Vali Topaca Sesli Düşünüyoruz Programına Konuk Oldu

Hatay Valisi Sayın Ercan Topaca, Hrt Akdeniz'de yayınlanan Önder Önen’in sunduğu ‘’Sesli Düşünüyoruz’’ adlı programın canlı yayın konuğu oldu.
Vali Topaca Sesli Düşünüyoruz Programına Konuk Oldu
Ülkemiz ve ilimizin bulunduğu coğrafya itibariyle çok hassas bir dönemden geçtiğini belirterek sözlerine başlayan Hatay Valisi Sayın Ercan Topaca, ‘’Birliğimize, beraberliğimize, dayanışmamıza, devletimize ve insanımıza sahip çıkmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde çok acı haberler de alıyoruz. Bugün  Hakkari Şemdinli’de 4 askerimiz daha şehit oldu. Öncelikle askerlerimize Allahtan rahmet, ailesine, silah arkadaşlarına ve sevenlerine sabırlar diliyoruz. Milletlimizin başı sağ olsun. Umut ediyoruz ki bundan sonra bu tür haberler almayalım. Ancak ülkemizi ve milletimizi savunmak anlamında üstü örtülü bir savaş içerisindeyiz. Terör olayları bir anda ortaya çıkan olaylar değildir, bunların sonlandırılması da kısa sürede olacak bir şey değildir. Ülkemiz de bu konuda son otuz yıldır çok ciddi mücadeleler veriyor. Bu yolda ciddi acılar yaşadık. Ancak son dönem içerisinde yapılan mücadelede hakikaten askerimizin ve polisimiz fedakarlığı takdire şayandır. Bu azimle, bu kararlılıkla, bu birliktelikle yapacağımız silahlı mücadelenin dışındaki çalışmalarla da bunun üstesinden geleceğiz. Başlamış olduğumuz bu kutlu yolculukta, medeniyet ve refah yolculuğunda mutlaka muvaffakiyetle sonuç alacağımızı düşünüyorum.’’ dedi.Kentimizle ilgili çok farklı bir algı politikası yürütülmeye başlandığına değinen Sayın Topaca,  ‘’Bu konuda çıkan haberlerin bir kısmının kasıtlı olduğunu sadece Hatay’la ilgili değil ülkemizle ilgili de çok abartılı haberlerin yapıldığını biliyoruz. Biz bir sınır iliyiz. Bu sınır dolayısı ile bazı etkilere açık olabilme ihtimali olan bir kentiz. Ancak Hatay’da son dönemde alınan tedbirlerle, vatandaşımız arasındaki birliği ve kardeşliği kuvvetlendirecek çalışmalarla önemli mesafeler kat ettik. Hatay terörle yatıp kalkan, terörle yaşayan bir kent değildir. Çok fazla terör riski altında bulunan bir kent de değildir. Gece gündüz, 24 saat hayatın olduğu bir kenttir. Vatandaşlarımız şehrimizin her tarafını rahatça gezebiliyorlar. Bu kentte şu an itibariyle terörden bahsetmek insafsızlık olur. Ancak her şehirde olduğu gibi belli riskler olabilir. Biz devlet olarak o riskleri önceden görüp vatandaşımızın zarar görmemesi için tedbirleri önceden alıyoruz. Vatandaşlarımızın hayatlarını rahat bir şekilde devam ettirebilmesi için güvenlik birimlerimiz kararlılıkla çalışmalarını sürdürmektedirler. Aşağı yukarı her gün Amanos dağlarından gelebilecek risklere karşı o güzergahlarda pusu faaliyetleri, arama ve yol kontrolleri yapılıyor. İlimizin her bölgesinde çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor. Bu tür tedbirlerin görünmeden alınması, kamuoyunu tedirgin etmeden alınması gerekmektedir. Biz de buna riayet ediyoruz. Şunu net bir şekilde ifade edebilirim ki şehrimiz emniyet içerisindedir.’’ dedi.Terörü tamamen minumize edebilmek için vatandaşlarımızın da duyarlı olması gerektiğini ifade eden Sayın Topaca, ‘’Vatandaşlarımızın karşılaştıkları şüpheli olayları, kişileri veya araçları geciktirmeksizin 155, 156 veya 112 haber merkezimize iletmelerinde fayda görüyoruz. En basit ayrıntıyı bile bize bildirsinler. Biz gelen tüm ihbarları değerlendiriyoruz. Şu an teröristlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey patlayıcı yapımında kullanılan amonyum nitrat gübresidir. Bu konuda gübre bayilerine tek tek tebligat yaptık. Kime, ne kadar gübre satılacağını emniyete ve jandarmaya haber vermektedirler. Biz bayiden alındığı andan kullanıma kadar olan süreci de takip edecek bir mekanizma geliştirdik. Bunun dışında özellikle ekim sırasında gübreyi tarlada kullanacakları zaman koruma altına alsınlar. Birileri kötü kullanım amaçlı almak isteyebilir. Bütün vatandaşlarımızın buna ve bu gibi konulara özellikle dikkat etmelerini istiyoruz. Bu kent güvenli bir kenttir, huzurlu bir kenttir, barış kentidir, hoşgörü kentidir, kardeşlik kentidir. Bunu bozdurmayacağız.’’ şeklinde konuştu.Kentimizde misafir edilen Suriyelilerin Türk kanun ve kurallarına uyup uymadıkları ile ilgili sorulan bir soru üzerine Sayın Topaca şunlara değindi: ‘’ Şu an itibariyle kayıtlı 419.035 Suriye uyruklu misafirimiz var. Bunun 18.683’ü ilimizde bulunan 6 tane kampta kalıyor.  Geri kalan yaklaşık 401 bin kişi kentimizde bütün ilçelerimizde az veya çok dağılmış vaziyette yaşıyorlar. Bunların bizim hukukumuza ve toplumsal hayata uyum sağlayıp sağlamadıklarını vatandaşlarımız çok net bir şekilde görüyor. Dışarıdan kentimize gelen insanlar Suriyelileri fark etmiyorlar. Belli ki bunlar bizim kentimize uyum sağlamışlar, bizim kentimiz de bunları kucaklamış. Biz hep söylüyoruz bu kent medeniyetler, hoşgörü, kardeşlik şehridir, inançların kaynaştığı bir kenttir. Bu kadar güzel sıfatları taşıyan bir kentte bu, sorun olsaydı biz bu sıfatları hak etmezdik. Bu insanlar ne yapıyor sorusunu da sormak lazım. Bunların kamplarda kalanların belli ihtiyaçlarını biz karşılıyoruz, belli yardımlar yapılıyor. Kamp dışında kalanlarla ilgili olarak da devlet olarak sağlık giderlerini karşılıyoruz. Onun dışında bu insanlar bir şekilde çalışarak kendi ayakları üzerinde kalmaya çalışıyorlar. Ben şunu memnuiyetle ifade edebilirim ki ziyaret etiğimiz iş yerlerinde Türk ve Suriye uyruklu insanlar kardeş kardeş çalışıyor. Kimse kimseyi hor görmüyor, eleştirmiyor. Dünyanın ihtiyaç duyduğu toplumsal huzursuzlukların çözümü ile ilgili küçük bir modeldir Hatay. Bu modeli daha çok duyurmak ve yaşatmak da Hatay halkı olarak bizlerin boyunun borcudur.’’Suriyeliler ile ilgili birkaç hususu paylaşmak istediğini belirten Sayın Topaca, ‘’Elbette 419 bin kişi olunca belli suçlar olabilir, belli kabahatler olabilir. İnsanın var olduğu her yerde yaşanan belli adli olaylar, güvenlik olayları vardır. Suriyelilerin de gerek kendi aralarında gerekse bizim vatandaşlarımızla yaşadığı anlaşmazlıklar olabiliyor. Bu kapsamda 2015 yılının rakamlarına göre suça karışan 3738 kişidir. Cezaevinde 21 kişi vardır, 51 kişi adli kontroller serbest bırakılmış ve bir kısmı da gönüllü geri dönüş yapmıştır. Suç türlerine bakıldığında kaçakçılık, kasten yaralama, dolandırıcılık, resmi belgede sahtekarlık, trafik suçları, bazı eşyaları gümrüksüz ülkeye sokma çalışmaları, yasadışı giriş çıkışlar gibi konuları görüyoruz. Önemli suçlar kaçakçılık,  kasten adam öldürme o da daha çok kendi aralarında olan suçlardır. Bizim toplum düzenimize, kanunlarımıza uymaları konusunda çok ciddi bir sorun yok. Öyle bir şey olsa kentimiz huzursuz olur.’’ dedi.Sonsuza kadar devam eden hiçbir savaş