongresi
Ottoman Otel’de başlayan toplantıya  Hatay Valisi Sayın Ercan Topaca, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Kaya, Vali Yardımcıları, İl Jandarma Komutanı  J.Kd.Alb. Turgay Aras, İl Emniyet Müdürü Ali Doğan Uludağ, İlçe Kaymakamları, Suudi Arabistan Prensesi Basmah  Bint Saud, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Süleyman Şensoy, yurtdışından diplomatlar, büyükelçiler, uzmanlar, bilim insanları ve gazeteciler katıldı.Nakipoğlu Cami İmamı Musa Esatoğlu tarafından Kuran-ı Kerim okunması ile başlayan toplantı açış konuşmaları ile devam etti.4. Uluslararası Orta Doğu Kongresi’nin herkes için hayırlara ve güzel fikirlerin üretilmesine vesile olması temennisinde bulunarak sözlerine başlayan Hatay Valisi Sayın Ercan Topaca, Orta Doğu denilince hemen herkesin aklına İslamiyet’in geldiğini ifade etti. Sayın Topaca, ‘’Bizim dinimizin de doğduğu ve geliştiği bölge bu bölgedir. Peygamber Efendimize 610 yılında ilk vahiy gelmeye başladıktan çok kısa bir süre sonra İslam devletinin hakim olduğu coğrafyanın hızla arttığını, Hz. Ömer döneminde bu sınırların Anadolu’ya, Mısır’a kadar Orta Doğu’nun neredeyse tamamı dahil olmak üzere hızlı bir gelişme gösterdiğini görüyoruz. 100 yıl içerisinde Afrika’nın neredeyse tamamı, İspanya’nın önemli bir kısmı, Anadolu ve Akdeniz’in çevresi dahil olmak üzere geniş bir coğrafyaya yayılmış bir yönetimden bahsediliyor.’’ dedi.Bu ilerleme hareketini durduran iki temel mihenk taşı denilebilecek olayın yaşandığına değinen Sayın Topaca, ‘’Bunlardan ilki 732 yılında İspanya’da Müslüman orduların ilerleyişini durduran savaştır. Bir diğeri ise Osmanlı Dönemi’nde 1683 yılında yaşanan Viyana Kuşatması neticesinde yine bir duraklamanın yaşandığını görüyoruz. Bu iki savaş aralarında neredeyse 900 yıl fark olmasına rağmen kendi içinde bölünmelerin, savaşların tohumlarının ekildiği noktadır.’’ dedi.Bir anda bu iş savaşların ortaya çıkmadığını, uzun bir süreçte parçalanmaların yaşandığını dile getiren Sayın Topaca, ‘’Bunların sebepleri nedir diye düşünmek gerekiyor.  Her şeyden önce Orta Doğu devletlerinin tehlikeleri algılama sensörlerinin yetersiz olduğunu görüyoruz. Bu sosyal, siyasi, ekonomi veya askeri tehlikeler olabilir. Orta Doğu’nun bu tehlikeleri önceden görüp tespit etme ve tedbir alma konusunda başarılı olamadığını görüyoruz. Bir başka husus da yönetimlerle halk arasındaki destek ve ilişki konusunda yetersizlikler. Bu da güçlü bir yapı oluşmasına mani olmaktadır. Yönetimler kendi içlerinde güçlü olmayınca dışa karşı da zayıf oluyorlar. Ayrıca kurumsal yapı dediğimiz devlet geleneklerinin olmaması yine başarısızlığın sebebi olarak karşımıza çıkabiliyor. Dost ve düşman seçiminde doğru tespitlerin yapılamaması ve uzun vadeli dostluk ve stratejilerden uzak bir şekilde günü kurtarmaya yönelik ittifaklara yönelmek de başka bir handikap olarak görülmektedir. Aslında İslam tarihinde çok ciddi bir tecrübe ve birikim var. Bu tecrübelerden kopmamak lazım.’’ dedi.İslam ülkeleri açısından bir başka tehlike unsurunun da çok zengin kaynakların olması olduğunu ifade eden Sayın Topaca, ‘’Bu bir anlamda tembelliği tetiklerken diğer taraftan büyük devletlerin elinin sürekli İslam ülkelerinde olması sonucunu da doğuruyor. Bu durum İslam ülkelerindeki huzursuzluğun bir başka kaynağıdır. Bu listeyi uzatmak mümkündür. Temennimiz gerek Hatay olarak gerekse Türkiye olarak hissettiğimiz bu sorunların bir an önce çözülmesi ve İslam ülkeleri arasında çok daha yapıcı işbirliğinin, kültürel ve dini birliğin ortaya çıkmasının sağlanmasıdır. ‘’ dedi.büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş ise bizden önce de bu ilişkiler hakkında birçok toplantı ve müzakerenin yapıldığını ifade ederek, ‘’Türkler İslamiyet’le tanışmadan önce de Araplarla zaman zaman işbirliği içinde olmuşlar zaman zaman da karşı karşıya gelmişlerdir. İslamiyet’ten sonra da bu durum değişmemiştir. Ama gel gelelim Orta Doğu’da, Afrika’da, Anadolu’da hiçbir şekilde uzun menzille bir organizasyon içinde olamamışlardır. İnşallah bu dördüncüsünü gerçekleştirdiğimiz bizden sonra da yüz dört, bin dördüncüsünün yapılacağı ama yapılırken de işe yaracağı toplantıları hep birlikte yaparız.’’ dedi. Orta Doğu’ya bakıldığı zaman sadece Türk-Arap ilişkilerinin değil Orta Doğu’da dindaş kardeşlerimizin de kendi içlerinde sürekli kaotik bir ortam içerisinde kaldıklarını belirten Savaş, ‘’Müslüman dünyası dışındaki insanların, Müslüman dünyası içindeki taşla Müslüman dünyası içindeki kuşları vurduğunu görüyoruz. Bu sorunların çözümünde gerek Türk dünyası gerek Arap dünyasındaki insanları yöneten değerli devlet büyüklerinin yapacağı en önemli şey kendi insanlarını eğitmek, geliştirmek ve kalıcı barış ve işbirliği adına önemli adımlar atmaktır. Bu kongrenin sadece Türk-Arap barışına değil dünya barışına katkı sağlamasını temenni ediyorum.’’ dedi.Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Kaya ise tarih boyunca birçok medeniyetin beşiği olmuş, pek çok siyasi, sosyal ve askeri olaylara tanıklık etmiş bir bölge olan Orta Doğu’da günümüzde büyük sıkıntılar yaşandığını ifade ederek, ‘’Başta komşularımız olmak üzere bölge ülkelerde yaşanan karışıklıklar ve çatışmalar güvensiz ve istikrarsız bir ortam yaratmış, bunun sonucu olarak milyonlarca insan kitleler halinde yurtlarını terk ederek komşu ülkelere sığınmışlardır. Bu ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Türkiye bölgede yaşanan problemlerden en çok etkilenen ülkelerden birisidir. Türkiye çatışma ve saldırılar yüzünden ülkelerini terk etmek zorunda kalan milyonlarca göçmene kucak açıp onları barındırarak dünyaya bir insanlık dersi vermiştir. İnanıyorum ki bu kongrede değerli bilim adamları, araştırmacı ve uzmanlar Orta Doğu’da yaşanan gelişme ve değişimleri ele alarak Türk-Arap ilişkileri ile bölge güvenliğini gereği gibi değerlendirerek önemli analizler yapacak, barış ve huzur dolu bir Orta Doğu için çok değerli sonuçlar ve yeni bakış açıları ortaya koyacaktır.’’ şeklinde konuştu.Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Süleyman Şensoy ise Türk Arap ilişkilerini anlamak için hem işin tarihsel arka planı hem güncel arka plan önemli olmakla birlikte bugün yaşadığımız dünyanın da neye tekabül ettiğini tekrarlamakta yarar gördüğünü, bugün yaşadığımız dünya neye tekabül ediyorsa Türk-Arap ilişkilerinin de o derecede gelişeceğini, gayret ve isteğin bu işbirliğinin gelişmesine, sektörel ve finansal olarak büyümesine, bu ortak havzada Türk-Arap ilişkilerinin tarihsel derinliğine tekrar kavuşmasına vesile olacağını ifade ederek katılımcılara bir sunum gerçekleştirdi.kongre, açılış konuşmalarının ardından Prenses Basmah Bin Saud’un ile Tümgeneral Sanad Ali Alnoumi’nin konuşmaları ve Prof. Dr. Ertan Efegil, Prof. Dr. Gülden Ayman, Prof. Dr. İbrahim Yılmaz,  Büyükelçi Dr. Faed Musfata, Murad Al-Qadi, Büyükelçi Arif Kamal’ın konu ile ilgili tebliğlerini sunması ile devam etti.