olmayacağını belirten Sayın Topaca, ‘’Suriye krizi de er veya geç bitecek. Suriye’nin tekrar imarı, inşası, altyapı ve üstyapı yapılması, buradaki insanların kendi ülkelerine dönmesi gibi bu kriz sonrasında da çok ciddi fırsatların ortaya çıkacağını görüyoruz. Bu fırsatlardan en çok yararlanma kapasitesine sahip olacak il Hatay’dır. Bizim savaş sonrası döneme hazırlık anlamında çalışmalar yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Biz bu anlamda Valilik olarak bir çalışma başlattık. Kentimizdeki Suriyelilerin tam olarak ekonomik anlamda bize ne katkıları var, ileriki dönemlerde ortak ne yapılabilir, Suriye’de neler yapılabilir bununla ilgili ekonomik nitelikli bir araştırma başlattık. Bunu ilgili kesimlerle paylaşacağız. Orası normale döndüğü zaman oraya ilk yardım eden, onlarla birlikte ilk iş yapan biz olalım istiyoruz.’’ dedi.Hassa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki çalışmalara da değinen Sayın Topaca, ‘’Şu an itibariye 45 bin dönüm alanda, ki bu hazine arazisidir,  yer seçimi bitti. Bu, hemen akşamdan sabaha fabrikaların yükseleceği anlamına gelmiyor. Önümüzde ince uzun bir yol var. Aynı zamanda Amanos Tüneli projesinin hayata geçmesi ile Hassa ile İskenderun Limanı arasındaki mesafesinin kısalması, yol standardının yükselmesi ve bir saatlik gibi bir kısalmanın olması söz konusu olacaktır. Bu kapsamda Hassa Organize Sanayi Bölgesi’nin çalışmalarını peyder pey devam ettiriyoruz. Adım adım Amanos Tüneli ile birlikte eş zamanlı olarak ilerlemeyi düşünüyoruz. Burada belli sektörlerde Türkiye’nin en büyüklerinin buraya gelmesini planlıyoruz. Bu bölge sadece Hatay’a hitap eden bir bölge olmayacaktır, bu bölge aynı zamanda Suriye’ye de hitap edecektir. Burası bir cazibe merkezi, bir üretim merkezi olacak. Bunu hayal etmek, yapmak kadar önemlidir. Bunu hayal eden birçok iş adamı var. Bunu her konuştuğumda heyecanlanıyorum. Burada ülkemizin gelecekteki refahını, gelecekteki zenginliğini ve komşuları da dahil olmak üzere her tarafa katkı yapan bir kentin ışıklarını görüyoruz. Onun için heyecanlanıyoruz. ‘’ dedi.Hatay’ın ekonomik potansiyeli konusunda bu kente sadece bir sanayi veya tarımsal üretim kenti demenin haksızlık olacağını ifade eden Sayın Topaca turizm konusunda yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Hatay’ın dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu belirten Sayın Topaca, ‘’Bir hazinenin üstünde oturuyoruz sanki. Nereyi kazsanız tarihi eser çıkıyor. Böyle bir kentin sadece sanayi kimliği ile ön plana çıkması bu kente haksızlıktır, bu tarihi varlıklara haksızlıktır. Devlet olarak biz turizm yatırımı yapacak olan insanların önünü açmak, onlara yol göstermek veya yurtdışından gelen insanların kendi ülkelerinde göremedikleri eserleri ortaya çıkararak onları tanımalarına vesile olmaya çalışıyoruz. Bu anlamda devam eden kazılarımız. Dünyanın en büyük arkeoloji müzelerinden birine sahibimiz. 1 etabını açtık, 2. etabının açılması için çalışmalarımız devam ediyor.  Müzemiz kentimizin marka değeri en yüksek olan eserlerinin başında gelmektedir. Meydanda bulunan eski müzeyi de etnografya müzesi olarak düzenleme çalışmalarımız devam ediyor. Turizm konusunda eksiğimiz de çok. Bu kentte turizm danışma büroları yok. Bu eksiği gidermek üzere Antakya, İskenderun ve Arsuz ilçelerinde danışma büroları yapıyoruz. Birçok tarihi eserin restorasyonunu yapmaya çalışıyoruz. Bu kent sadece yerin altındaki eserlerle değil 155 km’lik sahili olan bir kenttir. İnsanların rahatça denize girdikleri, doğal ortamların olduğu bir kenttir. Turizm ile ilgili herkese düşen görevler vardır. Kenti ve kentin değerlerini tanıtmak anlamında yapacak daha çok işimiz vardır.’’ dedi.Son günlerde başkanlık sistemine ilişkin medyada tartışılan konu ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Sayın Topaca, ‘’İskenderun Teknik Üniversitesi’nde bir konferansa katıldım yerel kalkınma ve kamu yönetimleri ile ilgili. Ben eski Mahalli İdareler Genel Müdürüyüm. Bu konularda yazmış çizmiş bir insanım. Her sistemin avantajları vardır dezavantajları vardır. Türkiye parlamenter sistem ama cumhurbaşkanının yetkilerine baktığınız zaman kısmen yarı başkanlık sistemi zaten var. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden sonra biraz daha belirgin hale geldi ve tartışılmaya başlandı. Bu ortamda valilik nasıl bir seyir alacak onunla ilgili ben düşüncelerimi paylaşmıştım. Başkanlık sistemi gelirse valiliği de tartışacağız, bu şekilde mi devam edecek yoksa valiler de mi seçimle gelecek. Bunlar konuşulacak. Bunu ideolojik çerçevede değerlendirmeyi veya devletin sistemini kökten ortadan kaldıracak farklı bir yönetim şekli getirilecek gibi anlamlar yüklemeyi doğru bulmuyorum.  Valiler seçimle de gelebilir, atama ile de gelebilir ama hangi yöntemle gelirse gelsin taşra-merkez dengesini de çok sağlam bir zemine oturtmak gerekiyor.  Günümüzde valilerin yetkileri erozyona uğruyor. Bu böyle mi olmalı, yoksa yetkilerini güçlendirerek valilik kurumunu yaşatmak mı gerekiyor bunu tartışmıştık. Bence Türkiye’nin valilik kurumunu yaşatması gerekiyor. Valilerin kanundan kaynaklanan güçleri bir de tarihsel ve kurumsal kamuoyu algısından kaynaklanan güçleri var. Yüzlerce yıllık oturmuş bir kurumu bir çizgide yok etmek veya tamamıyla anlamsız hale getirmeyi de çok doğru bulmuyorum. Belki ileriki aşamalarda ülkemizin şartları daha da iyileştiği zaman belediye ve valilik kurumunu birleştirmek suretiyle tek bir meclis veya yönetici kentlerin yönetiminde gündeme gelecek. Bu bir yönetim sistemidir. Burada ideolojik kaygılar taşımaya gerek yok. Türkiye demokrasisi artık bu olgunluğa çoktan erişmiş bir demokrasidir.’’ dedi.Son olarak bütün vatandaşlarımızın ve özellikle gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladığını belirten Sayın Topaca, ‘’Bu ülkenin gelecekteki sahipleri, yöneticileri, tüccarları, işadamları olacak olan geçlerimize seslenmek istiyorum. Bu ülke hepimizin, bu ülkeye sahip çıkma konusunda hiç kimsenin fedakarlıktan kaçmaya hakkı yoktur. Hepimiz en güzel şekilde çalışmaya, daha çok üretmeye, bu ülkeye, bu devlete hizmet etmek yolunda bütün fedakarlıkları yapmaya hazır olmalıyız ki geleceğimiz daha aydınlık olsun;  gelecek nesillere aldığımızdan daha güzel bir devleti, toplumu, çevreyi, kültürü ve birlikteliği teslim edebilelim. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de bizlere söylediği gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak konusunda çok önemli mesafeler kat etmiş bir ülkeyiz. Ama gelişmenin sonu yok. Dünya değişiyor. Bu değişimden geri kalmamak için herkesin çok çalışması, çok okuması gerekiyor. Düşünen, analiz eden, dünyada ne olup bittiğini tam olarak anlayabilen bir nesle ihtiyacımız var.’’ dedi.